Toplumun işleyişini yasalar belirliyor, hayatımızı ve iş dünyasını doğrudan etkiliyor. Hayat kalitesinin iyileştirilmesi, ekonominin büyümesi için hükümetlerin ellerindeki en etkili araç olan yasalar bazen kurum ve vatandaşlara maliyet yaratabiliyor. Yabancı yatırımcılar için  bir önkoşul olan güçlü düzenlemeler yani hukuk devleti olmak ülkenin kredi notu ve finansman maliyetini de belirliyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) hazırladığı, rapor Türkiye'de kamu düzenlemelerinin kalitesinde gelişim ve iyileştirme ihtiyacının arttığını ortaya koyuyor. Kamuda karar alma süreçlerindeki başarıyı belirleyen üç temel kriter olan paydaş katılımı, karar öncesi etki analizi ve uygulama sonrası değerlendirme analizinde Türkiye’nin 2015 yılındaki sıralamanın gerisine düştüğü  ortaya çıkıyor.

3 YILDA BİR HAZIRLANIYOR

Kamuda Karar Süreçleri Değerlendirme raporu 3 yılda bir hazırlanıyor. OECD soruyor, kamu otoriteleri yanıtlıyor.  Raporun veri toplama çalışmaları OECD’nin ülkelerin kamu otoritelerine gönderdiği anketler ve soru setleriyle gerçekleştiriliyor. Kamu düzenlemelerinin kalitesi paydaş katılımı, düzenleme öncesi etki analizi ve uygulama sonrası değerlendirme başlıklarıyla üç temel alanda değerlendiriliyor. Her bir alandaki puanlama ise Metodoloji, Sistematik Uygulama, Şeffaflık, Denetim ve Kalite Kontrol alt detayları ile yapılıyor.

TÜRKİYE ÜÇ BAŞLIKTA DA GERİLEDİ

Raporda 2015 yılında toplam ülke sayısı 34 iken, 2018’de  katılım sürecindekiler dahil olmak üzere 38 ülke rapora dahil edildi.

Rapora göre, 2015 yılı ile 2018 yılı verileri karşılaştırıldığında, Türkiye birincil yasalarda üç başlıkta da alt sıralara geriledi. Paydaş katılım sürecinde 2015 yılında 34 ülke arasında 16’ncı sırada bulunan Türkiye 2018 yılında 38 ülke arasında 32’nci sıraya yerleşti. Böyle Türkiye Şili ile Çekya arasında yer aldı.

Türkiye düzenleme öncesi etki analizinde 2015 yılında 29’uncu sıradayken 2018’de 33’üncü sıraya, uygulama sonrası değerlendirmede ise 2015 yılında 33’üncüyken, 2018’de 35’inci sıraya geriledi.

 

Tüm OECD ülkelerinde düzenleme hazırlanması çalışmasında paydaş katılımı yapılmasına yönelik zorlayıcı veya tavsiye niteliğinde hükümler yer alıyor. Rapora göre paydaş katılımının tüm yasalar için zorunlu olduğu ülke sayısı 2014 yılında 21 iken, bu sayı 2017 yılında 25’e çıktı. 

'YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIR'

OECD’nin,  Türkiye'de TÜSİAD ve Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı iş birliği ile yayınladığı ‘Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirilmesi 2018 Raporu’nun sonuçları TÜSİAD’da gerçekleştirilen toplantı ile açıklandı. Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı toplantının açılış konuşmasında “İyi yönetişim, yaşam kalitesini ve vatandaş mutluluğunu artırır. Kamu karar süreçlerinde iyi yönetişimin uygulanması kararlarda öğrenmeyi, benimsenmeyi ve etkililiği de artırır. Bu nedenle, kamuda katılımcı karar süreçlerinin işletilmesi, bunun yanı sıra karar öncesi ve uygulama sonrası gerekli etki analizlerinin yapılması yaşam kalitesine ve vatandaş mutluluğuna katkı yapacaktır” dedi.

OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı ve Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi Nick Malyshev, Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz ve Argüden Yönetişim Akademisi Akademik Kurul Üyesi Dr. Erkin Erimez
OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı ve Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi Nick Malyshev, Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz ve Argüden Yönetişim Akademisi Akademik Kurul Üyesi Dr. Erkin Erimez

'BÜTÜNCÜL BAKIŞ AÇISI ÇOK ÖNEMLİ'

OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı ve Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi Nick Malyshev, Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz ve Argüden Yönetişim Akademisi Akademik Kurul Üyesi Dr. Erkin Erimez, raporu değerlendirmek için bir gurup gazeteciyle bir araya geldi. Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, kamuda kaynak ve güven israfını engellemenin yolunun iyi yönetişimden geçtiğine dikkat çekti. 

OECD’nin 2012 yılında kamuda karar kalitesinin artırılması için bazı kriterler belirlediğini hatırlatan Dr. Yılmaz Argüden şöyle konuştu:  "Düzenlemeler yapılırken katılımcı demokrasinin işletilip işletilmediği ön şartlardan biri. Bunun yanı sıra kararlar alınmadan önce verilere dayalı olarak bütüncül bir bakış açısıyla etki analizinin yapılmış olması da gerekiyor. Çünkü bazen bir noktanın iyileştirilmesi için yapılan bir düzenleme, başka alanlarda olumsuzlukların çıkmasına sebep olabiliyor. Örneğin ekonomik bir düzenleme yapıyorsunuz ama maliyeti yüksek, negatif sosyal sonuçlar doğurabiliyor. Burada bütüncül bakış önemli. Son olarak da uygulama sonrasında da tekrardan değerlendirme yapılıp öğrenme ve gelişme imkanlarının ortaya çıkarılması önemli. İşte OECD raporu ülkeleri bu kriterler üzerinden karşılaştırıyor."

'YÜKSEK KREDİ NOTU, DÜŞÜK FİNANSMAN MALİYETİ'

Güçlü bir düzenleme yönetişimi yaklaşımının, ülkelere ve kamu kurumlarına yüksek kredi notu ve düşük finansman maliyeti sağladığına dikkat çeken Dr. Argüden, ‘’Aksi durumda kamu, her türlü kaynak israfıyla en önemlisi de güven israfı ile karşı karşıya kalıyor. Rapor bize kamuda kaynak ve güven israfını engellemenin en önemli yolunun karar süreçlerinde iyi yönetişim ilkelerini uygulamaktan geçtiğini gösteriyor’’ dedi.  İngiltere'yi örnek veren Dr. Argüden,  bu ülkede yasaların toplumsal maliyetinin azaltılması için topluma maliyet getiren yeni bir yasa hazırlanınca, eşit maliyetli başka bir yasanın yürürlükten kaldırıldığına dikkat çekti.

'TÜRKİYE'NİN ALACAK YOLU VAR'

OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı ve Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi Nick Malyshev de , düzenlemelerin kalitesinin hazırlanma süreçlerinde iyi yönetişim yaklaşımlarının kullanılması ile mümkün olacağını vurguladı. Malyshev, ‘’Aynı zamanda uygulamaların adil ve şeffaf olması gerekiyor. Son değerlendirme raporu, Türkiye için her üç alanda da gelişim alanı olduğuna işaret ediyor”  ifadesini kullandı.

YENİ TREND: DAVRANIŞ BİLİMLERİNDEN YARARLANMAK

Küreselleşme ve dijitalleşmenin etkisi ile düzenleme süreçlerinde uluslararası iş birliklerinin önem kazandığına dikkat çeken Malyshev ülkelerin diğer ülke uygulamalarını ve uluslararası standartları dikkate alarak düzenlemelerini yaptıklarını belirtti. Malyshev "Düzenlemelere uyumu artırmak için davranış bilimlerinden de yararlanılmaya başlandı. Türkiye’nin bu yeni trendleri de kapsayacak şekilde kamu karar süreçlerinde iyileşmeye gitmeye ihtiyacı var.” dedi.