KILIÇDAROĞLU’nu dikkatle izliyorum.
İşimiz bu. Siyasette yükselen her figürü izlemek zorundayız.
Olumlu bulduğum pek çok yönü var. Bir kısmını daha önce yazdım.
Son günlerde CHP’nin eski genel başkanının yapmadıklarını yapıyor.
Çok çalışkan. Geziyor, dolaşıyor, konuşuyor.
Halka yakın. Rol yapmıyor, gerçekten yakın.
CHP’nin yıllardır miting yapmadığı, hatta tarihi boyunca gitmediği yerlere gidiyor. İyi kötü bir kalabalık topluyor.
Bunların hepsi olumlu.
Ancaaaak!
Bir ancak var ki, çok derin.
Belki başında bulunduğu partinin genetiğinden kaynaklanıyor, bilmiyorum ama tavırlarında bazı tutarsızlıklar görüyorum.
En net örnek, 27 Nisan Muhtırası’yla ilgili sözleri. Bunun, dönemin Genelkurmay Başkanı ile Başbakan arasında yapılmış bir uzlaşma sonucu, AKP’ye güç kazandırmak için verildiğini söyledi.
Elde bir kanıt, bir belge olmadan böyle bir şey söylemenin yanlışlığı bir yana, 27 Nisan Muhtırası başta CHP’nin o günkü yönetimi olmak üzere AKP muhalifi geniş çevreler tarafından “olumlu” bulunmuş, hatta alkışlanmıştı. Eğer Kılıçdaroğlu’nun dediği gibiyse, yani bu muhtıra AKP’ye seçim kazandırmak için planlanmış bir komploysa demek ki, CHP ve AKP karşıtı olduğunu söyleyen çevreler de bu komplonun bir parçasıydı.