HABERTURK.COM

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarının satırbaşları şöyle:

DEPREMDE MESAJI

Çalışanlar herkese insanlık dersi veren fedakarlıklarda bulundu. Çeşitli olaylarda olduğu gibi bu duygunun dışına çıkan bir takım kimseler olduğunu gördük. Orada ortaya çıkan fedakarlık sahneleri, asalet ve dayanışma görüntüleri hepimizin hafızasında yer edecek. Kötülük yapanlar da kendi kötülükleriyle baş başa kalacaktır.

BELÇİKA TEPKİSİ

Belçika'da teröre doğrudan destek verme anlamına gelecek gelişmeler yaşanıyor. Bunlar terör örgütü PKK'yı uluslararası normlarda devlet dışı aktör olarak tanımlıyorlar. Meşru bir devletle terör örgütünü eş tutmak gibi hukuk dışı, insanlık dışı bir tutumdur. İnsanlığın evrensel değerlerinin teröre kurban edildiğini görüyoruz. Bu karar DEAŞ'ı da terör örgütünden olmaktan çıkarır. İnsani ve hukuki değerlerle bağdaşmayan bu kararla mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu karar Belçika mahkemesi için ağır bir lekedir. Belçika yargısının bir terör örgütünü aklaması, destek vermesi anlamına gelir. 

TRUMP'IN ORTADOĞU PLANI

ABD Başkanı Trump, barışla hiç ilgisi olmayan planı açıkladı. Bu açıklamadaki Filistin halkına karşı buyurgan üslup herkesin dikkatini çekmiştir. Filistin halkının meşru taleplerinin hiçe sayıldığı işgal planıdır. Plana baktığımızda somut olarak, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail varlığını meşrulaştırmaya çalışıldığı belli. Tamamen köleleştirme planı olarak gözüküyor. Filistinlilerin varlığını şartlı hale getiriyor. İsrailli yerleşimciler işgalciyken yerleşim sakinine dönüşüyor. İşgalciliğe ve saldırganlığa Netanyahu'nun güvenlik demesinin hiçbir anlamı yok. Burada Filistinlilere devlet vaat edilmesi gibi bir şey söz konusu değil. İsrail'in güdümü altında Filistinlilerin yönetiminde işgal yönetimi mekanizmasıdır. Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın 'Kudüs satılık değildir' açıklaması yerinde bir açıklamadır. Bu barış planında bahsedilenleri yeni bir şey diye sunuyorlar. Yeni bir şey değil. İsrail hükümetinin cesaret edemeyeceği planları yazmışlar. Bu işgal planı. Bu saldırganlık İsrail tarafından fiilen uygulanıyor.

ABD Başkanları bu zamana kadar iki tarafı da yanlarına alarak bir müzakere yürütmek isterdi. İlk defa bir ABD Başkanı Filistin ile görüşmeden, Türkiye'nin görüşünü almadan böyle bir plan yapılıyor. Plan olması için müzakere olması lazım, iki tarafın olması lazım. 80 sayfa, her maddesinde İsrail'in kabul ettiği saldırganlık politikasının hayata geçmesi için ortaya koyulmuş yaklaşımlar var. Zamanlaması da ilginç. İktidara gelemeyen, hükümeti kuramayan, geçici başbakan olan Netanyahu'ya yeni seçimler öncesi destek verecek bir tutumun ortaya çıktığını görüyoruz. ABD, Barış Planı'nda ciddi olsaydı, seçilmiş bir başbakanla ve Filistin tarafının da olduğu bir planın hayata geçmesine çalışırdı. Bu plan ölü doğmuştur, barışa hizmet etmesi söz konusu değildir. 

Başkenti Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmalıdır. Çalışmalara devam edeceğiz ve Filistinli kardeşlerimizin desteklemediği hiçbir planı desteklemeyeceğiz. Bunun İslam coğrafyası için utanç belgesinin birileri tarafından kabul edilmesi, ayrı bir utançtır. Tanıma diye talep edilen şey Filistinlilerin köleleştirilmesi. Biz Kudüs ile ilgili hassasiyetimizin altını çiziyoruz. Bir Filistin devletinin kurulması bizim için zorunludur. 

SORU-CEVAP

* İmamoğlu'nun tatili: Elazığ'a gitmemiş, Erzurum'a giderken uğramış. Burada bir afet durumu var. Halen bugün de bakanlarımız oradadır. Her yönüyle oradaki enkaz kaldırma çalışmaları bitmesine rağmen köy köy gezerek bu çalışmaları yürütmektedir. Tatile giderken uğramanın nasıl eleştiri aldığını, nasıl yanlış bulunduğunu biz de görüyoruz. Herkes kendisine yakışanı yapar. 

* Parti devleti eleştirileri: Parti devleti meselesini de çok konuşuyorlar. Bu Türk siyasi tarihinde CHP patentli bir atıftır. Kendisinin İşbankası hissesi var. Önce bunları Hazine'ye devretmesi gerekir. Parti devleti kavramsallaşması için bir örnek vereyim; CHP Genel Başkan Yardımcısı bazı belediye isimlerini koyarak 'CHP Elazığ'da' diyerek bir şema yayınladı. Bunu bir tek CHP'den gördük. Halbuki tüm kamu kurumlarının oraya koşması takdire şayandır. Bunu böyle sunmak parti devleti uygulamasıdır.

* Deprem vergileri: Burada açık ve net bir şekilde şunları söyleyim: Net olan şudur, toplanan vergilerin çok daha fazlası deprem konusunda çalışmalar için harcanmıştır. Bu bir devlet meselesidir. Milletimizin canının korunması ve afetlere hazırlık koordinasyon içinde gerçekleşmektedir. Kamu kurumlarından okullara kadar, çeşitli konutlar yapılmasına, güçlendirmeye kadar, yaşanan depremler sonrası yerleşim yerlerinin iyileştirilmesi için, konutların dönüştürülmesi için harcanan paralar vergi miktarından daha yüksek miktarı işaret etmektedir. Bunlar ilgili bakanlar tarafından da açıklanır. Bu bir rakam meselesi değildir. Böyle bir zamanlamayla, böyle yakışıksız bir şekilde gündeme getirmek hiçbir ahlaki yaklaşımla bağdaşmaz.

* FETÖ'nün siyasi ayağı (İlker Başbuğ'un açıklamaları): Bu açıklamanın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Böyle bir açıklama yapılmışsa çirkin bir açıklama. Askeri bir geçmişi olan birisinin kendi görev dönemiyle ilgili hesap vermesi lazım. İşi gücü bırakıp, siyasi aktör gibi emrinde çalıştığı hükümeti eleştirmekle karşı karşıyayız. Kendisi mükemmel işler yapmış, hükümet yanlış yapmış. Emrinde olduğu hükümetle ilgili böyle konuşması, demokrasiden nasibini almadığının göstergesi. Eline boru alıp çıktığı toplantılarda şöyle manzara ortaya koymuştur diye çıksak hoş mu olur? Devlet adamlığı diye bir şey vardır. Önce aynayı kendisine tutacak, sonra çevreyle ilgili konuşacak. Bu tip bir konuşma olursa, daha ayrıntılı cevap veririz. 

* Belediye kanunu: Bu kayyum meselesinde bunu gündeme getiriyorlar. Bu düzenlemeler hakkında çalışılıyor. CHP'deki esas kayyum politikalarla ilgili kayyumdur. CHP'de bir vesayet kayyumu vardır. Her şeyi eleştiren ama vesayet alanının korunmasını  öngören bir kayyumdur. Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre yapılan düzenlemelerdir.