Baştan söyleyeyim. Mona Paşapur’unki oldukça karışık bir hikâye. Kendisi çok başarılı bir mimar, kariyer sahibi. İyi bir ailesi var. Eniştesi Türkiye’nin en ünlü kalp cerrahlarından Prof. Harun Arbatlı mesela... Röportajı okurken “Bu kadar eğitimli, çevresi iyi olan bir kadın nasıl bu kadar saf olabildi, başına nasıl bunlar geldi” diyebilirsiniz. Ama nedenler, nasıllardan çok daha acil çözülmeyi bekleyen bir mesele var ortada; Paşapur’un engelli oğlu Armin şu an İran’da Darülaceze gibi bir yerde. Babası götürüp bırakmış. Üstelik oğlunu kimsesiz gibi göstererek. Mona Paşapur’sa perişan, oğlunu geri istiyor.
Engelli bir oğlum var. Şu an İran, Tebriz’de Feyyaz Bahş Hastanesi’nde kalıyor. Babası götürüp bırakmış. Sol tarafı tamamen felçli. Zor yürüyor, konuşmaları kısıtlı, ilaçlarını düzenli almazsa sara nöbetleri geçirmeye başlar. Ona uygun bir yer değil. Oğlum 130 kiloydu, 70’e düşmüş. Acil çıkarılması şart. Yoksa ölecek.
Gidemem. İran’a ayak bastığım an babası beni ihbar edip tutuklama emri çıkartabilir. Çıkış için eşinizden izin almanız gerekiyor. İran kuralları böyle maalesef. Üstelik çocuğu baba yatırdığı için yine baba çıkarabiliyor. Kurallar böyle.