'Korsan' satın alan da cezalandırılsın mı?
Bakan Günay'ın açıkladığı yeni korsan yasası tartışma yarattı
’Üreticiyi de, tüketiciyi de, yapımcıyı da mağdur eden korsan üretim bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor ve panzehiri hâlâ bulunamıyor. Konuyla ilgili birbiri ardına yapılan operasyonlar şüphesiz bu yasa dışılığa darbe indiriyor indirmesine ama “korsan”ın kökü bir türlü kazınamıyor. ‘Dünya Fikri Mülkiyet Günü’ dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay hazırlanan korsan yasasına ilişkin “Şimdiye kadar hep üretenlerle meşgul olduk ama tüketici taraf sanki hakkı olan bir şeyi alıyormuş gibi aldı, yürüdü, gitti. Bunu hiç olmazsa kabahat denilen bir yaptırıma, kesin ağır bir ceza olmasa bile bir yaptırıma bağlamak da önümüzdeki günlerde tartışmaya açılabilir. Çalıntı mal almanın ceza yasasında karşılığı var, neden bu fikri üretimin sonucu olan ürünlere de uygulanmıyor?” diye sorarak, korsan konusunda üretici kadar tüketicinin de sorumluluğu olduğunu vurguladı. Peki korsanla mücadelede bu tür bir yaptırım çıkış yolu olabilir mi? Üreten kadar tüketen de suçlu mu? Bilinçli korsan tüketimiyle bilinçsiz korsan tüketimini ayırt etmek mümkün mü? Üreticiler, yapımcılar, siyasetçiler ve hukukçularla konuyu tartışmaya açtık. İşte farklı görüşler...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
Avukat CEM DEMİRHAN:
‘Herkesin bilim ve sanata serbestçe ulaşma hakkı var. Böyle bir kanunun
uygulaması da sorunlu olur, milyonlarca tüketiciyi kim takip edecek?’
KORSANIN temel sebebi yüksek fiyatlar. Yapımcı ve sanatçı ürün tüketime sunulana kadar en az 3 defa ve ayrı ayrı vergilendirmekte,maliyetleri 3-4 katına çıkmakta. Bu yükler devamettiği sürece, korsanın rantı yükselmekte.
Türkiye’de kitap ve CD-DVD’lerin satış fiyatları AB ülkeleri veya ABD’den daha yüksek değil. Ancak vatandaşlarımızın satın alma gücünün daha düşük olması fiyatları yüksek kılmakta. Mevcut mevzuatımızda sadece üreten ve satan cezalandırılmaktayken, tüketicinin de cezalandırılmasının korsanı azaltacağı ancak önlemeyeceği kanaatindeyim. Özellikle internet üzerinde
faaliyet gösterenmüzik ve film korsanı endüstrisi gelişecektir. IP gizleme programları ile de bu tür sitelerden alışveriş yapan tüketicileri tespit etmek neredeyse imkânsız hale gelmekte. Tüketicinin cezalandırılması durumunda kitap satın almamış ancak elinde bulunduran ve hatta elindeki kitabın korsan olduğunu anlayamayacak durumda olan tüketiciler mağdur edilecektir. Böyle bir cezai yaptırım öngören kanunun uygulama sorunu da olacaktır. Bir avuç üreticiyle başa çıkamayan kolluk kuvvetlerinin milyonlarca tüketiciyi takip etmesi fiilen mümkün olmayacaktır. Tüketiciyi cezalandıran bir kanunun ise Anayasa’nın 27.Maddesi’ne aykırı olacağı kanaatindeyim. TC Anayasa’sı 27.Maddesi’nde açıkça herkese bilimve sanatı serbestçe öğrenme hakkı tanınmıştır. Kitap, müzik ve filmin sanat olduğu açık olduğundan kesilecek cezalara Anayasa’ya aykırı olduğu için itiraz edilebilmesi mümkün
olacaktır.
İZ Yayıncılık Yöneticisi MEHMET KAHRAMAN:
‘Satanın cezalandırılması engellenemedi, alan cezalandırılsa ne çıkar?’
