Yeşil'i oğlu deşifre etti
Çatışma sesini kaydedip müzik diye dinleyen adam
GAZETE HABERTÜRK / Tutkun Akbaş
İMAM HATİPTEN TERK
1968’de Elazığ İmam Hatip Lisesi ortaokul kısmına başladı. Oğlu da kitabında babasının imam hatip lisesi öğrencisi günlerine ait bir fotoğrafa yer verdi. 20 yaşına geldiğinde Mahmut Yıldırım’ın MİT’le çalışmaya başladığı biliniyor. Bir dönem jandarmayla ilişkisi olan Yeşil’i jandarma 1973 yılında MİT’e devrediyor. MİT’te çalışmaya başlamasının ardından kısa bir süre sonra Yeşil askere gidiyor. Oğluna göre babası 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na katılıyor. Askerliğinin ardından Yeşil tekrar MİT’teki görevine dönüyor. Yıldırım, Elazığ'da 1977'de Etibank Ferro Krom tesislerinde puantör olarak göreve başlıyor. İşlemleri 20938 sicil numarası üzerinden yapılıyor. O yıllarda sol örgütler ve Akıncılar adlı grup içinden istihbarat topluyor.
Yeşil’in MİT’le ilişkisi 1989 yılı Mayıs ayında kopuyor. Yeşil’i bir dönem kullandığı bilinen Mehmet Eymür, bu kopuşu “Kontrolu güç bir eleman olması, kendi başına hareket etmesi ve talimatlara uymaması, güvenlik güçleri arasında sürtüşmelere neden oluyordu.” şeklinde bir gerekçeyle açıklıyor.
MİT’TEN KOPUP JANDARMAYA GEÇİYOR
Yeşil’in MİT’le kopuşunun ardından adresi JİTEM oluyor. Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı'nın emriyle, anılan komutanlık adına, Nazimiye ve Ovacık bölgelerinde istihbari bilgiler toplamaya, güvenlik kuvvetleriyle birlikte uygulamalara katılmaya başlıyor.. Eymür’ün açıkladığı MİT’teki dosyasına göre Yeşil Tunceli bölgesinde deşifre olması üzerine Jandarma Asayiş Komutanı tarafından Diyarbakır'a çekiliyor ve Jandarma Asayiş Komutanlığına bağlı olarak kırsal alanda çalışmaya başlıyor.. Yeşil, bu çalışmalar sırasında önemli operasyonlarda yer alıyor, Asayiş ve İl Emniyet Komisyonu toplantılarına katılıyor, kendisine, silah, hüviyet, ve telsiz veriliyor.
ERSEVER’LE ARASINA AŞK GİRDİ
Yeşil, Diyarbakır döneminde 1993 yılında öldürülen Cem Ersever ile yakınlaşıyor ve pek çok operasyonun içine giriyor. Murat Yıldırım kitabında Cem Ersever ve Yeşil arasındaki bilinmeyen bir sırrı da açıklıyor. Cem Ersever ile arası bir kadın yüzünden bozuluyor. 1993 yılında Ersever ile aynı tarihte öldürülen sevgilisi Neval Boz’u, Murat Yıldırım’a göre ilk keşfeden babası Yeşil. Güzelliğiyle dikkat çeken Boz’u Errever’le tanıştırdığında, Ersever Yeşil’e “Benim ekibime girsin beraberce çalışalım” diyor. Ersever sonra Neval Boz’a aşık oluyor. Yeşil de Neval Boz’u Öcalan’ı öldürme operasyonu için kullanmayı düşünürken Ersever’in aşık olması üzerine bu duruma çok öfkeleniyor. Ersever’le ilişkisini kesiyor . Murat Yıldırım kitabında, “O tarihten itibaren Ersever bizim eve gelemez oldu” diye anlatıyor.
Yeşil’in Güneydoğu’da PKK ile mücadeledeki dönemi bir kararla kesiliyor. Jandarma 1994 yılında kendisini ailesiyle birlikte Ankara’ya yolluyor. Sebep ise deşifre olması. Yeşil öyle şeyler yapıyor ki, oğlu kitabında bunları bir “kahramanlık” öyküsü gibi anlatıyor.
Ankara’da sıkılmaya başlayan ve 1 yıl evden bile çıkmayan Yeşil bu tarihte Eymür’le irtibat kurarak yeniden MİT’e dönüyor. Eymür’e göre o tarihte herhangi bir suçtan aranmadığı tespit edilen Yeşil sakıncalı bir durum olmadığı gerekçesiyle tekrar MİT’e giriş yapıyor.
YUNANİSTAN’DA İŞKENCE GÖRDÜ
Bu sefer Yeşil yurtdışı operasyonların adamı oluyor. Yeşil’in katıldığı bilinen en önemli görev, Mercedes adı verilen ve Suriye’de Öcalan’ın öldürülmesine dönük olan operasyondu. Oğlu Murat Yıldırım babasıyla ilgili bilinmeyen bazı yurtdışı operasyonlarından da söz ediyor. Buna göre Yeşil, İtalya, Almanya, Hollanda, İran, Macaristan, Belçika, Romanya, Brüksel ve Beyrut’a da gidiyor. Dursun Karataş’ın yakalanması operasyonuna katılıyor. Murat Yıldırım Yunanistan’daki bilinmeyen bir operasyondan da söz ediyor. Yunanlı bir generalin PKK’ya Bekaa’da eğitim verip sık sık görüştüğü bilgisi üzerine, Yunanistan’a giden Yeşil bir aksilik sonucu Yunan polisi tarafından yakalanıyor. 3-4 gün işkence görüyor. Ama konuşmuyor. Murat Yıldırım, olayı “Devreye giren Türk polisine babamı teslim ediyorlar. Zannedersem bu konuyla alakalı babam ve Mehmet Eymür’le ilgili bir dava açıldı.” anlatıyor.
