Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

Arınç, istifasını Twitter üzerinden duyurdu.

BÜLENT ARINÇ'TAN AÇIKLAMA GELDİ

Arınç yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Bir televizyon kanalında yaptığım konuşmalar, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olduğundan aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim
Konuşmamınana ekseni, yargıda yapılacak reorm konusuydu. Bir hukukçu olarak bu konudaki görüşlerimi açıkladım. Ömrüm boyunca hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını savunan birisi olarak yine aynı görüşlerimi dile getirdim. Gazeteci arkadaşımız program esnasında soru sorarken isim zikrettiğinde, "İsimler üzerinden tartışmayalım" diye altını çizmeme rağmen evrensel hukuk, adalet ve yargının sorunları üzerine dile getirdiğim fikirlerimin bu isimlerin gölgesinde kalmasından ve meselenin özünün kaçırılmasından üzüntü duyduğumu belirtmeliyim.

"YASİN BÖRÜ İÇİN DÖKTÜĞÜM GÖZ YAŞI..."

Tartışmalar öylesine yanlış yere götürüldü ki, beni Yasin Börü'nün katilleriyle, 15 Temmuz şehitlerimizin katilleri FETÖ ile yan yana gösterme gafletine kadar gitti. Asla bu ithamları kabul etmiyorum ve reddediyorum.Yasin Börü için döktüğüm göz yaşı da terör örgütleri FETÖ ve PKK'ya yönelik sözlerim ve tavrım da bellidir. Tüm bunları burada yeniden dile getirmeyi kendime zul sayarım. Yine aynı televizyon programında dile getirdiklerim Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi olarak değil, TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç olarak açıkladığımı defalarca belirttim.

"SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN İRADESİNİ DESTEKLİYORUM"

Konuşmama yönelik seviyeli ve saygın eleştirilerin tümüne saygı duyuyor ve not alıyorum. Ancak şahsıma karşı içlerinde duydukları kin ve nefretlerin dışa vurumu olan seviyesiz hakaretleri sahiplerine iade ediyorum.
Türkiye'nin yargı, ekonomi ve başka alanlarda reformlara duyduğu ihtiyaç aşikardır. Ülkemizin rahatlamasına ve milletimizin dertlerine çare bulunmasına ihtiyaç vardır. Bahsi geçen televizyon programında da defalarca belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki iradesini gördüm ve destekliyorum. Ancak benim konuşmamın, şahıslar üzerinden farklı zeminlere kaydırılması sebebiyle, reform çalışmalarını engelleyeceğine dair kaygılandığımdan, Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevimden ayrılmanın daha uygun olacağına karar verdim.

"MİLLETİN FAYDASINA OLACAK HER TÜRLÜ REFORMU DESTEKLEYECEĞİM"

Kurul üyeliği görevimden ayrılma talebimi sayın Cumhrubaşkanımıza ilettim ve kendileri de bunu uygun gördüler. Karşılıklı iyi niyet temennileriyle helalleştik ve görevimden ayrıldım.
Bu süre zarfında verimli çalışmalar sürdürdüğüm Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Yüksek İstişare Kurulu üyesi arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti'nin ülke yararına yapacağı her türlü çalışmayı, milletin faydasına olacak her türlü reformu destekleyeceğimin bilinmesini isterim.
Hayatım boyunca doğru söz, doğru ilke, dürüstlük ve vicdanımın sesi rehberim oldu. Bu yüzden çok bedel ödedim ama bundan asla vazgeçmedim. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğim.
Derdimiz memleket derdidir. Memleketimizin huzura, refaha ve mutluluğa kavuşması için ne fedakârlık yapmamız gerekirse, tereddüt etmeden yaparız. Yeter ki vatan sağ olsun.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI DOĞRULADI

İletişim Başkanlığı'nın Twitter hesabından yapılan açıklamada da istifanın kabul edildiği bildirildi. Açıklamada, "Sayın Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği görevinden ayrılmayı talep etmiş, sayın Arınç'ın talebi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir" denildi.

twitter

BÜLENT ARINÇ HABERTÜRK'TE NE DEMİŞTİ?

Habertürk TV'de Mehmet Akif Ersoy'un operatörlüğündeki canlı yayın programında gazeteci Nagehan Alçı, Deniz Zeyrek ve Kemal Öztürk'ün sorularını yanıtlayan Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Bülent Arınç'ın açıklamaları tartışma yaratmıştı.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala'nın tutukluluğu hakkında konuşan Bülent Arınç, "Kavala'nın tutuklu kalmasına hayret ediyorum, Demirtaş'ın da tahliyesi olabilir" dedi.

