Türk Malı Türkçe'yi bozdu mu?
RTÜK, Abiye ve Erman Kuzu'nun bozuk Türkçe'si için savunma istiyor
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türk Malı adlı dizide, Abiye ve Erman Kuzu karakterlerinin kullandığı bozuk Türkçe nedeniyle Show TV’den savunma istedi. Dizide söz konusu karakterler tarafından değiştirilerek söylenen Türkçe kelimelerin listesini çıkaran RTÜK uzmanları, dizinin sadece iki bölümünde toplam 81 ifadenin yanlış kullanıldığını belirledi. Dizide geçen “Aritmatik (aritmetik), aşortman (eşofman), bu kadan (bu kadar), derişiklik (değişiklik), ezelfektan (dezenfektan), guzu (kuzu), hakketten (hakikaten), ivet (evet), kopek (köpek), laylon (naylon), lehavilite (rehabilite), liften (lütfen), mikemmel (mükemmel), ne kadan (ne kadar), temizlik İran’dan gelir (temizlik imandan gelir), istemek başarmanın karısıdır (istemek başarmanın yarısıdır’ gibi yanlış ifadeler Türkçe’yi bozuyor ve kötü örnek mi oluyor yoksa bir diziye fazla mı anlam yükleniyor? Mizahta mantık aramamalı diyenlerle Kuzu Ailesi’nin Türkçe’yi kemiren bir kurt olduğunu düşünenler karşı karşıya. İşte farklı görüşler...
Gülin Yıldırımkaya
gulinyildirimkaya@haberturk.com
‘Kuzu Ailesi Türkçe’yi kemiren bir kurt, RTÜK’ün kararı doğru’
Türk Dil Kurumu Başkanı ŞÜKRÜ HALÛK AKALIN:
‘Yalnızca söyleyiş bozukluğunu esas alan dizilerden bunu çıkardığınızda geriye bir şey kalmıyorsa o başarısız bir dizidir’
“Türk Malı” dizisindeki Kuzu Ailesi adeta Türkçe’yi kemiren bir “kurt”... Sözcüklerin yanlış biçimde kullanılması, atasözlerinin, deyimlerin bozulması, zorlama ve yapay söyleyişlerle dizi Türkçe’nin kullanılışı açısından çok kötü örnek oluşturuyor. “Dizilerden Türkçe öğrenilmez”, “Komedi dizisidir, abartılıyor” şeklindeki düşüncelere katılmıyorum. Türkiye’de televizyon izleme oranları çok yüksek. Çocukların beş saati televizyon karşısında geçiyor. Yetişme çağındakiler televizyonlarda kullanılan dilden etkileniyorlar. Biz insanımıza Türkçe’yi doğru dürüst öğretmek için çaba harcarken dizilerde bozuk Türkçe kullanılması kabul edilemez. Yanlış kullanılan sözler için ağ sayfamızda özel bir bölümyaptık. Amacımız ölçünlü Türkçe’yi yaygınlaştırmak. Üstelik günümüzde pek çok ülkede Türkçe’yi yabancı dil olarak öğrenenler var. 35 ülkenin nüfus sayımında Türkçe bilinen yabancı dil olarak belirtiliyor. Bu ülkelerdeki insanlar uydu aracılığıyla televizyonlarımızı izleyip Türkçelerini geliştiriyorlar. Bu tür diziler Türkçe öğrenen yabancılara da kötü örnek oluşturuyor. Sözcükleri bozarak dizi çekilemez. Yalnızca söyleyiş bozukluğuna dayanan dizilerden bunu çıkardığınızda geriye bir şey kalmıyorsa o başarısız bir dizidir. Bence RTÜK doğru bir karar vermiş.
