Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Erkek Moda ‘Erkeklerimiz biraz tutucu’

        Esra ÇORUH / MODA DÜNYASI / HT CUMARTESİ

        Modanın içinde uzun yıllar olunca moda haftalarında takibe aldığınız tasarımcılar da oluyor. Onlardan biri erkek giyimi denildiğinde ilk akla gelen isimlerden Niyazi Erdoğan. Mimarlıktan modaya geçen tasarımcı, küçük ama emin adımlarla ilerliyor. Bir taraftan erkek koleksiyonundaki kararlı ve doğru ilerleyişi, bir taraftan sektördeki başarılı işbirlikleri yanlış kişiye kilitlenmediğimin göstergesi... Moda haftalarında tanıdığım Niyazi Erdoğan HT Cumartesi’nin sorularını cevapladı.

        Erkek giyim denildiğinde akla gelen ilk isimlerdensin. Nasıl başladı moda serüvenin?

        Moda, daha doğrusu giyim-kuşam hayatım boyunca ilgimi çekmişti. Ailede de iyi giyinmek hep önem taşımıştır. İlkokul yıllarımda istediğim renk tişörtü bulabilmek için annemi mağazalarda dolaştırdığımı hatırlarım. Ortaokul yıllarında ilk defa stilist olmak istediğimi söylediğimi hatırlıyorum.

        Ama sonra mimarlık okudun. Peki mimarlıktan modaya geçişin nasıl oldu?

        Lise yıllarında okuldaki öğretmenlerim beni meslek seçiminde çok doğru yönlendirdiler. Matematik zekâmın yanı sıra resim ve sanatın diğer dallarına ilgim olduğunu bildikleri için mimarlıkla tanıştırdılar beni. Çok keyifli bir eğitim sürecinin ve 4 sene profesyonel mimarlığın ardından gönlümde yatan aslan olan modayla buluşmanın vakti gelmişti. Önce bu işin eğitimlerini araştırdım ve Paris’te bir yaz okuluna katıldım. Bunun ardından 2003 senesinde İTKİB’in açtığı Genç Moda Tasarımcıları yarışmasında finale kalan ilk mimar oldum. Yarışmanın ardından iş teklifleri geldi ve sektöre hızlı bir geçiş yaptım.

        Mimarlığı özlediğini tasarımlarına yansıtmandan ya da ilham kaynaklarından hissediyoruz. Yanılıyor muyum?

        Ben aslında kendimi sadece moda tasarımcısı olarak görmüyorum. Hayatın her alanında tasarımlar yapmak beni heyecanlandırıyor. Bazen bir mobilya, farklı bir mekân kurgusu ya da bir ürün. Mimari bakış açısı ve vizyonu artık damarlarımda dolaşıyor. Özlüyorum evet ama pratiğini yapmadığım için... Yoksa hâlâ koleksiyonlarımı hazırlarken mimari bir altyapıyı kullandığım doğrudur.

        Taşkışla’daki ilk defilenle bugünkü Niyazi arasında nasıl bir fark var? Niyazi nasıl yol aldı?

        Daha önceleri benim için önemli olan hikâyemi anlatmaktı. Bir tasarımcı olarak var olmak ve kendimi kabul ettirebilmek. Bugün ise artık marka sahibi olan bir tasarımcı olarak görüyorum kendimi. Kendi markasının DNA’sını oturtmuş, yaptığı işin ve içinde olduğu sektörün dinamiklerinin bilincinde bir işadamı aynı zamanda.

        Peki 5 yıl sonraki Niyazi nerede, nerede olmasını hedefliyorsun?

        Hedeflerim çok büyük. Paris Erkek Moda Haftası’nda koleksiyonumu sergilemek ve Niyazi Erdoğan markasını global platforma taşımak en büyük hedefim.

        Moda haftaları sana ve kariyerine neler kazandırdı?

        Marka bilinirliği açısından moda haftalarının önemi çok büyük. Süreklilikle her sezon koleksiyon sergilemek hem yaratıcılığınızı sunmak hem de marka gelişiminizi göstermek açısından önemli. İlk defilemi yaptıktan sonra basının ilgisini ve tanınırlığımdaki artışı hâlâ unutamam.

        İşbirliklerinde de adını sıkça duymaya başladık. Birkaç sezondur İnci ve şimdi de Asics...

        İnci Deri ile 4 sezonluk bir anlaşmamız vardı. Bu kış son koleksiyonumuz raflardaydı. Marka bana ilk geldiğinde erkek algısını yükseltmek istediğini söyledi ve beni her anlamda özgür bıraktı. Daha önce mağazalarında olmayan farklı bir koleksiyon yapısı kurguladık. Beni tanıyan ve daha önce İnci’den alışveriş yapmayan müşteri kitlesini hedeflemiştik ve bu hedefimize ulaştık. Asics ise global bir marka olması nedeniyle benim için çok önemli. Onlar için seçtiğim 6 ayakkabıyla kombinlenebilen spor kıyafetleri tasarladım. Bu koleksiyon için ilk defa kadın tasarımları da yapmış oldum. Spor algısı yüksek, teknolojik altyapısı ve rahatlığıyla bilinen bir markayı, gündelik yaşama taşıyıp moda algısını yükseltmek hedefimizdi.