Mahkemelerin aldığı sözkonusu kararlarla ilgili olarak "delil uyduramazsınız, çocuk bile yazmaz bu iddianameleri" diyen Bülent Arınç şöyle konuşmuştu:

"DEMİRTAŞ'IN YAZDIĞI DEVRAN İSMİNDE KİTAP VAR. NE OLUR ONU ALIP OKUYUN"

"Selahattin Demirtaş 3-4 yıldır tutuklu. Tutukluluk cezaya dönüşmemeli. Demirtaş ile bizim 1-2 görüşmemiz oldu. Cezaevlerinde isyanlar, açlık grevleri olmuştu. Selahattin Demirtaş'ı tanımak veya onu yargılamak için onun yazdığı ‘Devran’ isminde kitap var. Ne olur onu alıp okuyun. Ben corona süreci içinde bunu okudum. Belki Selahattin Demirtaş hakkındaki kanaatinizi değiştirmeyeceksiniz ama ve Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı travmalar üzerinde kafanızda çok şeyler değişecek.

"KAVALA'NIN TUTUKLU KALMASINA HAYRET EDİYORUM"

Osman Kavala ile ilgili bir soru üzerine görüşlerini açıklayan Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Osman Kavala 2017'den beri 3 buçuk yıldır tutuklu. Ben iddianameyi okudum. Hala tutuklu kalmasına hayret ediyorum. Tahliye edilmesi lazım. Bu iddianameleri okuduğumda çocuk bile yazmaz bunu dedim, cübbeyi bile giyesim gelmişti. Çıkması lazım."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN TEPKİ: FİTNE ATEŞİ YAKILMAYA ÇALIŞLDIĞINI GÖRÜYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Bülent Arınç'ın bu açıklamalarının ardından, "Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan kimi bireysel açıklamalar ile yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz. Geçmişte birlikte çalışmış olsak bile hiç kimsenin şahsi açıklamaları hükümetimizle, partimizle ilişkili hale getirilemez. Bizim nerede durduğumuz bellidir, istikametinde değişiklik yoktur. Teröre bulaşmış, terörle el ele kol kola yürüyenler bizim temasta olduğumuz kişiler olamaz. Şu anda yargının tasarrufu altında olanlar, Yasin Börülerin ölümüne neden olanlar hiçbir zaman Tayyip Erdoğan tarafından, dava arkadaşları tarafından savunulmaz" diye tepki göstermişti.

BAHÇELİ: DEVRAN İSİMLİ KİTAP BİR TERÖR ANLATISIDIR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Bülent Arınç'ı şu sözlerle eleştirmişti: Halen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan "siyaset eskisi bir şahsın", televizyona çıkıp Sorosçu Osman Kavala ile terörist Demirtaş’a güzellemeler yapmasının, "kelimenin tam anlamıyla çarpıklık, hatta ahmaklık" olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu şahsın iki suçlunun serbest bırakılmasını istemesi, suçluyu övmektir, suça iştiraktir, ihanete yataklıktır. Terörist Demirtaş’ı ve Kürt kökenli kardeşlerimizi tanımak için Devran isimli hikaye kitabının okunmasını öneren bu gafil terör propagandasını alenen, milletimizin gözünün içine baka baka yapmıştır. Sayın Arınç, biz Kürt kökenli kardeşlerimizi bir teröristin anlatıldığı kitaptan değil, hayatın bizatihi içinden, milletimizin şerefli mensubu olmalarından, anıda, acıda ve gelecekte birlikte olmamızdan tanıyor ve onlara baktığımız zaman tıpatıp kendimizi görüyoruz. Devran isimli kitap bir terör anlatısıdır. Devran isimli şahıs bir teröristtir. Yazan da teröristtir. Demirtaş’a masum gözüyle bakıyorsan, teröristlerin saldırısıyla şehit olan Yasin Börü’ye, Eren Bülbül’e, 11 aylık Bedirhan bebeğe ne diyeceksin? Emzikli bebeklerin öldürülmelerini nasıl anlatacaksın? Hamile kadınlarımızın kurşunlanmasını nasıl yorumlayacaksın? 6-8 Ekim olaylarında katledilen 53 insanımızı nasıl izah edeceksin?

