Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
Mehmet Emin Demirezen / HABERTÜRK PAZAR

20 günü aşkındır meydanlarda demokrasi mitingleri düzenleniyor. Ben de işten çıktığımda, eve dönerken ya da hafta sonu şehri dolaşırken bu mitinglerin içinden geçiyorum; Taksim Meydanı, Beşiktaş Meydanı, Saraçhane, Gaziosmanpaşa Meydanı... Bazen de oralardan geçmek için yolumu değiştiriyorum ve karşılaştığım yorgun ama coşkulu yüzlere bakıyorum. Hep bir ağızdan şarkılar, tezahüratlar söylüyorlar, ardından bayraklar ortaya çıkıyor... Ama bu demokrasi nöbetinde sürekli gördüğüm, değişmeyen yüzler de var. Alan görevlileri... Onlar da coşkulu ama bu süreçte herkesten çok yoruluyorlar. Çünkü hem demokrasi nöbeti tutuyorlar hem de diğer vatandaşlara hizmet ediyorlar. Kimisi kan ter içinde çorba dağıtıyor, kimisi meydanlarda sahne düzeni kuruyor, kimisi de müzik yapıyor... Ben bu kez onlarla konuşmak, demokrasi mesaicilerinin hikâyelerini yazmak istedim. Günlerdir göre göre aşina olduğum yüzlerle tanışmak için sırt çantamı ve bayrağımı alıp meydanlara gittim. İlk durağım Saraçhane’ydi...

‘VATANDAŞLAR DESTEK OLUYOR’

Meydana vardığımda ilk dikkatimi çeken, belediyenin temizlik işçileri oldu. Ekip halinde bir yandan yollardaki direklere çöp poşeti bağlıyorlar, bir yandan da şarkılara eşlik ediyorlardı: “Ölürüm Türkiye’m, ölürüm Türkiye’m oyy...” Şarkı bitti, birinin yanına sokuldum. Sorumu yanıtlarken bile yerdeki çöpleri topluyor ve “Bu da vatan görevi” diyordu. Adı Ahmet Örs’müş, 5 yıldır belediyenin temizlik görevlisiymiş. Anlattı: “Meydanlarda mesaimiz saat 19.00’da başlıyor, sabah 07.00’ye kadar devam ediyor. Binlerce insan geliyor her gece, haliyle ortalık biraz kirleniyor... Yoğun kalabalıktan ötürü çok yoruluyoruz. Bunu şikâyet olarak anlama hemşerim. Biz hem meydanda işimizi yapıyoruz hem de vatanımızın bütünlüğü için demokrasi mücadelesine destek veriyoruz. Fedakârlık göstermek zorundayız. Burada bir başka bütünlük var. Mesela çok yorulduğumuzda o gece görevli olmayan arkadaşlarımız ya da buradan vatandaşlar bize destek oluyor...” Bunu söylerken gözleri ışıl ışıldı, başladım ben de onunla birlikte plastik bardakları toplamaya. Hiç değilse yükü hafiflesin, işi biraz azalsın diye. Yarım saat sonra karnım acıktı. Ahmet Abi beni çorba kuyruğuna götürdü. Upuzun ama nasıl da hızlı ilerliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, nöbete gelenler aç kalmasın diye mobil büfeler kurmuş. Saraçhane’de bu mobil büfelerden 4 tane var. Sıradaki insanlar kaç gündür burada nöbet tuttuklarını, başta ön yargılı olduklarını ama çorbanın beklediklerinden çok daha lezzetli olduğunu konuşuyor. Sıra bana geldi, çorbamı büfenin görevlisi Halil İbrahim Abi’den aldım. Birkaç soru sormak için yanına geçmeme de müsaade etti. Hava epey sıcaktı. Eh, çorba da öyle... Mobil büfenin içini siz düşünün artık. Orta yaşlı Halil İbrahim Abi yorgun görünüyordu: “Meydanlarda demokrasi mitingleri olduğundan beri çalışıyoruz. 24 saat burada insanların aç kalmaması için yiyecek, içecek imkânı sağlıyor ve sırf Saraçhane’de günde ortalama 5 bin kişinin karnını doyuruyoruz.” 24 saat çalışıp 24 saat izin kullanıyormuş. Bir uyu bir uyuma, amma zor iş!

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