        Bir yandan da NIYO markalı sırt çantalarınla ortalığı kasıp kavurdun.

        NIYO daha çok yeni bir marka olmasına rağmen herkesin büyük ilgisini topladı. Yeni desenli çantalarımızın yanı sıra NIYO Weekender adında yeni bir modelimizi çok yakında sizlerle buluşturuyor olacağız. Farklı ürünlerimiz ile ilgili yeni fikirlerimiz var. Sürprizlere hazırlıklı olun.

        “HAYATIN KENDİSİ İLHAM KAYNAĞIM”

        Yaratıcılık serüveninde nelerden ilham alırsın?

        Hayatın kendisi başlı başına ilham kaynağı benim için. Hele bu topraklarda yaşayıp ilham sıkıntısı çekmek neredeyse imkânsız. İstanbul, Anadolu Medeniyetleri, doğduğum topraklar ve oralardaki yaşam biçimi beni her zaman etkilemiştir. Markamın DNA’sında lider olmak olduğu için alanında öncü olmuş lider erkeklerden ilham alıyorum.

        Örnek aldığın bir isim var mı?

        Modayı anlayan ve onun dinamikleriyle her sezon insanı şaşırtan, bakış açısı ve düşünce biçimiyle her zaman fark yaratan tek isim Miuccia Prada.

        Neden Türkiye’de çok çok az erkek giyim yapan tasarımcılar var?

        Türkiye’deki tekstil sektörüne ve endüstriye baktığınız zaman erkeğin tarihçesi çok daha eskiye dayanıyor. Bu topraklardaki birçok erkek markası, kadın markalarına göre daha önce işe başlamış. Ama iş erkek modasına gelince kadındaki cesareti göremiyoruz. Sanırım erkeğin sınırlarının olması ve kısıtlı alanda farklılığı yaratabilme fikri, tasarımcıları erkek koleksiyonu hazırlamaktan uzaklaştırıyor.

        Sergilediğin 2015 sonbahar-kış koleksiyonundan bahsedelim.

        Türkiye’nin Da Vinci’si olarak adlandırılan İlhan Koman’ın eserleri ve tasarıma olan matematiksel bakış açısı koleksiyonu şekillendirdi. Onun en önemli eserlerinden birisi olan Sonsuzluk heykeli desenlerimize yansıdı. Bu sezon daha öncekilere göre daha sakin, daha net bir koleksiyonla karşınızdayım.

        “LİDERLER GİYİMLERİYLE ETKİLEMİŞTİR”

        Klasik olacak ama İstanbul moda başkentleri arasına girecek mi?

        İstanbul bulunduğu konumu çok iyi değerlendirirse kendi bölgesi içinde moda anlamında söz sahibi olan bir ülke haline gelebilir. Bu anlamda MBFWI gibi global bir organizasyonun olması önemli. Tüm dünyaya ulaşan iletişim kanalları, tasarımcı markaların iletişimini ve endüstriye olan katılımını güçlendirecektir. Ama sayılı olan dört büyük başkentin arasına girmek için dünya dengelerinin değişmesi gerekiyor.

        Türkiye’deki erkek giyimini ve modasını nasıl değerlendiriyorsun peki?

        Artık ülkemizde de erkek giyiminde her türlü alternatife ulaşmak mümkün. Özellikle online alışveriş siteleri birçok farklı seçenek sunuyor. O sebeple “Olmadığı için giyinemiyoruz” diyemeyiz. Bizim erkeklerimiz bu konuda biraz tutucu.

        Peki nasıl giyiniyorlar sence?

        Türk erkeklerine baktığımız zaman giyim kuşama çok meraklı olduklarını görüyoruz ama belirgin bir stilleri yok. Tarihsel süreçte bu gelişimin sekteye uğradığını düşünüyorum. Bunun yanı sıra cesaret ve kalabalığın içinde kaybolma arzusu Türk erkeklerini sıradan bir görüntüye itiyor.

        Seni giyimiyle etkileyen, beğendiğin isimleri de merak ediyorum...

        Liderler beni her zaman giyimleriyle etkilemiştir. Atatürk, Napolyon Bonapart, Rahmi Koç ilk aklıma gelen isimler.

        Bu sezon ne giyecek erkekler?

        Benim için bu yazın en belirgin trendi renk ve kumaş olarak indigo. İndigonun her tonu denimin her türlüsünü yaşayacağımız bir yaz olacak.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