Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

1994 yılında çıkan ve 1997’den bu yana benim Kurucu Başkanlığımda kurulan Kurulca uygulanan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da Meclis açılır açılmaz kapsamlı değişikliğe gidiliyor. Değişikliklerin çok büyük bir kısmı mehaz AB kuralları ile uyumu ve 20 yılı aşkın uygulamada karşılaşılan aksaklıkları gidermeye yönelik. Ancak Rekabet Kurumu’na şirketleri bölme yetkisi veren oldukça radikal önerilerin olduğunu da görüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Taslağı TBMM’ye sunuldu. Daha önce birçok kez Meclis önüne gelen benzer taslaklardan farklı olarak, Meclis’in açılmasını takiben hızla gündeme geleceği ve bu değişikliklerin yürürlüğe gireceği de konuşuluyor. Taslak ile 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un güncellenmesi ve mehaz Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlaştırılması, ayrıca hukuki belirsizliğe yol açan uygulama aksaklıklarının giderilmesinin amaçlandığını görüyoruz. Taslak’tan 'de minimis', uzlaşma ve taahhüt gibi yeni konseptlerin Türk Rekabet Hukuku'na kazandırılacağını anlıyoruz.

Bununla birlikte yapılan değişikliklerden bazılarının hedeflenen iyileştirmelerden ziyade daha fazla hukuki belirsizliğe yol açabileceği ve özellikle yapısal tedbir uygulama yetkisi ile dijital verilerin toplanmasına ilişkin yetkinin tartışmalara yol açacağı muhakkak.

REKABET YASAKLARINDAN MUAFİYETTE REKABET KURULU'NUN TEKELİ KALDIRILIYOR

Kanun’un şu anki halinde firmaların; görünürde rekabeti ihlal eden ancak etkisine bakıldığında yaratacağı zarardan daha çok fayda sağlayan işlemlerine dair iki imkânları söz konusuydu: Firmalar, ya Kanun’un 5. Maddesindeki 4 koşulu sağlayıp sağlamama bakımından kendileri değerlendirme yapıp ilerleyebilir ya da bu konuda Rekabet Kurumu’na başvurup 3-6 ay gibi bir zamanda onun onayını alırlardı.

Yeni düzenleme ile muafiyet alanında Rekabet Kurumu’nun bir anlamda tekeli ortadan kaldırılıyor ve söz konusu değerlendirmenin örneğin özel hukuk mahkemelerince de yapılabilmesinin önü açılıyor. Fakat Türkiye’de maalesef fikri mülkiyet haklarında olduğu gibi rekabet hukuku alanında uzmanlaşmış mahkemelerin bulunmaması, bu tür bir açılım için acaba çok erken mi? sorusunu da gündeme taşıyor. Dahası, rekabet hukuku analizinin önemli sektör bilgisi ve ekonomik değerlendirmeleri gerektirmesi nedeniyle ülkemiz mahkemelerinin mevcut koşullarda bu değerlendirmeyi yapacak yeterli kaynağa sahip olmadıkları da ileri sürülebilir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