Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Londra’da sanki bir Havana banliyösündeyiz. “Küba ve Kahve” temalı bir partideyiz. Espresso’ya dair tüm notları aldık, sizinle paylaşıyoruz...

Kahve, genellikle Yemen’den gelir. Bunu sektirmeden bilecek bir coğrafyadayız. Öyle ya türküleri bile var... Madem hal budur, Küba nereden çıktı? Az buz değil arada okyanus var. Evliya Çelebi misali, “şefaat ile seyahati” karıştırınca böyle oluyor. Arzu İnsel arıyor “Küba’da kahve içmek ister misin” diye... Soruyorum: “Direkt uçuş değil mi?” Yani şimdi Havana’ya gideceğiz diye, hava meydanlarında aktarmalar, beklemeler, güvenlikler... Şöyle bir tartmak istiyorum. Nimeti külfetini tutuyor mu?

Bizimki gülüyor: “Canım, tabii ki doğrudan uçuş. Topu topu 3.5 saat... Londra’ya aktarma olur mu?” Hoppala. Kahve ve Küba nasıl oldu da Londra’ya geliverdi? Değil mi? Bir derin nefes alıp, izah ediyor: “Nespresso yepyeni bir kahve karışımı tasarlamış...”

“CUBANA”

İlham kaynağı Küba. Geleneği, yaşam tarzı, renkleri ve kuşkusuz tatları ile Reis Fidel’in Adası. Birden oyuncağı elinden alınmış çocuklara dönüyorum. Dudaklarım büzülüyor. Kenarları aşağı kıvrılıyor. Zaten Arzu’yu değil de, oğlunu daha çok sevdiğimi hatırlıyorum. Ama hayat böyle işte. Musevi bir arkadaşım öğretmişti. “Sana verileni al. Allah’tan istemeye devam et...” Ansızın bu “veciz Yahudi doktrinini” hatırlayarak “Peki” diyorum. Fevkalade kısık hacimli bir ses ile...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