M. Fatih Çıtlak ile Ramazan Sohbetleri
Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rumî (KS) buyuruyor ki: "Para pul harcayıp insanlara ikramda bulunan, yemek içmek ısmarlayan kişiye cömert denebilir ama esas cömertlik ve cimrilik Allah Teâlâ yolunda sarf ettiğin emekle ölçülür
ABONE OLÇoğumuz iş kurmayı başaran, mal toplamakta mahir olan, parasına para, mülküne mülk ekleyen insanları çok akıllı ve becerikli görürüz. Ve hatta birbirimize ve çocuklarımıza da bu insanları örnek olarak gösteririz. “Bak görüyor musun sen de böyle yatırım yap, sen de şunu kazan, şöyle et, böyle eyle!” diye...
Eh bir yönüyle bu söylenilenler doğru tabii. Böyle bir varlığa sahip olmak insanın aklî melekesinin veya zekâsının dışarıdaki yansımasıdır. Eğer bu işi beklenmedik bir beceriyle yapıyorsa o kimseye “uyanık adam” deriz.
İslam medeniyetimize baktığımızda bizdeki kıymetli kimse mal-mülk toplayan adama denmez. Yediğinden yediren, kazandığından infak ve sadaka eyleyen, topluma faydalı olmaya çalışan kişiye güzel insan denir. İlle de uyanıklık tabirini kullanmak istiyorsak dünyada gaflet uykusunda olmayıp, Allah (CC) için vermeyi bilen adama uyanık insan denir.
İnsan kelimesi malum Arapça tabirlerdendir. Bu kelime kendi yapısı içerisinde “ikilik” barındırır, ifâde eder. Demek ki insan tek başına değil yahut sadece madde veya sadece manadan ibaret bir varlık da değildir. Ayrıca insan tek başına yaşaması imkânsız bir canlıdır. İşin kalıbında ve maddesinde kalanlar başkalarından istifade etmek, mal-mülk toplamakla kısmen ve geçici olarak tatmin duyarlar, zevk alırlar. Fakat iç âleminde huzuru yakalayan, mutlu ve mesut olan kişiler paylaşmayı bilen, kazandığından başkalarını da istifade ettiren kimselerdir.