Elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar sonrasında, elektrik üreticileri ile sanayiciler sübvansiyonlar konusunda karşı karşıya geldi. Üreticiler, sanayicilerin elektrikte sübvansiyon taleplerine tepki gösterdi. Türkiye’de özel sektörün sahip olduğu santrallerin işleten elektrik üretim şirketlerinin çatı örgütü EÜD’ün Başkanı Aşık, HABERTÜRK’e şunları söyledi:

- 67 MİLYAR DOLAR: Özel sektör elektrik üreticileri, Türkiye’nin gelişmesinin önünde en önemli sorunlardan biri olarak duran enerji darboğazını aşmak için ellerini taşın altına koyarak 67 milyar dolar tutarında yatırım yaptı. Özel sektör bu yatırımları büyük ölçüde serbest piyasaya güvenerek gerçekleştirdi ve bu yatırımlar sonucunda Türkiye’deki arz güvenliği artarken, elektrik maliyetleri de ciddi ölçüde düştü.

- SANAYİ İÇİN ÖNEMLİ: Bu açıdan bakıldığında, elektrik üretim sektörünün Türk sanayinin önemli bir parçası olduğunu, varlığının ve gelişmesinin tüm sektörler için önemli olduğunu görebiliriz.

- MALİYET BAZLI FİYAT: Üretilen herhangi bir meta gibi elektrik fiyatlarının da maliyet bazlı olmasını beklemek gerekir. Sanayicilerimiz, nasıl ki diğer hammadde ve girdilerini serbest piyasa şartlarında alıyorlarsa, serbest piyasa şartlarında üretilen elektriği de aynı şekilde aldıklarını kabul etmelidir. Türkiye’de çoğunluğu özel sektör tarafından üretilen elektriğin, uzun dönemli olarak maliyetinin altında satılması beklenmemelidir. Bu, inşaat sektörü rekabetçi olsun diye, çimento ve demir/çelik üreticilerinden sürekli zararına satış yapmalarını beklemeye benzetilebilir. Hiçbir sektör, başka bir sektörü sübvanse etme durumunda değildir.

'İSTİHDAMI ARTIRAN SEKTÖRLER DESTEKLENMELİ'

- STRATEJİK SEKTÖRLER: Tabii ki stratejik önemi haiz veya ülke rekabetçiliğini, istihdamı arttıran sektörler desteklenmelidir. Ancak bu destek, doğrudan hedeflenen tüketicilere verilmelidir. Enerji fiyatlarını sübvanse ederek, bu desteği ihtiyacı olan olmayan herkese yaydığınız durumda bunun maliyeti çok yüksek olacağı gibi katma değer yaratan ve yaratmayan endüstrileri de ayırt edemezsiniz.

- LÜKS VİLLA: Buna ev tüketiminden örnek vermek gerekirse, tüm mesken fiyatlarını düşük tuttuğunuzda hiç ihtiyacı olmayan lüks villayı da fonlarsınız. Halbuki bakanlıklarımızın yaptığı gibi, belirli kriterlerle ihtiyacı olan meskenleri saptar ve onlara elektrik fiyatı dışında doğrudan destek verirseniz piyasayı bozmadığınız gibi kaynaklarınızı çok daha doğru kullanırsınız. Ayrıca bu şekilde maliyet bazlı çalışan piyasa nedeniyle yakalanacak ek verimlilik, ihtiyaç duyulan kaynakların çoğunu karşılar. Devletin elindeki elektrik şirketleri de daha güçlü ve karlı olacaklarından, hazineye yük olmak yerine bu karlarını yatırımlar ve sosyal destekler için kullanabilirler.

- ELEKTRİK DE STARTEJİK SANAYİ: Elektrik üretim sektörünü de stratejik sanayi kollarından biri olarak görmemiz gerekiyor. Hepimizin aynı gemide ve bir bütünün parçaları olarak ülkemizin sağlıklı gelişimi için çalıştığımızı unutmamak gerekir.

- YERLİ KAYNAK: Türkiye, fosil enerji kaynakları bakımından fakir bir ülkedir. Dolayısıyla konvansiyonel elektrik üretiminin olumsuz çevre etkileri yanında, ithalata dayalı olması, ekonomimizin önemli sorunlarından olan cari açığı artırmaktadır. Ülkemizin en önemli yerli kaynakları yenilenebilir kaynaklardır. Enerjide, ekonomik ve stratejik olarak dışa bağımlılığımızı azaltmanın en önemli adımı yerli kaynakları verimli olarak kullanmaktan geçiyor.

'YÜZDE 50'LERE YÜKSELDİ'

- DAHA MALİYETLİ: Yenilenebilir yatırımlar, bazıları güneş ve rüzgar gibi hızla ucuzlasa da konvansiyonel santrallere göre daha maliyetli olarak hayata geçirilmektedir. Bu nedenle, bu yatırımları teşvik etmek için, birçok başka ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de YEKDEM teşvik sistemi uygulanmaktadır. Ülkemizde 2005 yılında açıklanan teşviklerle, özel sektör tarafından yaklaşık 29 bin megavat yenilenebilir enerji santrali yatırımı yapılmış ve üretilen toplam elektrik içinde yenilenebilirin payı 2019 yılının ilk yarısında yüzde 50’ler mertebesine ulaşmıştır.

- YENİLENEBİLİR DESTEKLERİ: Yenilenebilir üretim için verilen desteklerin maliyeti, özellikle son kaynak tarifesinde doğrudan dikkat çekmektedir. Almanya gibi ülkelerde bu maliyet tüm tüketici kesimleri tarafından şeffaf bir şekilde görülebilen ayrı kalem olarak faturalarda yer almaktadır. Bu teşvikler sonucu oluşan maliyet belirli kaynaklardan karşılanmalıdır. Bazı kesimler, bunların kendileri tarafından ödenmemesini talep etmektedirler. Ancak bunu bir kesimin ödememesi, maliyetin diğer kesimler tarafından ek yük üstlenilerek karşılanması anlamına gelmektedir.

- DAHA YÜKSEK OLURDU: Eğer maliyet olarak görülen bu yenilenebilir üretim yatırımları yapılmasaydı, yeni konvansiyonel santrallerin inşa edilmek zorunda kalınacağı ve spot ile toptan elektrik fiyatlarının bugünkünden daha yüksek olacağıdır. Yurt dışından ithal edeceğimiz enerji artacağı için, cari açık da yükselecekti.

- YEKDEM BEDELİ DÜŞECEK: 2021 yılından sonra birçok yenilenebilir tesisin destek süreleri dolmaktadır ve bunlar piyasaya döneceklerdir. 2020 sonrasında devreye girecek yenilenebilir santraller için ise uygulanacak teşvik fiyatları, bugünkü fiyatlara göre çok daha düşük olacak gibi görünmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda toplam YEKDEM bedelinde bir düşüş beklemekteyiz.