Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Alper Uruş

Türkiye'de ilk yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası, 11 Mart'ta görüldü. O tarihten bu yana 2 bin 900 yurttaşımız hayatını kaybederken, 33 bin 791 hasta ise iyileşerek sağlığına kavuştu. İyileşen binlerce hastadan biri de Muğla Bodrum'da yaşayan, turizmci, Dünyanın En Güzel Koyları Birliği Genel Sekreteri olan Galip Gür'dü. 56 yaşındaki, evli ve iki çocuk babası Galip Gür, eşi Meral hanım ile yaşadıkları koronavirüs sürecini, HABERTÜRK'ten Alper Uruş'a anlattı.

 

"İSTANBUL'A DAVETE GİTMİŞTİK"

"Fransız merkezli bir organizasyon olan, Dünyanın En Güzel Koyları Birliği Genel Sekreteri görevim nedeniyle 13 Mart'ta, İstanbul'daki Fransız Konsolosluğu'nda bir kokteyle davet edildim. Eşimle İstanbul'a indiğimizde ise davetin salgın nedeniyle iptal edildiğini öğrendik. 'Madem geldik iki gün İstanbul'da kalalım' deyip, 15 Mart'ta Bodrum'a dönüş yaptık.

"ŞİKAYETLER ÖNCE EŞİMDE ÇIKTI"

17 Mart'ta eşim rahatsızlandı. Ateşi yükseldi ve kendisinin halsizlik şikayeti vardı. Özel bir hastaneye gittik ve grip olabileceği söylendi. Bunun üzerine eve döndük. 19 Mart'ta eşimde aynı semptomlar tekrar ortaya çıktı ve 20 Mart'ta bu sefer benim için hastaneye başvurduk. 20-24 Mart tarihleri arasında evde izolasyon süreci yaşadık ve şikayetlerimizin seyrini takip ettik.

"ÇOK CİDDİ BİR ŞOK YAŞADIK"

Biz, 24 Mart'ta hastaneye gittiğimizde olayın hâlâ grip olabileceğini düşünüyorduk. Ön kontrolümüz yapıldı ve enfeksiyon doktoru akciğer tomografisi istedi. Eşim ve benden test için sürüntü alındı ama test sonucu beklenmeden, akciğer tomografisinin ardından hastaneye yatışımız yapıldı. Çok ciddi bir şok yaşadık. Eşimle aynı odada tedavimize başlandı.

"TEST SONUÇLARIMIZ FARKLI GELDİ"

Bu süre zarfında, hastanedeyken eşimde de bende de kusma oldu. Ateşimiz yükseldi, ishal görüldü ve ikimizde de halsizlik vardı. Bir ben bir eşim kendini iyi hissedip sonra tekrar kötü oluyorduk. Virüs gerçekten çok ilginçti. 3-4 saat hiçbir şey yokmuş gibi kendinizi iyi hissediyorsunuz ama sonra tüm şikayetler peş peşe ortaya çıkıyordu. Gelen test sonucunda ben pozitif, eşim ise negatif çıktı.

"İKİ TEST YAPILDI SONUÇ DEĞİŞMEDİ"

İki kez bize test yapıldı ama sonuç değişmedi. Ben pozitif eşim negatifti. 24 Mart ile taburcu olduğumuz 1 Nisan tarihine kadar aynı odada eşimle tedavi gördük. İlaç kulladığımız dönemde halüsilasyon gördüğümüzü hatırlıyorum. Hastane sürecinde moralin çok önemli olduğunu vurgulamak isterim. Doktorlarımız da, hemşirelerimiz de bir psikolog gibi bize moral ve güç aşıladı. Bizim bir şansımız da eşimle birbirimize destek olmamızdı.

"ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEDİK DEĞİL"

O süreçte insanın aklına tabii bir sürü şey geliyor. Ölümü düşünmedik değil; eşim çok hassas bir insandır. Ben eşimin, 'Bana bir şey olursa çocuklara iyi bak' cümlesini unutamam. Şu da var; ikimiz de sigara içmiyoruz. Beslenmemize dikkat ediyoruz. Sporumuzu özellikle eşim düzenli yapıyoruz; kilomuz yok ama bu salgına kapıldık. Bodrum'da kimse kulaklarına inanamadı. Ateşimiz 48 saat boyunca 36-38 arasında seyrettikten sonra, 8'inci günde biz taburcu olduk ve evde karantina sürecimiz başladı.

"NE MUTLU Kİ KİMSEYE BULAŞTIRMADIK"

Şubat sonundan itibaren kronik rahatsızlığı bulunan babama hiç yaklaşmadım. İyi ki de yaklaşmamışım çok büyük vicdan azabı duyardım. Halen de yanına gitmiyorum. İstanbul'da arkadaşlarımızla buluşup yemek yemiştik; gezmiştik. Onlara virüsün bulaşmamış olması da bizi çok mutlu etti. Şu an normal hayatımızı sürdürüyoruz ama çocuklarla da yakınlık kurmuyoruz.

KORONAVİRÜS ÖZEL SAYFASI VE CANLI HARİTA İÇİN TIKLAYIN

"HASTALIK ÜÇ BİÇİMDE YAŞANIYOR"

Virüsü yüzde 100 şurada kaptık diyemiyorum ama ben bir şeyi tecrübe ettim. Virüsü ne kadar aldıysanız bu, hastalığı geçirme sürecinizi de o oranda etkiliyor. Hastalık hafif, orta ve şiddetli biçiminde insan vücudunda etkisini gösteriyor. Biz bunu orta şiddette yaşadık. Örneğin bizde solunum sıkıntısı hiç olmadı.

 

"HASTANEDENSE BİR YIL EVDE KALIRIM"

İnsanlar evlerinde sıkılıyor ama hastane ortamını bir daha yaşamaktansa ben, 6 ay hatta 1 yıl evde kalmayı tercih ederim. İnsanlarımız yapılması gereken neyse yapmalı ve kurallara uymalılar. Gerçekten zor bir şey ve normal bir hastalıktan hastanede yatar gibi de değil. Her an ölüm korkusunu yaşıyorsunuz. Bu süreci yaşayanlar da sakın moralinizi bozmayın çünkü moraliniz, bağışıklık sistemini çok etkiliyor.

"ONLARA MELEK, KAHRAMAN DEMEK AZ GELİR"

Bu süreçte canını ortaya koyan sağlık çalışanlarımıza ise melek, kahraman demek inanın az gelir. Hastanede bone ve maske takmaktan kulaklarının arkası yara olan doktorlar, hemşireler, hasta bakıcılar var. İnsanları iyileştirmek için hastaneyi kendilerine ev edinmiş insanlar bunlar. Ben hepsine yürekten teşekkür ediyorum. Plazma bağışında da bulunacağımı belirtmek isterim."

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri