Nasıl marka muhabir olunur?
Anadolu Ajansı'nın eğitim seminerinde bu soruya cevap verildi
Anadolu Ajansı (AA) Adana Bölge Müdürlüğünün, AA yurt muhabirlerinin mesleki ve kişisel gelişimine yönelik Adana HiltonSA Oteli'nde düzenlenen üçüncü eğitim seminerinde, Kişisel Gelişim Uzmanı Yaşam Koçu Ömer Çam, ''Nasıl Marka Muhabir olunur?'', tıp doktoru, fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur ise ''Fotoğrafçı Dansı ve Fotoğrafta Yerleştirme'' konusunda sunum yaptı.
Ömer Çam, gazetecilerin görevlerinin önemine dikkati çekerek başladığı konuşmasında, basında her kademede yer alan kişilerin birbirini nasıl yönlendirip yardımcı olacağını, muhabirin, mesleki becerisi ile nasıl ''marka'' olabileceğini anlattı.
Yaşanmış örnekler, ünlü düşünürlerin sözleri, Türk ata sözleriyle renklendirip, fiziksel ve anket yöntemine dayalı testlerle semineri renkli kılan Ömer Çam, iyi bir gazetecinin öncelikle iyi bir iletişim ustası olmak zorunda olduğunu söyledi.
Endişe, ümitsizlik, korku ve çaresizliğin her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de başarısızlığın temelini oluşturduğunu belirten Çam, kişinin önce kendi yeteneklerinin ve potansiyelinin farkında olması ve öz güvenini sağlaması gerektiğini ifade etti.
Çam, ''Bir haber yapıyorsunuz, dünyanın öteki ucundan ses getiriyorsunuz, bu gücünüzün farkında mısınız? Unutmayın ki siz sıradan insanlar değilsiniz'' diye konuştu.
Marka bir gazetecinin haberi kaynağından alırken, kurgularken ve cümleleri sıralarken ustalığını ortaya koyması için iletişim dili kadar beden dilini de en iyi şekilde kullanması gerektiğini belirten Çam, dünya genelinde beden dilinin yüzde 60, iletişim dilinin yüzde 40 etkili olduğunun kabul edildiğini anlatarak, şunları söyledi:
''Bir kişi hakkında ilk izlenimleri elde etmek için 5-10 saniye yeterlidir. Bu nedenle iyi bir gazeteci, haber almak üzere kaynağına gittiğinde, giyimi, duruşu, öz güveni, bakışı ve tokalaşma şekliyle karşı tarafta iyi bir izlenim bırakmalı. Ne 'ukala' düşüncesi yaratacak kadar dilbaz, ne de 'el ayak öpüyor' gibi eller ceketin önünde bağlanmış halde eğik durulmamalı. Konuşma tarzının da duruşun da dozu iyi ayarlanmalı.''
Çam, eleştirinin de kişinin kendisini geliştirmesini sağlayan önemli bir faktör olduğunu belirterek, ''Bazı insanlar eleştirilmekten hoşlanmazlar, onların her şeyin en doğrusunu kendilerinin yaptığını düşünürler. Oysa, ben size, sizi eleştirenlerin elini öpmenizi öneriyorum. Çünkü eleştiri, kişi tarafından olumlu algılanırsa mutlaka artı değer kazandıracaktır'' dedi.
Çam, her insanın algılama tarzının farklı olduğunu, bazılarının görsel, bazılarının işitsel, bazıların da duygusallık, koku ve dokunmayı ifade eden kinestetik algılayabildiklerini belirterek, şöyle devam etti:
''İlkokul öğretmenini herkes farklı hatırlar. Kimisi güzelliğini, kimisi ses tonunun farkını, kimisi duygusal yaklaşımını, şefkatini hatırlar. 'Aşk, bebek, aile gibi kavramlar neyi hatırlatıyor' diye sorduğumuzda da kişiler algılama şekillerine göre cevap verirler. Eğer, iyi bir gazeteci, karşısındaki kişinin algılama şeklini keşfedebiliyorsa iletişim ustasıdır.''
Çam, A. Einstein'in ''Aynı şeyleri yaparsanız, aynı sonuçları elde edersiniz. İstediğinizi elde edemiyorsanız yaptığınız şeyi değiştin. Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek deliliktir'' sözünü hatırlatarak, katılımcılara ''vazgeçtiğiniz an yenilirsiniz, nefes aldığınız sürece mücadeleye devam edin'' önerisinde bulundu.
AA Bölge Müdürü Ercan Halıcı ise Bölge Müdürlüğüne bağlı Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye illerinde haber yoğunluğu yüksek merkezlerdeki yurt muhabirlerinin katılımıyla gerçekleşen seminerin amacının, muhabirlerin mesleki ve kişisel gelişimine katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Halıcı, daha önce etkili diyalog kurma ve başarıya ulaşma yollarını konu aldıkları seminerlerin ardından bu kez bir muhabirin nasıl ''marka'' olabileceği konusunu seçtiklerini bildirdi.
Ses getiren, aradan yıllar geçse de hafızalarda kalabilen haber ve fotoğraflarla ''marka muhabir'' olunabileceğini belirten Halıcı, ''Yaptığımız iş bir sanat. Sanatta da başarıya ulaşabilmek için emek vermek gerekir'' dedi.
Halıcı, muhabirlere, haber kaynaklarıyla iyi diyalog kurmaları, güven vermeleri, iletişimlerini de her zaman güçlü tutmaları önerisinde bulunarak, ''Haber kaynağının yanına gidip, ya da telefonla arayıp hiç iletişim kurmadan hemen konuya girerek, art arda soru soran bir gazetecinin iletişim ustası olduğundan söz etmek mümkün değil'' diye konuştu.
''FOTOĞRAFÇININ DANSI''
Tıp doktoru, fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur ise sunumunda, gazeteciliğin en önemli ögelerinden fotoğrafta, altın nokta, kompozisyon, zamanlama, muhabirin fotoğraf çekerken alacağı pozisyon ve fotoğrafında paylaşması gereken unsurları kareye yerleştirme konularına yer verdi.
Uygur, fotoğraf ve haberin birbirini tamamlaması gerektiğini, fotoğrafın haberi anlatması gerektiğini ifade ederek, ''Bu nedenle, fotoğraftaki konuyu altın noktaya almak, ön plana çıkarmak, ilk bakışta fark ettirmek zorundayız'' dedi.
Uygur, bir fotoğrafçının, aynı noktayı tıpkı dans eder gibi sağa, sola, yukarıya, aşağıya, ileriye ve geriye hareket ederek, çok farklı şekillerde fotoğraflayabileceğini kaydetti.
Uygur, fotoğrafta ana unsurun yanı sıra arka planın da büyük önem taşıdığını belirterek, ''İyi bir fotoğrafçı, tıpkı tiyatro yönetmeni gibi objeyi nereye koyacağını bilmeli. Nasıl ki tiyatro sahnesinde bir tüfek varsa ve o tüfek mutlaka patlayacaksa, fotoğrafta da gereksiz hiçbir unsura yer verilmemeli'' dedi.