Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Kadın ‘Yemek yapmak benim için iş değil aşk!’, Martha Stewart, Sağlıklı beslneme, Brand Week İstanbul,

        Güneş AKSÜS / HT GAZETE

        3-8 Kasım 2014 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen Brandweek 2014 Marka Konferansı, alanlarında çok iyi isimleri bir araya getiriyor. Brandweek 2014 Marka Konferansı'ndaki konuşmacılar, marka konusunda uzman, isim yapmış, başarılı, yaratıcı ve marka olmuş kişiler veya ürünlerin ekipleri. Dünyanın en çok bilinen ve en sevilen markalarından biri de Martha Stewart.

        Martha Stewart'ın da geldiğini öğrenince 'Mutlaka onunla tanışmalıyım' dedim. Çünkü çok önemli bir isim, çok başarılı bir işkadını. Her gün televizyon programı yapıyor, yemekler pişiriyor. Binlerce yemek tarifi var ve harika fotoğrafları...

        Biraz da kendimi ona benzetiyorum hayatını okurken. Ortak yönümüz benim de kendimi bildiğimden beri aynı anda bir sürü iş yapmaya çalışmam ve bitmek bilmeyen hevesim. Belki de kurduğumuz hayaller ortak olabilir. Martha, 3 Ağustos 1941 doğumlu yani 73 yaşında ve çok iyi görünüyor. Ne dese inanırsınız yani! 73 yaşında onun gibi görünebilmeyi her kadın ister. Aslan burcu, tam da öyle görünüyor zaten.

        Çok güçlü bir kadın ve çok karizmatik. Sakin sakin yönetiyor etrafındakileri. Dergileri, televizyon programı, kitapları var. Borsacı, catering işi de yapmış, evleri daha iyi hale dönüştürme konusunda guru olarak kabul ediliyor. Şu anda hepimizin televizyonda izlediği kadın programlarının ve iyi yaşam programlarının yaratıcısı olarak nitelendiriliyor.

        Çocukken öğrendiği her şey Martha Stewart için iş haline dönüşmüş. Anlatırken, “Ben zaten bunları kendim için yapıyorum ve nasıl yapıldığını etrafımdakilere öğretiyorum. Bu benim hayatım” diyor. Yaptıklarının sadece iş olmadığını, hayatını samimiyetle paylaştığını söylüyor. “Öğrenmek ve merak etmek en sevdiğim şey” diyen Martha, başarısını da buna ve çok çalışmaya bağlıyor. “Gerçekten çok çalışıyoruz” diyor ve ekliyor: “Ben sadece insanlara yol gösterdim, onların hayatlarına dokundum. Kendi yaşam tarzımı yarattım ve bunu paylaştım. Çok ilgi gördü, çok fazla takipçimiz var.”

        Brandweek 2014 Marka Konferansı’ndaki konuşmasından sonra onunla röportaj yapma fırsatı buldum. Büyük bir heyecanla girdim içeri. Konuşmanın sonunda ona enerjisi için nazar bonucuğu hediye ettim, çok sevdi. Bende olan ‘Pies&Tarts’ adlı kitabını imzalattım. Kitaptan en sevdiği ve önemli kısmı gösterdi bana. Bir diyetisyen olsam da, hayatın tadını kaçırmadan dozunda yemeyi anlatan, öğreten biri olarak bu kitabı seve seve size tavsiye ederim. İşte Martha Stewart’a sorduğum sorular ve kendisinden aldığım yanıtlar...

        ‘AİLECE ZANAATLA UĞRAŞIYORUZ’

        Ben diyetisyenim, köşe yazarıyım. Aynı zamanda radyo programı yapıyorum ve kitap yazıyorum. (Ben saydıkça o gülüyor, belki de tanıdık geliyor.) Bir beslenme uzmanı olarak da sizi dinlemek istedim.

        Diyetisyen... Ooo iyi... (Gülüyor)

        Birinin ne iş yapacağı çocukken belli olur derler. Sizde de öyle olmuş. Bildiğim kadarıyla annenizden yemek yapmayı, ev işlerini, babanızdan da bahçe işlerini öğrenmişsiniz. Bu, belki de tüm çocuklara öğretiliyor. Nasıl oldu da siz bunu iş haline getirebildiniz?

