Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
M. FATİH ÇITLAK - GAZETE HABERTÜRK

Zikir; yâd etmek, bir şeyi çokça anmak gibi manalara gelir. Bizim medeniyet dünyamıza baktığımızda zikir; daima Allah Teâlâ ile irtibatı diri tutmak, sözle, fiille Cenâb-ı Hakk’ın isimlerini, zatını, hukukunu unutmamaya çalışmak, hayatını bu zikir ve fikirle geçirmektir.

Bir kişinin kulluğunu hatırlaması da aslında zikirdir. Kulluk o kadar büyük bir nimettir ki, kul ile Allah Teâlâ hiç ayrılmadığından kulluğu zikretmek yani unutmamaya çalışmak, tabiatıyla kişiyi Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye götürür.

Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk kâinatta ne “şey” varsa, yani canlı cansız ne yaratılmışsa hepsinin Allah Teâlâ’yı tesbih ettiğini yani kendi lisanlarıyla Allah Teâlâ’yı zikrettiğini beyân etmiştir. Ayet-i kerimelerle ağaçların, taşların ve hayvanların her birinin kendine mahsus zikri olduğu da işaret edilmiştir. Bu mevcudat içerisinde en şerefli ve en yüce yaradılışa sahip olan insanın, Rabb’ini zikretmemesi mümkün müdür? Elbette olmamalıdır ve aslında herkes Allah Teâlâ’yı zikretmektedir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