Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD merkezli New York Times gazetesine yazdığı makalede aslında ipuçlarını vermişti. Terör örgütü PKK'yı Suriye'den söküp atma ve Suriye'nin kuzeyinde terörden arındırılmış güvenli bölge oluşturma stratejisini...

Başkan Trump'ın ABD askerlerini Suriye'den çekmesinin dikkatlice planlanması ve doğru ortaklarla işbirliği içinde hayata geçirilmesi gerektiğini anlatmıştı Cumhurbaşkanı Erdoğan. Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile teröre karşı verdiği mücadeleyi, aynı zamanda insani, ekonomik ve sosyal açıdan Suriye halkı için yaptıklarını bir bir anlatan Erdoğan, Suriye'de çözüm için şu kapsamlı stratejiyi gündeme getirmişti:

"Suriye toplumunun tüm kesimlerinden savaşçıları kapsayan bir istikrar gücü kurulması; tüm kesimleri bir araya getiren bir yapı oluşturulması. Türkiye'nin Suriye Kürtleri ile hiçbir sorunu yok. Savaş koşullarında birçok genç Suriyelinin seçenekleri olmadığı için Türkiye ve ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG saflarına katıldığını biliyoruz. ABD’nin Suriye’den çekilmesi sonrasında derinlemesine bir tahkikat yaparak çocuk savaşçıları yeniden aileleriyle buluşturacak, terör örgütleriyle bağlantısı olmayan tüm savaşçıları yeni kurulacak istikrar gücüne dahil edeceğiz. Türkiye’nin gözetiminde, şu anda YPG veya DEAŞ terör örgütlerinin kontrolünde olan Suriye toprakları, halk tarafından seçimle belirlenen yerel meclisler tarafından idare edilecektir. Terör örgütleriyle bağlantısı olmayan herkes, yerel yönetimlerde kendi toplumlarını temsil etme hakkına sahip olacaktır. Türkiye, bu süreçte tüm adımlarını dost ve müttefik ülkelerle işbirliği ve eşgüdüm içerisinde atacak. Cenevre ve Astana süreçlerinin içerisinde bulunan bir ülke olarak hem ABD hem de Rusya’yla eşzamanlı olarak çalışabilen tek paydaş konumunda bulunuyoruz. Bu ortaklıklar temelinde Suriye’deki meseleyi halledeceğiz."

ÇOK HIZLI GELİŞİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'un Ankara ziyareti ile eş zamanlı yazdığı bu makalenin ardından ABD Başkanı Trump'la iki kez telefon görüşmesi yaptı. ABD'li Senatör Lindsay Graham Türkiye'ye geldi. ABD ve YPG'lilerin bulunduğu Münbiç ve Haseke'de DEAŞ, iki terör saldırısı düzenledi. Trump'la ikinci görüşme terör saldırısında hayatını kaybeden ABD askerleri için başsağlığı içindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın Putin'le görüşmek üzere Moskova'ya gidiyor. Sadece ABD ve Türkiye liderleri arasında değil, arka planda birçok farklı ülkeyle, farklı kurumların görüşmeleri yürüyor. Yani Suriye özelinde yoğun bir diplomasi ve görüşme trafiği yürütülüyor.

"BATAKLIK DEĞİL GÜVENLİ BÖLGE"

Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü programında tam anlaşılamayan bir meseleyi netleştirdi: "Güvenliğimiz sınırların ötesinden başlar. Ülkemize en ufak bir saldırıda bulunanlar bedelini ağır ödeyecek. Trump ile görüştüğümüz gibi 20 mil yaklaşık 30-32 kilometre bizim için bir koridor. Ülkemize karşı yeni bataklık haline dönüşecek bir güvenli bölge uygulamasına asla izin veremeyiz. Güvenli bölge teklifimiz, terör örgütlerini Türkiye'nin kontrolünde, bir şekilde sınırlarımızdan uzak tutma amacını taşıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğü üzerinde hesabımız yok, Suriye Suriyelilerindir. Putin ile terörden arındırılmış bölgeleri konuşacağız."

"AŞAMA AŞAMA ARINDIRMA"

Rutini özetledikten sonra şimdi Türkiye'nin Suriye meselesinin çözümünde uygulamaya çalıştığı, "aşama aşama terörden arındırma stratejisini" anlatalım. Türkiye, Astana süreciyle varılan mutabakatla sahaya yansıttığı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla sağladığı askeri başarıyı şimdi diplomatik başarıyla taçlandırmak istiyor. Tabi ki Fırat'ın doğusu ve Münbiç için yapılan askeri yığınağı da göz ardı etmiyoruz. Bu noktada birkaç risk devreye giriyor. Birincisi HTŞ'nin İdlib'deki provokasyonları, rejimin siyasal çözümü beklemeden YPG/PKK ile anlaşıp de facto şekilde hareketlenmesi, ateşkesi bozmaya ve ABD'nin çekilmesi başta olmak üzere süreci etkilemeye yönelik farklı terör gruplarının provokasyonları.

TRUMP'IN SEÇMENE VERDİĞİ SÖZ

Trump'ın kararını etkilemeye dönük ABD kurumlarından farklı yaklaşımlar da gelirken, Trump'ın DEAŞ'ı temizledikten sonra İran'a yöneleceği yönünde seçmene verdiği söz hala uluslararası toplumun hafızalarında. İran'ın bölgedeki etkisini azaltmaya yönelik ABD projesinde maalesef YPG/PKK milis gücü olarak yer tutuyor. Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı körfez ülkeleri ve İsrail, ABD'nin YPG ile birlikte Suriye'nin güneyine doğru sarkmasını teşvik ediyorlar; "İran'ın Suriye ile bağlantısını keselim" diyorlar. ABD bugüne kadar Suriye'de PKK/YPG'ye istihbari, teknolojik, askeri, maddi ne kadar destek varsa verdi; 15 milyar dolardan söz ediyoruz. ABD Rakka-Deyrizor hattına PKK/YPG ile birlikte konuşlandı. Şimdi PKK nereye konuşlanacak ve nasıl korunacak? ABD'nin derdi bu. Türkiye gerek Irak'ın kuzeyinde 35 km derinlikte oluşturulan güvenli bölge gerekse Sincar/Karaçok/Derik'te hava operasyonları ile PKK'ya Irak'ta çekilip yerleşebilecek pek bir alan bırakmadı. Burada Bağdat ve Tahran'ın nasıl pozisyon alacağı da çok önemli.

ABD YOKSA PKK DA YOK

ABD'nin PKK'ya verdiği silah sistemleri ve kazandırdığı yeteneklerin, arkasında ordu-devlet yapısı/geleneği yoksa hiçbir anlam ifade etmeyeceği açıkça görüldü. Türkiye, PKK'yı sınır hattında, Fırat'ın doğusunda-batısında yaşatmayacağını açıkça ilan etti. Aslında, "Suriye'den çekiliyorum" dese de ABD'nin bir yere gittiği de yok. ABD, İran'ı dengeleme, Irak'ı dengeleme, "rotadan çıkarsa" Türkiye'yi dengeleme amacıyla meseleye jeopolitik bakıyor. Şimdi meselenin kilitlendiği yer; ABD'nin "Kürtler", Ankara'nın, "Kürtlerle bir sorunumuz yok. Mesele terör örgütü PKK" yaklaşımı. SDG'nin içinde kimine göre yüzde 60'a 40, kimine göreyse yüzde 80'e 20 oranındaki terör örgütü üyelerinin nasıl ayrıştırılacağı. Bunlarla ilgili istihbarat ve güvenlik birimlerinin çalışmaları, tespitleri var. Bu ayrıştırma yapılabilirse Türkiye'nin Suriye stratejisi aşama aşama hayata geçirilebilecek. Tehdit sıralamasında Suriyeli Kürtler'in Türkiye için sınır hattından 30-35 kilometrelik derinlikte bulunmalarının, ABD'siz hiçbir anlamı yok. Daha anlaşılır ifadeyle PKK güneye doğru itilecek, zorlanacak. Suriye'nin açık arazisinde, açık hedef PKK'nın yaşama şansı yok. Irak da tam kapatıldığında gidecek yerleri yok. Ya imha olacaklar ya da tasfiye... ABD'nin Kürt kartını PKK üzerinden okumamasının sağlanması için baskı devam edecek.

KANDİL'LE BAĞIN KESİLMESİ

Suriye'deki PKK'lıların, Kandil'le bağını ve bağlantısını kesmenin yolu, PKK'nın Irak'taki yönetim kademesini yok etmekten geçiyor. Örgütün Suriye'deki Kürtler'den ayrıştırılması bu anlamda çok önemli. Türkiye'de silahlı eylem kapasitesi çökertilen terör örgütü, yeni militan kazanamadığı gibi eksilenin yerine yenisini de koyamıyor. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlar dikkat çekici: "2018'in başından bugüne kadar 74’ü sözde lider kadrodan toplam 2 bin 442 terörist etkisiz hale getirildi."

"MEHMETÇİĞİN BAŞARISI"

Türkiye, diplomasi, siyaset kurumu ve sivil inisiyatifiyle, Mehmetçiğin sahada verdiği askeri mücadeleyi destekliyor. Ancak şu unutulmuyor: "Türkiye, bu meseleyi ancak sahada tam donanımlı bir askeri güce kavuşarak çözebilir." Onun için S-400'lerin bir an önce teslim alınıp konuşlanması gerekiyor. Aksi durumda ABD Patriot'ları veriyormuş gibi yaparak PKK/YPG'yi koruma altına alıp TSK'yı kısırlaştırma yoluna gidebilir. ABD ve Suud destekli PKK denklemden çıktıktan sonra hava savunmasını da füze savunma sistemleriyle halletmiş Türkiye'nin bölgede büyük askeri varlığı ile yığınak yapmasına da gerek kalmaz. Suriye halkı ile etkileşimi de daha sağlıklı zeminde ilerler. Ruslar'la da halledilmesi gereken meseleler var. YPG kartını kullanmak isteyen, Esad'a alan açmak isteyen Rusya'nın daha önce Tel Rifat'ta PKK için yaptığını yapmaması gerekir. Bölge ülkelerinden İran ve Irak'ın da PKK ile mücadele konusundaki pozisyonlarını netleştirmeleri gerekiyor. Askeri alanda oyun kurmaya başlayan Türkiye'nin şimdi Suriye hegemonya savaşında her an değişen denklemde, artan sistematik meydan okumalarla mücadele etmesi gerekiyor.