Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam ‘Ekibimde Fransız, İtalyan, Hong Kong’lu var’

        Esra ÇORUH / HT CUMARTESİ

        Üzücü olaylar içimizi karartıp bizleri gelecekle ilgili umutsuzluğa sokarken Bünyamin gibi umut vaat eden gençlerle konuşmak çok iyi geliyor insana. Bünyamin 25 yaşına yeni girdi hatta doğum gününde MBFW Istanbul’da bir defile yapmayı planlıyordu ama Ankara’da gerçekleşen acı olayla iptal etti. MBFW moda haftasını iptal edeceğini duyurmadan önce Bünyamin, defileden çekildiğini açıklamıştı. Duyarlı, başarılı, çalışkan, öngörülü bir genç... Ve yaptığı işi çok seviyor. Belki de başarısının arkasındaki en büyük güç bu. Geçtiğimiz sezon Les Benjamins markası, hafızalara kazınan ilk defilesini MBFW Istanbul kapsamında 1001 Direk Sarnıcı’nda sunmuş ve koleksiyonuyla büyük alkış almıştı. Hem Türkiye’de kısa sürede bilinirliğini artıran hem de yurtdışında 300’e yakın farklı noktada satışta olan markanın yaratıcısı Bünyamin Aydın ile hem Moda Konferansı’nı hem de bir tişörtle başlayıp büyük başarılar yakalayan markasını konuştuk.

        1001 Direk Sarnıcı’nda yaptığın defileyi unutamadık. Yurtdışından gelenler de büyülenmiş olmalı...

        Gerçekten de bugün hâlâ o defileyle ilgili mail’ler alıyorum. Bu, markam ve Türkiye adına çok sevindirici.

        Peki var mı yakında yine böyle ses getirecek projeler?

        Olmaz mı? Şimdi de ocakta Milano’da yapacağımız defilenin heyecanı içindeyiz.

        Les Benjamins nasıl doğdu?

        Aslında biraz hobi olarak başladı. Bildiğin gibi tekstilci bir aileden geliyorum. Çocukluğum moda sektörünün içinde geçti. Fuarlara katıldık, annem mağaza açtığı zaman yurtdışından alımlar yaptık. Türkiye’ye ilk John Galliano tasarımlarını annem getirirdi. Daha sonra fabrikada üretim ayağında çalıştım, işin mutfağında yetiştim. İşin en zor kısımlarını, en başında öğrenmiş oldum. Milano’da showroom’ları gezdiğimde de satışın, pazarlamanın nasıl yürüdüğünü gördüm, birebir tecrübe ettim. Daha sonra aile işi yapmak istemediğime karar verdim ve 2011’de kendi markamı kurdum.

        Farklı kültürlerden gelen genç bir ekibin var...

        Evet, “Hepsi genç ve dünya vatandaşı” diyebilirim. Aslında ben de dünya vatandaşıyım. Almanya’da doğdum, 12 yıl orada yaşadım. 2001’de İstanbul’a taşındık. 2005’te yatılı okula İsviçre’ye gittim, 2009’da mezun oldum 6 ay da Cenevre’de yaşadım. Farklı ırklardan, kültürlerden gelen insanlarla küçük yaşlardan itibaren iç içeydim ve bu yaşadıklarımı markama da yansıtmak istedim. Ekibimde de Fransız, İtalyan, Hong Kong’lu var. Kültürel farklılıklar markamın vizyonuna da zenginlik kattı.

        ‘DOĞU’YLA BATI’YI EVLENDİRDİ’

        Yurtdışında büyümüş olmanın markana artıları oldu mu sence?

        Yurtdışında farklı kültürlerin içinde yetiştim ama köklerime de çok düşkünüm. Ama ne tam Türk’üm ne de yabancıyım. Bu farklılığı da birebir markama entegre ettim. Biz aslında aslında Doğu ve Batı’yı evlendiriyoruz. Örneğin Amerikan tarzı bomber ceketi alıyoruz, üzerine Selçuklu desenleri, nakışları işliyoruz. Türk kültüründen asla kopmadan geleneksel unsurları modern bir bakış açısıyla harmanlıyorum.

        Markana tişörtlerle başlayıp her sezon yeni bir şey ekledin. Sizin kuşak çok aceleci ve hızlı tüketirken senin adım adım gitmen başarı.

        Esra Abla, böyle adım adım gitmemizin nedeni, ailemin beni frenlemesi. Annemin tecrübelerinden yararlandım aslında.

        4 senede neler oldu?

        25 ülkede 300’e yakın noktaya ulaştık. Aynı zamanda Galata’da kendi mağazamızı açtık. Alaçatı Hacımemiş’te, Maça Kızı’nda pop up mağazalarımız var. 2017’de yurtdışında ilk mağazayı açmayı planlıyoruz.

        Yurtdışında da önemli markaların yanında Les Benjamins markasını gördük. Nasıl oldu?

        Paris’te büyük bir showroom tuttuk. Rick Owens ve Acne gibi markaların yanında markamızı konumlandırdık. Orada büyük partiler veriyoruz. 25 Bünyamin Aydın’ın markası 25 ülkede 300’e yakın noktada vitrine çıkıyor.

        ‘Paylaşıyor olmak çok güzel’

        Öncelikle moda konferansında sizlere söz verilmesi ve deneyimlerinizi paylaşıyor olmanız çok heyecan verici. İlk davet edildiğinde neler hissettin?

        Böyle önemli bir platformda söz sahibi olacağımı söylediklerinde çok heyecanlandım. Büyüyen markalar olarak diğer markalarla birarada da olsak sanırım hepimizin heyecanı belli oluyordu. Sonuçta bizleri dinlemeye gelen sektörün önde gelen ve tecrübeli isimlerine konuşmak hiç kolay bir şey değil.

        Çok haklısın. Peki Moda Konferansı için neler söyleyeceksin?

        Bence de çok güzel ve doğru bir platform. Ben özellikle paylaşım yapmayı ve iletişimde olmayı seven bir insanım. Markamı ve temsil ettiklerimi anlatmak, paylaşıyor olmak çok güzel bir duygu.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