Sayın Arınç nereye varmak, ne yapmak istiyorsun? Aslına mı çekiyorsun, nesline mi özeniyorsun? Nedir seni teröristlere sempatiyle baktıran? Sen Devran’ı bırak da Mehmetlere bak, belki olmayan vicdanın kanar. Sen terör kervanına girmeyi bir kenara bırak da, millet ne diyor, tarih ne diyor, şühedamız ne diyor ona dikkat et, bunları kendine rehber tayin et. 'Özgürlükçü düşünelim' diyor, yani demek istiyor ki teröristler serbest kalsın, Türkiye’ye kastedilsin. Bu ahlaksız bir üslup, akılsız bir teklif değil midir? Neyin özgürlüğü, elinde silahla dağda gezene özgürlük değil, milletin demir yumruğu layıktır. Bülent Arınç, Türkiye’ye kim tuzak kurmuşsa, Cumhur İttifakı’na kimler hasımsa, iç barış ve huzur ortamını kimler bozmak istiyorsa onlara muhabbetle yaklaşmaktadır. Gezi olaylarının sponsoru olan Sorosçu Osman Kavala’nın, özgürlükçü düşünerek serbest kalmasını gündeme getirmek hangi akıl ve mantığın ürünüdür? Aynı görüşü CHP de seslendirmektedir. Kaldı ki, CHP’li sözcüler Arınç’ı vicdan olarak tanımlayıp takdir etmişlerdir. O halde vicdanı yeniden tarif etmek hepimiz için ana görevdir. Demirtaş teröristtir, Devran isimli kitap terör propagandasıdır. Bizim nazarımızda aksini iddia eden kim olursa olsun bölücüdür, terör sevicidir, fitnenin elebaşıdır."

İSTİFANIN PERDE ARKASINDA NE YAŞANDI?

ARINÇ: "SİZE VE PARTİME ZARAR VERMEMEK İÇİN YİK ÜYELİĞİNDEN AYRILMAK İSTİYORUM"

Habertürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, Bülent Arınç'ın istifa etmesinin perde arkasını yazdı:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, telefonla 30 dakika süren bir görüşme yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç'ı telefonla aradı. Arınç'ın Habertürk Televizyonu'ndaki sözleri ve son tartışmalar ayrıntılı olarak değerlendirildi. Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a programda neler söylediklerini tam olarak detaylı şekilde anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bazı şeylerin çarpıtılarak olumsuz gündem yapılmasından duyduğu rahatsızlığı iletti. Arınç, sözlerinin ve ardından yapılan tartışmaların kişiler üzerinde yoğunlaşmasından rahatsızlık duyduğunu belirterek, bu tartışmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve AK Parti'ye zarar vermesinin de kendisini üzdüğünü söyledi. Arınç konuşma sırasında birkaç kez Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden ayrılmak istediğini belirtti. Konuşmanın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Arınç, istifa konusunda anlaşıp helalleştiler. Arınç, daha fazla polemiğe ve rahatsızlığa yol açmadan, AK Parti'nin yıpratılmasına izin verilmeden görevden istifasını iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da istifayı kabul etti. Konuştuğum kaynaklar, bunun AK Parti'den istifa ve yol ayrımı anlamına gelmediğini, sadece Yüksek İstişare Kurulu üyeliğini kapsadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşma sırasında, "yola devam" ifadesini kullandığı belirtildi.

MUHARREM SARIKAYA (CİNER MEDYA GRUBU ANKARA TEMSİLCİSİ-HABERTÜRK YAZARI):

