Ahmet Hakan Cüppeli Hoca'yı ziyaret etti!
İşte ziyaret notları...
Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, İsmail Ağa Cemaati'nin önde gelen ismi Cüppeli Hoca'yı cezaevinde ziyaret etti.
''Cübbeli Ahmet Hoca'' olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü, kamuoyunda ''Karagümrük çetesi'' olarak bilinen suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Aralık ayından beri tutuklu bulunuyor.
İşte Ahmet Hakan'ın ziyaret notları:
METRİS: Şöyle bir baktım: “Metris’in önü bir uzun alan” değildi. “Metris’in önünde kahveler” de yoktu... Aşinası olduğum “Metris dili ve edebiyatı” inceden zedelendi yani...
MUKAYESE: Silivri Cezaevi’ne girişteki zorlukların derecesi 10 ise Metris Cezaevi’ne girişteki zorluk ların derecesi 7’dir... Yine “göz taraması”, yine “üst araması”, yine “kemer çıkarması” falan...
AÇIK GÖRÜŞ: Adalet Bakanlığı’nın izniyle açık görüş yapacağız Cüppeli Ahmet Hoca ile... Geniş, ferah, büyük bir salona aldılar beni... Bekliyorum Hoca gelsin diye...
İŞTE HOCA: Elinde iki adet meyve suyuyla göründü Hoca... Televizyon ekranlarındaki kadar şık değildi... “Hoş geldin muhterem” dedi... Ve karşıma oturdu... “Şeker hastasıyım, bunları hep yanımda bulundurmak zorundayım” dedi ve elindeki iki adet meyve suyunu koydu masanın üstüne...
HOŞBEŞ: “Senin İsmailağa geçmişin var mı?” diye sordu Hoca... “Yeşilcami Kuran Kursu geçmişim var” dedim. Ortak tanı dıklar üzerine konuştuk...
İTİKAT: Sonra beni de şaşırtan bir soru geldi Hoca’dan: “İtikat açısından ne durumdasın?” Cevap verdim: “İtikadımız sağlamdır hoca”. Rahatladı ya da rahatla mış göründü. Şöyle dedi: “İyi o zaman... Her şeyi konuşabiliriz”.
SUNUM: Başladı anlatmaya... Ama ne anlatma! Makineli tüfek gibi konuştu Hoca... “Süre kısıtlı, her şeyi anlatmam lazım” diyerek izah etti bu tutumunu... Bir saat boyunca çerçevesi zekice çizilmiş bir sunum yaptı bana... Hak kındaki suçlamaları önce dini açıdan ele aldı... Ayetlerle, ha dislerle, sahabe ha yatından örneklerle kendisini haklı çıkardı... Ardından suçlamalara hukuki açıdan yaklaştı: İddiaları boşluğa düşürecek detay lara daldı... Son derece sistematik bir sunumdu bu... Etkilenmedim desem yalan olur.
MORAL: Morali gayet iyiydi Hoca’nın... En önem verdiği isim: Mahmut Efendi... Onun iddialara inanmamasını çok önemsiyor... Cemaat’in de arkasında olduğuna inanıyor... Bir televizyon kanalında vaazlarının yayınlanıyor oluşunu da pek önemsiyor. “İddialara inanıl sa o kanal benim konuşmalarımı yayınlayabilir mi?” diye soruyor.
KOŞULLAR: Ziyaretçi akını var Hoca’ya... Kendisini yalnız hissetmiyor. Cezaevi koşullarını ise üzerinde durmaya bile değer bulmuyor.
SORUMLU: Başına gelenlerin sorumlusunu aramaktan da vazgeç miş Hoca... Şöyle diyor: “Cemaat biz yapmadık diyor. Hükümet biz yapmadık diyor... Neye inanacağı mı ben de şaşırdım”.
İLTİFATLAR: Fırsatını bulur bulmaz şunları söyledim kendisine: “Hangi hatayı yapmış olursanız olun ‘beyaz kadın ticareti’ gibi bir suçlamaya maruz kalmanızı haksız lık olarak görüyorum. Bu yüzden buradayım”. Hoca da şöyle cevap verdi: “Yazılarını hep okuyordum. Gazete köşesinden bana yazdık larına vaaz kürsüsünden cevaplar verdim. Bunları tatlı atışma olarak gördüm. Şu anda buraya gelmen beni çok mutlu etti”.
ÇIKIŞ: İnfaz koruma memurları uyarıda bulun dular: Süre bitti... Musa faha ettik. Helalleştik... Hoca geldiği kapıdan hasta adımlarla gitti... Dışarıda Hoca’nın iki ziyaretçisi daha vardı: Babası Yusuf Ünlü ve “Jet Fadıl” olarak bili nen Fadıl Akgündüz. Onlarla da selamlaş tım... Sonra Metris’in gri duvarlarını geride bırakarak uzadım oradan...