Dil Derneği Başkanı SEVGİ ÖZEL:
‘Türkçe’nin canına okudular, gençler birbirleriyle ‘mikemmel’ diye konuşuyor’
Bugün gazetelerden öğrendiğime göre RTÜK, raporunda bizim tepki yazımızı da kullanmış. Biz haftalar önce tepki gösterdik. Dizilerden, televizyondan Türkçe öğrenilmez evet, ama televizyon Türkçe’yi en doğru kullanan kurumlardan biri olmak zorunda. Dizilerde tabii ki yerel ağız konuşan, argo kullanan olur, Türkçe’nin öfkesini sevincini insanlar türlü şekillerde dile getirir dizilerdeki kahramanlar. Ama bu Türk Malı dizisinde deyimlerin, atasözlerinin, özel adların bozulması, örneğin ana babanın çocuklarına bir şeyler yaptırmak için tokat atması, itelemesi kakalaması ve davranış bozuklukları var. Biz tutucu insanlar değiliz, tam tersine güzel yapıtları sunan insanların, yazarların kendilerine baskı yapmamalarını bekleriz. Ama bu dizinin elle tutulur yanı yok. Üstelik adı “Türk Malı”. Artık sokakta duymaya başladık. Belediye otobüsünde gençler birbirleriyle “mikemmel” diye konuşuyorlardı. Avrupa Yakası diye bir dizi vardı, oradaki Türkçe bozukluklarını hâlâ bu toplum atlatamadı ne yazık ki. Avrupa Yakası’ndan sonra Geniş Aile gibi başka diziler de var... Ben bu dizi yazarlarını ne yazık ki yazardan saymıyorum artık. Kopyacılık içinde Türkçe’mizin canına okuyorlar. Başka diziler de var ancak Türk Malı dizisi şimdiye kadar yapılan yanlışların üstüne tüy dikti. RTÜK’ün birçok eylemine, etkinliğine karşıyız, RTÜK’ü bir anlamda yasakçı bir kurum olarak da görüyoruz. Ama bizim tepkimizden yararlanmaları hoşumuza gitti. Demek ki doğru işler de yapabiliyorlarmış isteyince.
‘Türk Malı, Aşk-ı Memnu’nun yanında çok masum kalır’
Türk Malı Dizisi’nin Yapımcısı ALİ GÜNGOĞDU:
‘Unutulan atasözlerini yeniden hatırlattığımız için RTÜK’ün bize teşekkür etmesi lazım’
Komedi dizisinde espri amacıyla yapılanların ciddiye alınmaması gerekir. Bunun espri olduğunu seyreden genç de yaşlı da anlıyor. Adı üstünde bunlar espri. Dizinin başında zaten olayların ve kahramanların hayal ürünü olduğunu, gerçekle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söylüyoruz. Türk Malı’nda karakterlerin atasözü ve deyimleri espri amacıyla yanlış söylemesi seyircinin ciddiye alacağı bir durum değil bana göre. Hatta unutulan atasözlerini yeniden hatırlattığımız, büyüklerin de çocuklara eğlenceli biçimde doğrusunu öğretmesine vesile olduğumuz için RTÜK’ün bize teşekkür etmesi lazım. Televizyonun insanlar üzerinde etkili olduğu söyleniyor. Aşk-ı Memnu gibi toplumun ortak değerleriyle pek de bağdaşmayan bir dizi yayınlandı televizyonlarımızda. Herhalde onun yanında bizim dizimiz çok masum kalır. Çocuklar Kurtlar Vadisi’nden, Arka Sokaklar’dan da etkileniyor ona bakarsak. Demek istediğim dizileri eleştirmek değil, televizyon realitesinin altını çizmek.
Türk Malı Dizisi Senarist ve Yönetmeni TAYFUN GÜNEYER:
‘Mizahta mantık aranmaz adı üstünde mizah!’
Mizahta bu kadar mantık aranmaz. Adı üstünde mizah. İnsanlar gülüp geçsin diye yapılır. Türk Malı dizisi insanlar gülsün diye yapılan bir dizi. Mesaj verme kaygısı yok. Herkesin Kuzular’ı örnek almasını amaçlayan bir dizi değil. Palyaçolar, yamuk yürüyerek insanları güldürüyor. Palyaçoya ‘Yamuk yürüme gülüyorlar, insanlar senin yüzünden yamuk yürüyecekler’ diyebilir miyiz?’ Komediyi ciddiye almalarını anlamıyorum. Ayrıca dil üzerine espri yapmak o dilin zenginliğini gösterir. İngiliz, Fransız kendi diliyle kelime esprisi yapamaz. Dilleri uygun değil. Durum esprisi yapabilir. Ama Türkçe’nin zenginliği böyle bir mizah gücü ortaya koyuyor. O zaman Aziz Nesin’e, Ferhan Şensoy’a, Yılmaz Erdoğan’a, Metin Üstündağ’a ne diyeceğiz? Bunlar gibi ustaların, dilin zenginliğinden yaptıklarını yok sayabilir miyiz? Şimdi bir dizide güldürü amacıyla adamı, amuda kalkmış biçimde televizyon seyrederken gösterseler çıkıp ‘Televizyon amuda kalkarak izlenmez’ diye ciddi bir çıkış mı yapılacak? Ben Türk ailesini yansıtan dizi yapmıyorum. Kuzular 25 milyon Türk ailesinden sadece biri ve ben Kuzular’ın dizisini yapıyorum.
Posta Gazetesi TV Yazarı MESUT YAR:
‘Dizilere yapılan bu saçma yaptırımları hazmedemiyorum’
Bu dizide mizahçının yapmak istediği, kelimelerle oynayarak ortaya bir durum komedisi çıkarmak. Bunu anlıyorum ben, üstelik bunu Binnur Kaya gibi bu işin hakkını veren bir oyuncuya yaptırıyor, bu da işin etkisini ikiye katlıyor. Şimdi hem komik olacak, hem etkin olacak, hem de insanları etkilemeyecek... Öyle bir şey yok. Kendini bir dönem Polat Alemdar, şimdilerde Ramiz Dayı sanan koca bir topluluğun kendini bugün Abiye Kuzu sanması, öyle davranması bana göre çok abuk bir şey değil. Herkesin kendini anlatış biçimi, kitlelere ulaşma biçimi var ve ben o biçime saygılıyım. Erman ve Abiye Kuzu Türkçe’yi, Türk örf ve âdetlerini bozacaklar diye saçma sapan bir yaptırımla bu diziyi kaldıracak bir yola girilmesini hazmedemiyorum, kimsenin de hazmedeceğini zannetmiyorum. Ekranda her gün zehir saçan daha politik işler varken bunların yanında bana göre çok masum kalan bir işin üzerine gidilmesi saçma.
Tiyatrocu LEVENT KIRCA:
‘Yasakları koyanlar önce kendi Türkçelerini düzeltsinler’
Bir diziyle Türkçe’nin bozulması mümkün değildir. Bu tamamen safsatadır. Şiveler vardır, lehçeler vardır, diyalektler vardır. İç Anadolu farklı konuşur, Doğu Anadolu farklı konuşur, Kayseri farklı konuşur, Kürt’ü farklı konuşur, Laz’ı farklı konuşur, Ermeni’si farklı konuşur, Yahudi’si farklı konuşur. Siz bunları oynamaya kalktığınızda bunların lehçelerini, şivelerini, diyalektlerini yaparsınız. Dolayısı ile bunlar zaten bozuktur. Bunlar doğru şeyler değildir. Ben kesinlikle karşıyım, kendi adıma bunu protesto ediyorum. Ayrıca da bu bir mizah programıdır, bu bir komedi programıdır yani buna uyarı gelmesi, bunun RTÜK tarafından Yasaklanması uygun değildir. Eğer bunu yasaklayacaksak TBMM’nin yarısından fazlasını boşaltmak gerekir, Türkçe’yi yanlış kullandıkları için, diyalektleri ve diksiyonları bozuk olduğu için. Bunlar ön girişimlerdir, genel yasakların adım adım gelişidir. Bir şive kullandın, bir hatalı kelime kullandın diye kimse kimseye kalkıp da; “Kardeşim Türkçe’yi bozuyorsunuz” deme lüksüne sahip değildir. Evvela bu yasakları koyanlar kendi Türkçelerini düzeltsinler.
Sabah Gazetesi TV Yazarı YÜKSEL AKTUĞ:
‘Tam tersine, herkese Türk dili jimnastiği yaptırıyor!’
Bu Türk Malı bana Türk dili jimnastiği yaptırması açısından faydalı geldi. Orada çok yaygın kullanılan ve çoğu bilinen deyimler ve atasözlerinin mizah unsuru olarak yanlış kullanılması söz konusu. Aslında çoğunluk bunun doğru şeklini biliyor ve hatırlıyor. Yani aslında yanlışını göstererek insanları doğruya yönlendirici bir tarafı da var. Ekran karşısındaki herkese Türk dili jimnastiği yaptırıyor. Bu yönüyle verilen cezayı çok doğru ve haklı bulmuyorum. Ona varıncaya kadar spikerlerin ne dediğinin anlaşılmadığı, alt yazıyla verilmesi gereken haber bültenleri var. Bu bir mizah dizisidir. Ona bakarsanız Kemal Sunal filmleri hâlâ gösteriliyor ve büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Kemal Sunal filmleriyle büyüyen bir neslin sürekli onun gibi konuşması gerekirdi. Böyle bir tehlike söz konusu olmadığına göre bunu çok akılcı, mantıklı görmüyorum. Hatta tam tersini savunuyorum.