Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
Ali Esad GÖKSEL / HT CUMARTESİ

Barcelona’yı mutfaktan ibaret bir yer olarak düşünmeyin. O kadar renkli, başına buyruk bir şehir ki sadece mahalli yemek kültürüne indirmek haksızlık olur. Yemek kültürü kuşkusuz belirleyici bir gösterge. Bir deney kâğıdı gibi. Mutfağı zengin olan bir yerin renksiz olabileceği düşünülemez... Deniz şehri olmanın Akdenizliler için özel anlamı olduğu kuşkusuz. Deniz sizi çağırıyor 24 saat boyunca... Akşam yemeğine saat 22.00’den sonra oturuyor, geceleri yaşıyor, öğleden sonra da uyuyorlar: “Siesta”! Mevsim koşulları bu keyif ve uyku seansına mecbur ediyor onları. Sıcakta çalışmak kolay değil. Bazı yönleriyle bize çok benziyorlar. İmparatorluk kültürüne sahip olmuş, zenginliği sindirmiş ve renkli kültürlerin etkisinde kalmışlar. Bu zengin ve rengârenk geçmişi bugün yaratıcılıklarına yansıtıyorlar: Mimari, moda, sinema ve yemek kültürü alanında... Ve futbolda... Bugün her alanda, dünya listelerinin ilk 10’unda hep bir Barcelonalı’ya rastlamamız tesadüf değil.

GAUDİ EŞİT BARCELONA

Barcelona’nın mimari miras katmanlarından birini, ortaçağdan kalma (Barri Gotic) mahalleler oluşturuyor. O merkez bozulmamış. Bir manzume gibi duruyor kentte. Bize dokunan bir şey daha var bu şehirde... Bazı ortaçağ mekânlarında İslam Mimarisi’nin ne kadar etkin olduğunu gözlüyorsunuz. Çekişmeler geçmişte kalmış. Böyle bir örneği görmek bin sözden etkili olmuyor mu? Barcelona’da, şehre imzasını atmış bir mimar var: Antoni Gaudi. Katalan mimar sınırsız bir yaratıcılık, azim ve sabırla öyle yapılar inşa etmiş ki, Barcelona’ya giden insanların aklındaki resmin büyük parçası Gaudi’ye ait. Örneğin Casa Mila (La Pedrera), Gaudi imzalı bir apartman. UNESCO’nun insanlığın kültür mirası listesine aldığı sayılı çağdaş binadan belki de en bilineni... Gece, gündüz, her hali ile önümüzde. Gün doğarken, gün batarken... Meraklı turistlerle şen şakrak, yapayalnız, vakur... Casa Mila’nın kentle ilişkisi kadar, iç avlusu, özellikle çatı katı ve bacaları, mimarinin yaratıcı olduğunda insanı nerelere götürebileceğinin örneği. Gaudi’nin meşhur kilisesi malum: Tamamlayamadan öldüğü, Sagrada Familia Kilisesi. İspanyollar yarım kalmış kiliseyi yavaş yavaş tamamladıklarını söylüyorlar! Artık bitti gibi halbuki... Bence doğru olan tamamlamamaları... Sagrada Familia Kilisesi, Barcelona’nın zihinlerimizdeki resmine “yarım” olarak girdi bir kere.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