* Ateş, titreme veya üşüme
* Nefes darlığı
* Hızlı kalp atımı
* Bilinç bulanıklığı veya konfüzyon
* İdrar miktarında azalma
* Aşırı yorgunluk
* Düşük tansiyon
Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından yürütülen TURKSOFA-2 araştırmasının sonuçları paylaşıldı.
Türkiye’de bir ilk olan araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye’de yoğun bakım servislerinde tedavi gören her beş hastadan birinde sepsis (kan zehirlenmesi) görülürken, sepsisli iki hastadan birisi ise 30 gün içinde hayatını kaybediyor.
Sepsis, vücudun enfeksiyona aşırı tepki vermesiyle oluşan hayatı tehdit edebilen bir durum. Dünyada her yıl 50 milyon sepsis vakası görülüyor ve bu vakaların 11 milyonu ise hayatını kaybediyor. Her 2 saniyede bir kişi sepsis nedeniyle yaşamını yitirirken; erken farkındalık ve zamanında müdahale ise hayat kurtarıyor.
Prof. Dr. Fethi GülDünya Sepsis Günü kapsamında düzenlenen basın toplantısında araştırmanın çarpıcı sonuçlarına dair açıklamalarda bulunan Türk Yoğun Bakım Derneği (TYBD) Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, sepsisin dünya genelinde milyonlarca insanı etkilediğini belirterek, yoğun bakım ünitelerindeki hastalık ve ölüm yükünün de en önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Gül, TURKSOFA-2 araştırmasından elde edilen yeni verilerin, sepsis sorununun Türkiye açısından ne kadar önemli olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin 44 ilini ve 7 bölgesini kapsayan, 143 yoğun bakım ünitesinin katıldığı çok merkezli ve prospektif bir araştırmayla 3 bin 368 hastanın değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Gül, "Araştırmanın gerçekleştirildiği gün Türkiye’de yoğun bakım yatağında yatan yaklaşık her beş hastadan ikisi sepsisliydi. Çarpıcı bir sonuçla sepsisli hastalarda 30 günlük ölüm oranı yüzde 50,5, sepsis olmayan hastalarda ise yüzde 24,5 olarak bulundu. Maalesef Türkiye’de yoğun bakımda tedavi edilen her beş hastadan yaklaşık ikisi sepsisli. Sepsisli her 2 hastadan biri ise 30 gün içinde kaybediliyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Gül, sepsise yol açan enfeksiyonların yüzde 50,7’sinin akciğer kaynaklı olduğunu belirterek, antimikrobiyal direncin de giderek daha önemli bir klinik sorun haline geldiğini kaydetti.
Gül, "Hastaların üçte biri ilaçlara direnç gösteriyor. Son 10 yılda yüzde 30'lara varan bir antibiyotik direnci var. Gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçilmeli, antibiyotiği doğru bir şekilde kullanmalı ve hekim kontrolünde bu ilaçlar kullanılmalı" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Fethi Gül, küresel bir sağlık sorunu olan sepsisin tedavisinde zamanın hayati önem taşıdığını vurgulayarak, artık sepsiste farkındalıktan yatırıma geçme zamanının da geldiğini söyledi.
Sepsisin önlenebilir ölümlerin başında geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Gül, Global Sepsis Alliance'ın 2030 hedefinin en az 12 milyon yeni sepsis vakasını önlemek ve 2 milyon önlenebilir ölümü engellemek olduğunu dile getirdi.
Türk Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Oğuzhan Küçük ise, yoğun bakım hastalarının yüzde 70-80'inde sepsis görüldüğünü ifade ederek, sepsise vakit kaybetmeden müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
Sepsisin sadece yoğun bakım hastalarında görülmediğini, evde dahi karşılaşılabilecek bir tablo olduğunu vurgulayan Dr. Küçük, "Sepsiste ilk 1 saatte antibiyotik başlanmalı, hatta artık hasta ambulanstayken vakit kaybetmeden antibiyotiğe başlanıyor" dedi.
Sepsise bağlı ölümleri ve ağır tabloları önlemek için yatırım yapılması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Gül, "Artık yalnızca sepsisin farkında olmak yeterli değildir; sepsisle mücadele için sürdürülebilir sistemler oluşturmak gerekmektedir. Sepsise karşı beş temel yatırım alanı öne çıkıyor; ulusal sepsis politikaları ve eylem planlarının oluşturulması, sağlık sistemlerinin ve sağlık çalışanlarının güçlendirilmesi, bilim ve inovasyonun desteklenmesi, hastalara-sepsisten sağ kalanlara ve toplumlara yatırım yapılması, küresel sağlık güvenliği ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığının artırılması gerektiğini bir kez daha en güçlü şekilde dile getiriyoruz" diye konuştu.