MERCEDES OPERASYONUNDA İDAMI GÖZE ALIYOR
1996 yılındaki başarısız sonuçlanan Öcalan’ı öldürme amaçlı Mercedes operasyonunda Yeşil’in aktif rolü biliniyordu. Murat Yıldırım Öcalan’ı öldürme operasyonunu tamamen babasına ait olduğunu öne sürüyor. 1 ton C-4 taşıyan Mazda araç Ankara’da evlerinden Yeşil’i almaya geldiğini anlatan Murat Yıldırım, babasının hayatında ilk kez bu operasyon öncesi kendileriyle vedalaştığını söylüyor. Murat Yıldırım’a göre Yeşil devletle gizli bir anlaşma yapıyor. Buna göre yakalanmaları durumunda MİT ve Türkiye’yi ele vermeyecekler, cezaevine girip idamı göze alacaklar.
Yeşil 23 Kasım 1996 günü bir yurtdışı göreve daha gönderildi. 5 gün sonra dönüp bu görevle ilgili raporunu yazdı. 1 Aralık 1996 günü yine bu görevle ilgili MİT’te yapılacak olan toplantıya katılmadı. Çağrı cihazına bırakılan notlara da yanıt vermedi. Yeşil o tarihten bu yana kayıp. Asla ortaya çıkmadı. Yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. Susurluk kazasından sonra ortaya dökülen ilişkiler, pek çok cinayetin tetikçisi olduğunu ortaya koydu. Susurluık sürecinde dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Yeşil'in öldürüldüğünü söylemişti.
1998 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesi yakınlarında bulunan bir cesedin Yeşil’e ait olduğu iddia edildi. Ödemiş Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu gelen bir ihbar üzerine gözleri oyulmuş cesedin Yeşil’e ait olabileceği iddiasını araştırdı. Ancak kesin bir sonuç çıkmadı. Murat Yıldırım kitabında DNA testiyle o cesedin babasına ait olmadığını kesin bir dille yazıyor. Babasının yaşayıp yaşamadığına ilişkin de “Ben babamın öldüğünü görmedim. Birileri gelip bize yaşadığına veya öldüğüne dair bir bilgi vermedi.” diyor.
HER KARANLIK OLAYDA ONUN ADI VAR
Yeşil’le ilgili muamma çok fazla. Cem Ersever’den, Musa Anter’e, Kürt işadamlarından İranlı iki işadamının öldürülmesine kadar pek çok olayın faili olarak adı geçiyor. İHD Başkanı Akın Birdal'ı vuranların arkasındaki isim olarak da adı geçti. Susurluk Raporu'nda Yeşil'e 12 sayfalık özel bir yer ayrıldı. Afyon Cezaevi'nde öldürün Sabancı suikastı sanıklarından DHKP - C'li Mustafa Duyar'ı Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği'nden alıp getiren ekipte onun da adı sayıldı. Ankara'da bir pavyonda eğlenirken olay çıkarttığı için gözaltına alınan, götürüldüğü Emniyet Müdürlüğü binasında Orhan Taşanlar ve ekibi tarafından kaburgaları kırılana kadar dövülen Yeşil'i polisin elinden alan ve MİT'te tedavi ettiren kişinin Mehmet Eymür olduğu öne sürüldü. Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmeden önce para yatırdığı Ziraat Bankası Ankara Heykel Şubesi'ndeki hesabın sahibinin de Ahmet Demir kimliğini kullanan Yeşil olduğu ortaya çıktı. Kayıp işadamı Tarık Ümit’in Yeşil tarafından öldürüldüğü de iddia edildi.
Halen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM davasında gıyaben yargılananlar arasında.
KİMLİK KARTI
1953 Bingöl Solhan doğumlu.
Çocukluğu Elazığ’da geçti.
Babası çiftçi.
1968 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesi’ne girdi.
Okulu yarım bıraktı Elazığ’da MİT adına çalışmaya başladı.
1974 yılında askere gitti Kıbrıs Barış Harekatı’na katıldı.
1977 yılında Elazığ Ferro Krom Tesislerinde puantör olarak çalıştı.
1989 yılına kadar MİT için çalıştı, sonra jandarmaya geçti.
PKK ile aktif mücadelede resmi görevli gibi kullanılan Yeşil deşifre olduğu gerekçesiyle Ankara’ya yollandı.
1995 yılında Eymür’ün ekibine girerek tekrar MİT’e döndü.
1996 yılındaki Öcalan’ın öldürülmesi operasyonunda yer aldı.
Aralık 1996 tarihinden bu yana kayıp.
En sık söylediği söz: “Yaptığımdan pişman değilim dirilseler yine yaparım”
En sevdiği ses: Çatışma seslerin, kaydedip arabada dinlemek. Çocuklarına dinletmek.
Evli. Nevzat ve Murat adında iki oğlu olduğu biliniyor.