Şevval orucu ne zaman tutulur? Şevval orucu kaç gün, nasıl tutulur?
Ramazan Bayramı ile ibadetlerini sürdüren kişiler, Şevval ayında tutulacak altı günlük orucun detaylarını araştırmaya yöneldi. Hadislerde "tüm yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap" kazandırdığı ifade edilen bu nafile ibadetin hangi günlerde tutulacağı ve nasıl niyet edileceği merak konusu oldu. Özellikle Ramazan'da tutulamayan oruçların Şevval orucuyla birlikte tutulup tutulamayacağı, müminlerin en çok yanıt aradığı sorular arasında yer alıyor. İşte detaylar...
11 ayın sultanı Ramazan’ın sona ermesi ve bayram sevincinin yaşanmasıyla birlikte gözler Şevval ayına çevrildi. Bayramın ardından tutulması tavsiye edilen altı günlük Şevval orucu hakkında araştırmalar hız kazanırken, bu ibadetin hükmü, günleri ve kaza oruçlarıyla birleştirilip birleştirilemeyeceği gündemdeki yerini koruyor. İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan bu ibadeti yerine getirmek isteyenler, doğru niyet ve uygulama konusunda detaylı bilgi edinmeye çalışıyor. İşte bilgiler...
ŞEVVAL ORUCU NE ZAMAN TUTULUR?
Ramazan’dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204 [1164]) buyurmuştur. Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/435)
Şevval ayında nâfile olarak tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine geçmez; yani Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır. Bir oruçta hem kaza hem de nâfile yerine niyet edilmesi geçerli olmadığından Şevval ayında tutulan oruçta da bunlardan yalnız birine niyet etmek gerekir. Şevval ayında oruç tutulurken, Ramazan’da tutulamayan oruçların kazasına niyet edilirse bu oruçlar kaza orucu olarak tutulmuş olur.
Bayramda oruç tutulur mu?
Bayram günleri, oruç tutmanın yasak olduğu günlerin başında gelir. Ramazan Bayramı’nın birinci gününde ve Kurban Bayramı’nın dört gününde oruç tutmak tahrîmen mekruhtur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/125-126; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/375) Bugünlerde oruç tutmanın hoş karşılanmayıp yasaklanması, bayram günlerinin yeme, içme ve sevinç günleri olmasından dolayıdır. Ramazan Bayramı, bir ay boyunca Allah için tutulan orucun arkasından verilen bir “genel iftar ziyafeti” hükmündedir ve bu anlamından ötürü ona “fıtır bayramı (iftar bayramı)” denilmiştir. Ramazan Bayramı’nın ilk günü, bir aylık Ramazan orucunun iftarı anlamına gelir. Böyle toplu iftar gününde oruçlu olmak, Allah’ın ziyafetine katılmamak anlamına gelir ki, bunun yakışıksız bir davranış olduğu ortadadır. Allah için kurbanların kesildiği Kurban Bayramı günleri de ziyafet günleridir. Hz. Peygamber (s.a.s.), teşrik günlerinin yeme, içme ve Allah’ı anma günleri olduğunu belirtmiştir. (Müslim, Sıyâm, 144 [1141])