Korsan yasal bir suç olmaktan çok bir ahlaki sorundur. Toplumsal bir kirliliktir. Acı olan şey, bu toplum, icradan mal satın almayı ayıp sayan bir anlayışa sahipken, malın üzerinde eski sahibinin ahı vardır algısı ile hareket ederken, bugün baktığımızda, korsan olanı, kaçak olanı tercih eder bir hale gelmiştir. Yani ''eğitim şart'' gibi bir ezberi söylemiyorum, ancak uzun uzun tartışılması gereken bir sosyal dejenerasyonla karşı karşıyayız. Satın alanı da cezalandırmak korsanın önünü keser mi sorusu için, belki bir miktar etkili olur diyebiliriz. Ancak korsan satanın cezalandırılması engellemedi ki... İnsanların, her durak, üst geçit ve istasyonda karşılaştığı korsan tezgâhları için, devlet bir şekilde yol veriyor algısını nereye oturtacağız? Yani size korsan ürün aldığınız için ceza kesecek güç, niçin satmayı engellemiyor? Üreticinin suçu da ayrı. Nasıl olsa korsanı var kabulü ile maliyeti yasal olana bindiren fiyatlandırma anlayışı, baştan beri hiç sorgulanmadı. Ülkede kullanılan Windows programlarının tamamı lisanslı olabilseydi fiyatlarının da on misli daha ucuz olabileceği iddia edilmekte. Peki bu maliyeti yasal kullanıcıya bindirene masumdur diyebilmek mümkün mü? Durum personelinin çalacağını peşinen kabullenen patronun, ücretleri bu gerekçeyle düşük tutması gibi bir şey. Dolayısıyla fiyatları genel olarak böyle değerlendirmekte ve durumu bir kısır döngüye benzetmekteyiz. Fiyatları değerlendirirken bir şeyi de gözden kaçırmamak lazım. Korsan, sadece hak sahibi olan yayınevinin ürününü yasadışı yayınlamak değildir. Yayınevinin hak sahibinden habersiz olarak yayınladığı da bu kategoridedir ve esas üzerine gidilmeyen budur. Bandrol bunu engellemek amacıyla zorunlu hale geldi ancak hak sahibi bandrol kayıtlarına internet üzerinden sorgusuz sualsiz ulaşamadıktan sonra bu çözüm neye yarar.
Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı MEHMET SAĞLAM:
‘Fiyatlar yüksek olduğu için korsan satılıyor’
Her yeni uygulamanın faydalı olacağı düşüncesiyle ortaya çıkarıldığı kesin. Umut ediyoruz ki olur. Ama tabii ki uygulamanın ne olacağını bilmeden, kesin olarak “Başarılı olur” veya “Başarılı olmaz” demek yerine burada bir nevi deneme yanılma metodu “Neler olacak?” ama bilinen bütün tedbirler alınmak suretiyle bir kontrol mekanizması kurulmaya çalışılıyor. İnşallah işler. Elbette ki önce üreticinin bunun yapılmaması için tedbir alması gerekir. Her vatandaş her zaman soramaz ama onun da uyanık olmasında yarar var. Bizim tüketicimiz de hiçbir şeyin fiyatını sormadan alabiliyor. O mala üretiminden piyasaya çıkıncaya kadar biraz daha dikkat eder ve malı dikkat ederek alırlarsa elbette ki büyük bir faydası olur. Ama ilk önce üretimi dikkate almak lazım. Korsan üretilenin piyasaya çıkışını önleyici tedbirler almak lazım. Bir de eserlerin fiyatlarının da dikkate alınması lazım. Eğer ikisi arasında müthiş bir fark varsa, biraz da vergi ödeyenlerin, normal yolla ürün piyasaya sürenlerin fiyatlarını ona göre ayarlaması gerekir. Fiyatlar arasında bazen uçurum oluyor. İnsanlar da korsanı alıyor maalesef. İnsanlar, kalitesi daha kötü bile olsa fiyatından dolayı ona razı oluyor. Orada da biraz daha normal yolla satış yapanların kar marjlarında dikkatli olmalarında fayda var. Şu anki fiyatlar yüksek.
***
‘Üreten kadar tüketen de cezalandırılmalı’
Kitapyurdu.com Yöneticisi SADİ KİZİR:
Organize Suçlar kapsamında değerlendirilen korsan materyal satışının oranı geçmiş yıllara göre azalma gösterse de, maddi kayıplar hala milyon dolarlarla ifade ediliyor. Böyle olunca da hem devlet hem sanatçılar emeklerinin karşılığında korsan satışından dolayı büyük paralar ve vergi geliri kaybederken, bu işi yapanlar da o oranda haksız kazanç elde ediyorlar. Korsanla mücadelede her yöntem uygulanmalıdır. Çünkü bu açık bir hırsızlıktır. Bandrolsüz satılan en küçük bir kitabı dahi satın almak dahi, büyük suç örgütlerine destek vermek anlamına gelir. Tam da bu noktada; asıl korsanla mücadele konusu nerede alışveriş yapıldığı ve nerede doğru alışveriş yapılması konusu devreye giriyor ve çok önemlidir. Mesela internet ortamında bandrolsüz ve faturasız hiçbir kitap girişi yapılamadığı gibi, yine yasal olarak çıkışı da yapılamaz. Yani tüm alış-veriş süreci kontrol altındadır ve sistemlidir. Korsanın sızma şansı olmadığı gibi usulsüz bir uygulama da söz konusu olamaz. Korsancılığa karşı yasal düzenlemeler belirli bir düzeye kadar etkilidir. Bu mücadelede kilit rolü aslında kamuoyunun kendisi oynuyor. Üreten kadar satın alan kişi de suçludur kararı, çok doğru bir karardır. Bunu aşmanın yolu, denetimlerin sıklaştırılması yanı sıra asıl önemlisi kamuoyunun bilinçlendirilmesinden geçer. Ülkemizdeki kitap fiyatlarına gelince, Avrupa fiyatlarına göre ortalama %50 daha ekonomik fiyatlarımız var; ki bu da satın alma gücüne göre orantılı bir fiyatlamadır. Dolayısı ile fiyatlarda bir aşırılık olduğu fikrine hiç katılmıyoruz. Burada son olarak söylemek istediğim; korsanla mücadele de yasalar ve önlemler kadar kamuoyunun bilinçlendirilmesi de şarttır.