        Evet, ailemden öğrendim. Biz 6 kardeşiz ve aile olarak hepimiz bir şekilde sanatla daha doğrusu zanaatla uğraşıyoruz. Örneğin erkek kardeşim ahşapla ilgileniyor. Kız kardeşlerimden biri güzel sanatlarla ilgileniyor, biri bu konularda oldukça uzman. Bahçeyle ilgilenen kardeşim de var. Biz Polonya göçmeniyiz. Büyük büyükbabaannelerimiz, büyükbabalarımız Polonya’dan gelmiş. Onların da etkisi var tabii. Ailem bizi iyi okullara gönderdi. Belki de avukat, doktor olmamızı beklediler ama biz daha ziyade zanaatla ilgilendik.

        ‘BAHÇEMDEN BESLENİYORUM’

        Yemekle ilgili kitaplarınız var. Her gün değişik yemekler yapıyorsunuz, binlerce yemek tarifine sahipsiniz. Yemek sizin için sadece iş mi yoksa aşk mı?

        Tabii ki aşk! Kesinlikle aşk! Severek yemek yapıyorum.

        Her gün yemek pişiriyorsunuz. Bu kadar lezzetli yemekler yapıp da kilo almamak zordur. Siz zoru başarıyorsunuz. Formunuzu nasıl koruyorsunuz? Bir de sürekli seyahat ediyorsunuz. Bu yoğunlukta enerjinizi hep yüksek tutmayı nasıl başarıyorsunuz?

        Kendi yetiştirdiğim ürünleri yiyorum. Bahçemde her şeyim var. Sebzeler, meyveler, domateslerim... Örneğin tavuklarım var. Onların yumurtaları, etleri... Her şeyi kendim üretiyorum ve taze taze yiyorum. Bu yüzden de çok iyi besleniyorum. Bu şekilde kendime iyi bakıyorum.

        ‘HİÇ DİYET YAPMADIM’

        Bugüne kadar hiç diyet yaptınız mı?

        Hayır, hiç diyet yapmadım. Gerçi doktorum 7-8 kilo verdiğimi söyledi ama kilo vermek için özel bir şey yapmıyorum. Dediğim gibi zaten iyi besleniyorum, iyi gıdalar bulabiliyorum. Bu yüzden de iyiyim.

        Besin takviyesi alıyor musunuz?

        Özel vitaminler alıyorum. Zaten Martha Stewart Essantials adında kendi vitaminlerim var. 6 tane destek bunlar. Kadınlara özel vitaminler. Cilde iyi geleni de var; saça, kemiklere, menopoza ve sindirime iyi geleni de. Bunları kullanıyorum.

        ‘EN İYİLERLE ÇALIŞIYORUM’

        Siz birçok kadın için idolsünüz. Örnek alınıyorsunuz, tüm dünyada sizin yaptıklarınız kadınlara yol gösteriyor. Sizi etkileyen biri var mı? Sizin idolünüz kim?

        Beni etkileyen çok kişi var. Bir sürü isim sayabilirim. Ben, özellikle uzmanları kendime örnek alırım. İşinde en iyi olan isimleri takip ederim. Örneğin bahçe konusunda uzman kim varsa ya da yemek konusunda iyi olan kimse onu mutlaka takip ederim. Suşi yapmayı bana Nabu öğretti. Kendisi çok ünlü bir Japon şeftir. İşin en iyileriyle çalışmayı çok seviyorum ve bu konuda dikkat ediyorum.

        ‘KÜNEFEYE BAYILDIM, TADI GERÇEKTEN HARİKA

        Türkiye’ye daha önce de geldiniz. Burada en sevdiğiniz yemek ne oldu?

        Tadı damağınızda kalan bir yemek var mı? Yemekler çok güzel, tatlılar da öyle. Daha önce baklava yemiş ve çok beğenmiştim. Dün de bir tatlı yedim ve çok beğendim. Neydi adı? Hani arasında peynir olan.

        Künefe mi?

        Evet. Künefeye bayıldım, gerçekten çok iyi, tadı harika!

        Türkiye’ye önceki gelişinizde Mısır Çarşısı’nı gezmiştiniz. Neler aldınız oradan, beğendiniz mi?

        Evet, beğendim. Geçen gelişimde Mısır Çarşısı’ndan baharatlar almıştım. Çok güzel bir yer Mısır Çarşısı. Bu kez bir şey almadım. Sadece küçük cep kitabı gibi bir şey aldım. Almak istediklerim var. Sumak ve birkaç baharat daha almak istiyorum mutlaka.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