CHP lideri Özel'den 2 İran önerisi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, iç ve dış gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, "Dışarıdaki tehditler bizi içeride güçlü olmaya zorunlu kılıyor. ABD ve İsrail kendilerince bir dünya düzeni istiyor. Bu iktidara iki önerimiz var. Birincisi Türkiye'yi korumalarıdır. İkincisi ise ABD-İsrail saldırganlığına karşı; gerçek dünya düzenini savunmalıdır. Süreçten etkileniyoruz, tehditlere hazırlıklı dirençli bir tarafsızlık pozisyonuna doğru ilerlemeliyiz. Bunun üzerinde çalışmalıyız" dedi
TBMM'de, partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamaları özetle şöyle:
"Türkiye'nin dört bir yanından burayı şereflendiren konuklarımız, toplantımızı izleyen, dinleyen tüm yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Sevgili Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan'ı da saygıyla selamlıyorum, hukukçu kimliğiyle YARSAV'ın kurucu üyesi daha sonra başkanı olan Tarhan, İnce'nin katkılarıyla baba ocağına dönüyor kendisine teşekkür ediyorum. Hep birlikte söz veriyoruz, Gazi'nin partisi iktidara yürüyor. Kimseye yüz çevirmeden herkesi kucaklayarak iktidara yürüyoruz.
Bayramda hep sordum çevremdeki insanlara en çok ne konuşuluyor diye savaş konuşuluyordu bir de insanların belini büken ekonomik durum, açlık ve sefalet konuşuluyordu. Emeklilerin, tarihin en büyük vefasızlığı gördüğü bir bayramı geride bıraktım. Herkesin evladı kendinden yoksul bu devranı değiştirmeliyiz. Her alanda sorunlar var çünkü karşımızda dış politikada liyakatsiz, ekonomide basiretsiz bir iktidar var.
Ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası borç faizine gidiyor. Türkiye, gıda enflasyonunda dünya 3'üncülüğüne çıktı. İran birinci savaşta, Güney Sudan ikinci ve Türkiye üçüncü sırada. Eğer çiftçinin durumunu düzeltmezsek daha büyük bir gıda krizi çıkacak. Çiftçiye ekim zamanı geldi mazot ve gübre desteğini mutlaka vermemiz gerekiyor. Çiftçinin tarım için kullandığı kredide faizin bir kerede olsa silinmesi gerekmektedir.
Savaşın akaryakıt fiyatlarına etkisine yeni önlemler almak zorundayız. Akaryakıta gelen zamlar, yeniden enflasyonun yükselmesini ve ürünlerin fiyatlarının artmasını doğurur. Türkiye'de bir ürüne zam gelip düştüğünü görmedik. Zamları, ÖTV'den karşılayın dedim. Vergi kaybı olur ancak enflasyonist baskı görmeyiz dedik. Önerimizin belli ölçüde de olsa dikkate alınması elbette önemliydi. O gün 60 TL olan mazot bugün 80 TL. Eğer eşelmobil sisteme geçmemiş olsalardı mazot bugün 94 TL olacaktı. Ancak kötü haber ÖTV şu an için bitti.
Ama alınan yüzde 20 KDV var. Bir imzasıyla KDV'yi yüzde 1'e indirebilir. Eğer Erdoğan KDV'yi yüzde 1'e indirirse akaryakıt yüzde 20 azalacak. Bu Hürmüz Boğazı sorunu çözüldüğünde eski vergi oranlarına geri dönülür ancak böyle yaparsak enflasyonun yükselmesini önleyebiliriz. Biz olsak böyle yapardık ve hükümete de bunu öneriyoruz. Korkarız ki mart ayı enflasyonu yüzde 5'in üzerinde gelecek. Enflasyonun düşüyor olması fiyatların iniyor olması değil, sadece fiyatın artış hızı düşüyor demek. İktidarı uyarıyoruz, enflasyona karşı önlem almaya çağırıyoruz.
Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adalet olması lazım. Adalet olmazsa güven olmaz. Bir ülkede yargıya güven yüzde 18'e düşmüşse o zaman gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiş demektir. Maalesef ülkedeki durum hiç iç açıcı değil. Yargı kolları kuruldu, kendince bir ödül aldı ve adalet bakanlığı koltuğuna gelip oturdu. Çok kişinin kul hakkına girildi. Ak Toroslar çetesi, adalet bakanlığına yerleşti.