Beklenilen bir gelişme. Bu stüdyadaydı, yayın bittikten sonra kendisine 'paratoner gibisiniz yine şimşekleri üzerinize çekeceksiniz' deyince 'hayırlısı olsun bakalım' demişti. Dolayısıyla o da bekliyordu. O günkü yayında ısrarla eski TBMM Başkanı sıfatını kullanmamızı istemişti. YİK üyesi sıfatını kullanmayı kesinlikle istememişti. Aslında istifaya götüren süreci açıklamasında çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Bugün YİK üyeliğinden ayrıldığını net bir şekilde duyuyoruz.Hem dün Cumhurbaşkanının sert tepkisi ve AK Parti içindeki milliyetçi kesimden gelen sesler, bugün de Cumhur İttifakı'nın bileşenlerinden MHP Genel Başkanı'nın açıklamaları bu sürecin böyle sonlanacağının işaretleriydi. AK Parti'nin bir süredir yaşanmış bazı gelişmelerden rahatsızlıklar ifade ediliyordu. AYM kararının yerel mahkeme tarafından uygulanmaması Adalet Bakanı'nın istifasına yol açıyordu. Ekonomide, yargı alanında yeni reforma gidilmesinin adımlarının atılması öngörülmüştü. Daha önceden de yargı strateji belgesi ortaya konulmuştu. Arınç da buradaki konuşmalarında bu isimleri ayıklayalım dedi. Özellikle Kavala konusundaki iddianamenin hakkında da çok ağır konuştu. Arınç bu konuşmaları yaptığında belirli bir şekilde sürecin başlangıcının işaret fişeğinin attığını söyleyebiliriz. AK Parti içerisindeki bazı açıklamalar, nedenler, ittifak süreçleri, parti içindeki dengeler nedeniyle adım atılmayan alanlarda Arınç yol açma çabasına girdiğini gördük. Arınç kar küreyici gibidir, açar, arkasından başka şeyler gelir. Bugün içeriden gelen yüksek tepkiler, MHP Lideri'nden gelen sert açıklamalar beklenen bir noktaya ulaştı, istifayla sonlandı. Ama bu reform hareketlerini durdurur mu dersen, reform hareketlerinin devam etmesine dayalı beklenti çok yüksek. Bir süredir AK Parti'nin kurucu kadrolarından buna yaklaşık ifadeleri net görüyorduk. Nitekim Cemil Çiçek yakın ifadelerde bulunmuştu. Yeni bir döneme, açılış sürecine, yargı reformuna gidilmesi gerektiğine vurgu yapılıyordu. Bunun hazırlığı da Adalet Bakanlığı'nda yapılmaktaydı. Arınç belki bir yol açmak, belki şimşekleri üzerine çekmek yönünde bir adım attı. Bunu da biliyordu. İster buna kasaba sağcılığı diyelim, kendi içine sıkışmış yapıdan hoşnut olmayandan bir kesim var. Kendisinden kopmuş olanlar da bu kesim üzerinde yoğun çalışıyor. Güneydoğu'da Babacan ve Davutoğlu'nun ilgi görmesi AK Parti kadroları tarafından görülüyor. Dışarıdaki gelişmelerin farkına varmadan bir hareket tarzının olmaması gerektiğini kulislerdeki sohbetlerimizde net bir şekilde duyuyoruz. Bunun için yeni bir sürecin kapısının açılması gerektiği söyleniyordu. O yüzden Arınç belki bu yönde bir çaba göstermiş olabilir. Partinin büyük abisi olarak geçmişte bu tür görevleri üstlendiğine tanıklık ettik.

NAGEHAN ALÇI (HABERTÜRK YAZARI): Şaşırtıcı bir gelişme değil. Ancak Arınç'ın bizim programda yaptığı çıkışlar da Arınç çizgisini takip eden gazeteciler için hiç şaşırtıcı değil. Arınç hukukun üstünlüğüne inanan duygusal bir siyasetçi. Açıklamasında gazetecilerin ısrarlı soruları diyor, doğrudur. Hakikaten isim vererek sorduk. Özellikle Osman Kavala'nın duruşması yaklaşmıştı. Hukuka üstünlüğü olan hassasiyetini bildiğimiz için kendisine bu soruları sorduk. Geri dönüp baktığımda sayın Arınç, AK Parti için önemli bir değerdir, keşke isimler üstünden konuşmasaydı. Ama yaptığı vurgular, sayın Cumhurbaşkanının işaret ettiği reformlar çok önemlidir, kıymetlidir. Sayın Arınç iyi niyetine rağmen kendisine zarar vermiş oldu maalesef. Kamuoyunda hukukla ilgili atılacak adımlarla ilgili öze dair tartışma yerine mesele Osman Demirtaş ve Osman Kavala'ya kanalize oldu. Toplum içindeki belli kesimlerin hassas noktaları uyandı, iş başka bir noktaya gitti. Tartışma zemini daraldı.

HADİ ÖZIŞIK (İNTERNETHABER.COM GRUP BAŞKANI): Bülent Arınç'ın en yakınındaki kişilerle görüştüm. Kızgınlık, kırgınlık partiden ayrılma diye bir şey sözkonusu değil. Açıklamasında isimler üzerinde gazeteci arkadaşların ısrarlara karşı zikrettiğini ve yanlış yaptığını söylemiş. İstifa talebi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelmemiş. Kırgın şekilde değil, helalleşerek ayrılmışlar. Burada özellikle Arınç yaptığı açıklamada Yasin Börü ile ilgili söylemleri bana samimi geldi. Dün kendisiyle telefonda görüştüğümde, programda detayı konuşma yaptığını, ama herşeye rağmen isimlerin telaffuz edilmesiyle yanlış yaptığını itiraf ediyor sayın Cumhurbaşkanı ve YİK üyeliğinden ayrılıyor. Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ile hareket edeceğine ilişkin dedikodular üretildiğini hatırlatınca 'Benimle ilgili böyle bir ifadeyi kullanmak büyük şerefsizlik' olur dedi. Ben şimdiye kadar kendilerinin yanlış yaptıklarını söyledim. Ne Babacan ne Davutoğlu'na hayırlı olsun diye bir ifade kullanmadım. Benim AK Partili Bülent Arınç olarak davam AK Parti'dir, mücadelemi devam ettireceğim, diye konuştu.