Sanatçı ORHAN GENCEBAY:
‘Yurtdışında bir albüm 40-50 dolar, Türkiye’de albümler ucuza satılıyor’
İnsanlarımız, korsanın, hırsızlığın ne olduğunu biliyorsa yapmayacaktır. Ama bilmiyorlarsa yapacaklardır. Bizim yapmış olduğumuz eserlerimizi, albümlerimizi- birçok alanda da aynı şey var tabii- birileri alıyor, ticari olarak kullanıyor, satıyor, para kazanıyor. Birileri de izinsiz olarak kullanıyor. Dolayısıyla bizim sektörümüzü öldürüyor. Hem sanata zarar veriyor hem sanatçıya zarar veriyor, sanat ürünlerine zarar veriyor. Bu kişiler, bunu bilerek mi yapıyor, bilmeyerek mi yapıyor? Sanatı öldürdüklerinin, sanatçının yaşamını gasp ettiklerinin farkındalar mı? Eğer değillerse, yazık. O zaman bizim uyarmamız lazım. Onlar bunu bilmiyorlarsa, hata biraz da bizdedir, anlatamamışızdır. Biz anlatırsak, onlar yine yaparsa o zaman hata onlardadır. Kesinlikle anlatmamız lazım çünkü sektör can çekişiyor. Ceza vermek doğru bir şey değildir. Önemli olan bilgilenmek ve bilgilendirmektir. Biz bilgiyi medya kanalıyla vereceğiz, uyarılarla öğreteceğiz. Hatta şunu yapacağız, ilkokul çağındaki çocuk hakkın ne olduğunu bilecek. Birçok ülkede bu böyledir. Öyle yetişecek ki, yapılan korsanlığın suç olduğunu öğrenecek. Kendisi buna tenezzül etmeyecek ev yasalını alacak. Demek ki eksiğimiz eğitimde. Bunu duyarlı insanlar yapmıyor ama büyük çoğunluk yapıyor çünkü bilmiyor. Bizim alanımızda yüksek değil. Türkiye, dünya ülkelerine bakıldığında müzik albümlerinin en ucuza bulunduğu ülkelerden biridir. Dışarıda bir albüm 40/50 Dolar iken, bizde 15 TL’dir. Bir albümün maliyetinin ne olduğunu bilmiyorlar. Korsan satışı yapanlar bu ürün için az ücret veriyor. Bir albüm 2 TL’ye satılıyorsa onun mal edilişi 60 kuruştur. Biz ise bir albümü 10 TL’ye mal ediyoruz. Satıldıkça sürümden düşüyor, maliyet azalıyor. 50-100 bin satan albüm iyi albümdür. Olması gereken adet 5-10 milyondur. Bunun tek nedeni korsandır.
Altın Kitaplar Yayın Yönetmeni BATU BOZKURT:
'Fiyatlarla ilgili eleştirilere katılmıyoruz'
Son iki yıldır korsanla mücadele konusunda meslek birlikleri ve devlet kurumları arasında ciddi bir işbirliği var. Bu nedenle de korsan yayına büyük darbe vuruldu. Bu uygulama gelinen son aşama, burada başarı oranı çok yüksek olur, ancak bazı ciddi sorunlarla karşılaşılabilir. Nasıl çalıntı mal satın alındığında, malı alanda suçlu sayılıyorsa, bu konuya da aynı gözle bakmak lazım. Burada da büyük bir emek hırsızlığı ve haksız kazanç var. Ancak halkı çok iyi bilgilendirmek lazım, keza birçok insan kitabın korsan olduğunu bilmeden alıyor. Çünkü okurlarda, üzerinde bandrol olan her kitap yasalmış gibi bir kanaat var. İşte bu noktada, suç işleyen alıcıyla masum alıcı arasındaki farkı anlayamazsınız. Bu da bu yasadaki en büyük sorun. Son iki yılda maliyetlerdeki büyük artışa rağmen yayıncılar fiyatlara zam yapmama konusunda direniyorlar. Korsan kitapçı, ne vergi veriyor, ne telif ödüyor, üstüne üstlük sadece çok satan kitapları satıyor. Bizlerin ise çıkardığımız on kitaptan biri belli bir satış potansiyeli yakalıyor. Durum böyle olunca fiyatlarla ilgili eleştirilere katılmıyoruz.