“Rojava Romantizmi”nden “Jeopolitik Gerçeklik”e: Washington Çekildi, Şam Yürüdü…
Kuzeydoğu Suriye'de terör örgütü PKK/SDG kontrolündeki alanlara yönelik Şam merkezli baskı ve tahkimat hamleleri, yalnızca cephe hatlarını değil; ABD'nin yıllardır kurduğu "ortaklık" söylemini, Avrupa'nın "izleme" konforunu ve bölgedeki enerji-jeopolitik matematiği de yeniden yazıyor. Ankara ise sürece "sınır güvenliği–terörle mücadele–Suriye'nin toprak bütünlüğü" penceresinden bakıyor: "Tehdit ya giderilir ya giderilir."
ABONE OLKuzeydoğu Suriye’de tansiyon düşmedi; sadece takvime bağlandı. Şam yönetimi ile terör örgütü PKK omurgalı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yürürlükte olan ateşkesin 15 gün uzatıldığı açıklandı.
Uzatma kararı, sahada “barışın geldiği” anlamına değil, daha büyük bir kopuşun şimdilik ertelendiği mesajına işaret ediyor. Çünkü uzatmanın zamanlaması ve gerekçesi, krizin en tehlikeli dosyasını işaret ediyor: IŞİD tutukluları, hapishaneler ve kamplar.
Ateşkesin 15 gün uzatılması, sahada “barışın güçlenmesi”nden çok, krizin en tehlikeli parçasının kontrollü taşınması anlamına geliyor. Şam’ın Savunma Bakanlığı uzatmayı duyururken, AP ve Reuters’ın aktardığı çerçeve şu gerçeği açığa çıkarıyor: Karar, aynı anda yürüyen başka bir süreçle kilitli. O süreç de ABD’nin kuzeydoğudaki tesislerden IŞİD tutuklularını Irak’a transfer hamlesi.
İlk etapta 150 tutuklunun Irak’a taşındığı; toplamda 7 bine kadar tutuklu için transfer planının konuşulduğu bir tabloda, ateşkes artık “iki tarafın iyi niyeti”yle değil, risk yönetimiyle ölçülüyor. Çünkü kontrol değişimi sırasında yaşanacak bir “çözülme”nin en hızlı patlatacağı dosya, cephe hattı değil; hapishane hattı. Bir hapishane kırılması, yalnızca bir güvenlik olayı değildir: