Patriotlar neden çekiliyor? Atina'nın geri adımı, Ankara’nın hazırladığı "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" ve yeni kıta sahanlığı hamlesiyle bağlantılı mı?
Yunanistan'ın Türkiye sınırına ve Ege hattına konuşlandırdığı ABD yapımı Patriot hava savunma sistemlerini geri çekme kararı, Ankara'da yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bülent Aydemir'in haberi...
Yunanistan devlet televizyonu ERT’nin duyurduğu ve eKathimerini gazetesinin ayrıntılandırdığı habere göre, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis başkanlığındaki Ulusal Güvenlik Konseyi (KYSEA), Türkiye sınırındaki Didymoteicho (Dedeağaç/Evros hattı) ile Karpathos Adası’na konuşlandırılan Patriot bataryalarının geri çekilmesini onayladı.
Haberde kararın gerekçesi olarak “jeopolitik koşullardaki değişim” gösterildi. Patriot sistemleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından olası İran balistik füze ve İHA tehdidine karşı konuşlandırılmıştı. Ancak dikkat çekici olan nokta, bu sistemlerin özellikle Türkiye’nin yakından takip ettiği Karpathos ve Evros hattında bulunmasıydı.
Ankara, Karpathos’a yapılan konuşlandırmaya sert tepki göstermiş; Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, adaların statüsüne ilişkin uluslararası anlaşmaları hatırlatarak bölgenin silahsızlandırılmış olması gerektiğini savunmuştu. Atina ise itirazları reddetmişti.
İran krizi devam etmesine rağmen;
şimdi Ankara kulislerinde sorulan soru şu:
Geri çekilme kararı tesadüf mü?
Çünkü bu gelişme, Türkiye’nin uzun süredir hazırlığını yürüttüğü “Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu” ve kıta sahanlığı düzenlemesinin gündeme geldiği bir döneme rastladı.
Ankara’da güvenlik ve diplomasi çevrelerinde bir süredir, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki tezlerini yalnızca diplomatik nota ve NAVTEX’lerle değil, doğrudan iç hukuk metniyle tahkim edecek yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıldığı konuşuluyor.
Bu düzenlemenin;
- Türkiye’nin kıta sahanlığı koordinatlarını iç hukuka daha güçlü şekilde işlemesi,
- Deniz yetki alanlarının hukuki tanımını netleştirmesi,
- Ege ve Doğu Akdeniz’de “maksimalist haritalara” karşı yeni çerçeve oluşturması,
- Mavi Vatan doktrinini yasal zemine oturtması gibi sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Diplomatik kaynaklar, Atina’nın son dönemde tansiyonu kontrollü biçimde düşürmeye çalışmasının arkasında, Ankara’nın yeni deniz yetki alanı hamlesinin yarattığı stratejik baskının bulunabileceğini belirtiyor.
YUNANİSTAN SİLAHLANIYOR
Öte yandan Yunanistan’ın Patriotları geri çekmesi, askeri gerilimi tamamen azaltacağı anlamına gelmiyor. Aynı KYSEA toplantısında;
4 adet İtalyan FREMM/Carlo Bergamini sınıfı fırkateyn alımı, 4 adet MEKO sınıfı fırkateynin modernizasyonu ile Deniz kuvvetlerinin yeni tedarik programları da onaylandı.
Bu tablo, Atina’nın kara ve ada hattındaki görünür gerilimi düşürürken, deniz gücünü artırmaya devam ettiği yorumlarına yol açtı.
Türk güvenlik kaynakları ise özellikle şu sorunun önem kazandığını belirtiyor:
“Yunanistan, Ankara’nın deniz yetki alanları konusunda atacağı yeni hukuki ve stratejik adımlar öncesinde kontrollü bir yumuşama mı arıyor?”
Çünkü Ankara’nın hazırladığı belirtilen yeni düzenleme yalnızca teknik bir yasa olarak görülmüyor. Düzenleme; Ege, Doğu Akdeniz, adaların statüsü, kıta sahanlığı ve enerji-jeopolitik rekabetini doğrudan etkileyebilecek yeni bir stratejik safhanın işareti olarak değerlendiriliyor.