190 yıllık maaşla edinilmiş bir mülk var. 16 gayrimenkulün tapu ID numaralarını vermiştik. Bunların yalan olduğunu, gerçek olmadığını söyleyen yok. Bu 16 taşınmazın kendisine ait olduğunu doğruluyor. Sadece tapu kaydı gösteriyor 4 tane var diyor. Ama durum ondan daha vahim. Bir kez daha sesleniyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu 16 ID numarasında bir eksiklik varsa söyleyin.
Ama beyefendi diyor ki; Ankara ve İzmir'de 4 taşınmazdan bahsediyor. Bunların emsal değerleri toplamda 71.5 milyon TL. Ömrü boyunca aldığı maaşların 2 katı zaten. Biz fazlasının da doğru olduğunu iddia ediyoruz. TEMA'daki ev, gösterdiği tapu kaydında bu yok. Biz diyoruz ki bu evi 9 milyona aldı, aynı ama tarihte başkasına 14 milyon TL. Açıklama yapıyor TEMA, satışta bir ayrıcalık yapılmadı diye ama tapu kaydında böyle değil.
Ne var 'dava açacağım' diyen var ama açılan dava da yok. Ben de dava açıyorum, nereye gideceğiz biliyor musun, bu millet yargı önünde kim doğru yalan söylüyor kim yalan söylüyor görecek. Mahal Projelerine verilen paraların hesap hareketlerini görelim. Bize bu 27.5 milyon TL'yi işte bu hesaptan ödedim diye göster bakalım kardeşim. Milletin karşısına geçelim, toplam maaşın 2 katı olan bu gayrimenkullerin parası nereden gelmiş gösterelim bakalım.
Üzerine tapu olan 4 kişi de hiçbir açıklama yapmadı. RTÜK'ten maaş alıyor üzerinde birçok tapu var Selim Bozkurt ama açıklama yapılmıyor. Bize yağmur gibi aracılarla ilgili isim geliyor. Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götüreceksiniz bu ben değilim AK Parti Genel Başkanı'dır.
Kontrolü olmadan hiçbir belgeyi paylaşmıyoruz. Ekrem Başkanı tutuklayan hakimin eşi Adalet Bakanlığı'nda bakan yardımcısı oldu. Yazın dünya kadar öğrenciyi tutuklayan o bayan hakime söylüyorum, 90 gün içerde tutup iddianame yazmadın, öğrenciler beraat edip çıktı. Siz 301 öğrenciyi niye tutukladınız? İçinde bir tane polise taş atan var mıydı? Çocukları ibret-i alem için alıp Silivri'ye koydular. Finallerine giremediler yıl kaybı olanlar oldu. Mahkeme, çocukların tazminat almaya hakkı olduğuna hükmetti. Yine Ekrem başkanı ve çocukları tutuklayan kadın, kocası artık bakan yardımcısı. Ama bu hakim kadın, yine başka çocukları tutukluyor. Bu vicdansızları milletin vicdanına, kendimin de hafızasına emanet ediyorum.
Uyuşturucu soruşturmasında adı geçen biri, tutuklanmayan biri, Adalet Bakanı'nın yanında gayri resmi bir oda açmışlar oraya bunu oturtmuşlar. Orada haysiyet cellatlığı yapıyor. Gazetelere bu oradan servis yapıyor. Bunların hesabının sorulacağı günler gelecek. Kendilerince bu tapu olayında da ellerini FETÖ ile yıkayıp temizleyecekler. Diyorlar ki, devletin elindeki tapu bilgilerini sızdıran bir yapı var. Bu tapu ID'lerine bakanları suçluyorlar. 5 yıldır Manisa'daki ev dışında İstanbul'da öğrenci evi kıvamında bir eve sahibiz. Apartmanın hepsi benim gibi yazdılar. Bina kentsel dönüşüme girmiş, 18 daire var ve en son daireyi biz almışız.
