Yazı yazmaya oturduğumda hiçbir zaman, “Duygularımı sağdan soldan törpüleyeyim de herkese hoş görüneyim, kimseler bana kızmasın” diye hiç düşünmem. Yazının zamanı gelmesi için duygularımın coşması gerekir, ben beynimle değil daha çok kalbimle yazarım.
Başlığımı okudunuz, bugün yazacaklarımı da uzun süre düşündüm, duygularımın oluşmasını bekledim, arada gözlemledim, konuştum ve tartıştım. Bunları yazdığımda, “Bana şu kızar, bu şöyle düşünür” diye yine hiçbir şey düşünmemeye karar verdim. Kalbim ne söylüyorsa onu sansürsüz, ayarsız yazmaya karar verdim.
Bu sadece erdemli, dürüst bir yazar olmak isteyişimden kaynaklanmıyor; bu işte mesleki kaygılarım da rol oynuyor. İyi yazar olabilmenin de en önemli şartının duygularımız hakkında açık ve dürüst olmaktan geçtiğini biliyorum. Çünkü okuyucu kalple yazılan yazıyı mutlaka tanıyor, onu arayıp buluyor ve takdir de ediyor. Bunun sonsuz rahatlığı var içimde.
Evet başlığımda dediğim gibi ben gerçek vatan sevgisini Gülen Cemaati’nde gördüm, dahası vatanseverliği onlardan öğrenmeye başladım.