Muhittin Böcek ile benim pazarlık yaptığımı çıkıp ortaya attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu haysiyet cellatlığına izin verecek misin bunları üzerimizden çekecek misin? Ekrem başkana iftira at, çoluğunu çocuğunu da kendini de kurtar diyorlar. Bu kadar insafsızlığın, haksızlığın artık bir sınırı var. Bunların ödüllendirildiği bir Türkiye'de barış ve kardeşlik olmaz. Arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama, Türkiye'ye de adaletli bir adalet bakanı istiyoruz.
AK Parti'deki milletvekillerin, siyasilerin haksızlığa karşı artık konuşmaları, ortak olmamaları gerekmektedir. Cumhur İttifakı bu yükü sırtında taşımamalıdır. Kayyumları atayan bu Akın Gürlek'tir. Böyle bir profille bu işin yürümesi mümkün değil. Sayın Erdoğan, bu tapuları ilk kez benden mi duydun? AK Parti'deki siyasetçilere şunu söylüyorum, kapalı kapılar ardından ne yapılıyorsa onun haberi var, başınızı kuma gömerek bu haksızlıktan kurtulamazsınız. Ekrem İmamoğlu değil Akın Gürlek suç örgütü vardır.
Arkadaşlarımın mutlaka adalete kavuşacağına inanıyorum. Beni dinleyen AK Partili ve MHP'lilere söylüyorum. O izleyip dinlediğiniz en çok 10 haberin, iddiaların yalan olduğunu söylüyorum ve bunların hiçbiri iddianamede yer almadı. Hiçbirini ispatlayamadılar. Şu an Silivri'de bunların hiçbiri konuşulamıyor, o yüzden TV'lerde yargılamayı gösteremiyorlar. Devlet bey de yayınlansın demişti. Ben hâlâ yayınlansın diyorum ama onlar artık yayınlanmasın diyor. En üst sınırdan ceza bile verseler şu an 12 arkadaşımızın tahliye edilmesi gerekiyor.
AK Parti iktidarı, bir avuç insanın ikbalini düşünmektedir ve bir yere savrulmuştur. Gazeteciler aranmakta, ya bizim tarafımızda ya onların tarafında olacaksınız diye tehdit edilmektedir. Bu haksızlığa karşı tarihin doğru tarafında CHP olarak durmaya devam edeceğiz. Cübbeden aldığı gücü masum insanların üzerinde orantısız kullananlara karşı da asla teslim olmayacağız. Kenetlendik, bir yıldır mücadele ediyoruz; mücadele etmeye de devam edeceğiz.
Dışarıdaki tehditler bizi içeride güçlü olmaya zorunlu kılıyor. ABD ve İsrail kendilerince bir dünya düzeni istiyor. Bu iktidara iki önerimiz vardır. Birincisi Türkiye'yi korumalarıdır. İkincisi ise ABD-İsrail saldırganlığına karşı gerçek dünya düzenini savunmalıdır. İktidar tarafsız görünüp ABD ve İsrail'in yanında duruyor. Erdoğan'ın ayrı bir politikası yok. Trump'tan Türkiye için bir meşruiyet dilenen bir iktidarla karşı karşıyayız. Süreçten etkileniyoruz, tehditlere hazırlıklı dirençli bir tarafsızlık pozisyonuna doğru ilerlemeliyiz. Bunun üzerinde çalışmalıyız.
Güçlü bir ordumuz var ama çok da eksiklerimiz var. Türkiye'ye üç defa füze atıldı. Bu mesajı İran mı yolluyor yoksa başkta birisi hava savunman yok bana muhtaçsın mı diyor bunlar düşünülmelidir. S400'ü eleştirenlere vatan haini diyenlere bugün dönüp bir bakın. O kadar bedel ödenen S400'lerin bugün Türkiye'yi savunmak için kurulamadığı görülmelidir.
Erdoğan'a çağrımdır; zulmederek, haksızlık ederek, rakiplerini içeride bir süre daha tutabilirsin ama Türkiye'yi de bir felakete sürüklersin. Derhal 1.5 ay içerisinde sandığı ortaya getir koy. En kısa zamanda iktidara gelmeyi ve milletimize, sorunları çözmeyi vaadediyoruz."