Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Zilhicce ayı, Kurban Bayramı'nın içerisinde bulunan aydır ve Kurban Bayramı Zilhicce ayının onuncu gününde idrak edilir. Kurban Bayramı'na sayılı günler kala, müslümanlar 'Zilhhicce ayı orucu ne zaman tutulur' sorusuna yanıt arıyor. Peki, Zilhicce ne zaman? Zilhicce orucu ne zaman tutulur? 2017 Zilhicce ayının fazileti nedir?

ZİLHİCCE ORUCU NE ZAMAN TUTULUR? 2017 ZİLHİCCE AYININ FAZİLETİ

Zilhicce ayı, bu sene 22 Ağustos Salı gününü 23 Ağustos Çarşamba gününe bağlayan gece idrak edilmeye başlandı.

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)‘dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Allâh’ın Kendisine ibâdet edilmesini en çok sevdiği günler, Zilhiccenin ilk on günüdür. Onlardan her bir günün orucu, bir senenin orucuna, her bir gecenin kıyamı da, Kadir gecesinin kıyamına denktir.” (Tirmizî, Savm:52, No:758, sh:224)

Âişe (Radıyallâhu Anhâ)‘dan gelen bir rivayete göre; “Zilhiccenin her bir gün orucuna karşı, yüz köle azadı, yüz deve kurbanı ve Allâh yolunda cihada yüz at bağışı sevabı vardır.” (Geylânî, el-Ğunye 2/39)

Hafsa (Radıyallâhu Anhâ) validemizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) dört şeyi hiç terk etmezdi:

a) Zilhicce’nin ilk on gününün orucu,

b) Aşura orucu,

c) Her aydan üç gün orucu,

d) Sabahın iki rekât sünneti.”(Geylânî, el-Ğunye 2/39)

Câbir (Radıyallâhu Anh)‘dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte; Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Zilhiccenin on gününü oruçla geçirene Allâh-u Te’âlâ her bir gün karşılığında bir sene oruç yazar.” (Ali el-Muttakî, Kenzu’l-ummal No:24265, İbn-i Adiyy, el-Kamil, 6/472)

Âişe (Radıyallâhu Anhâ)‘dan rivayet edildiğine göre:

“Bu on günden bir gün dahi oruç tutan kişi, sanki geri kalan senenin tümünde Allâh-u Te’âlâ’ya ibadet etmiş gibi olur.”(Geylânî, el-Ğunye 2/40)

TERFİYE GÜNÜ ORUCU

İbn-i Abbas (Radıyallâhu Anhuma)‘dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Terviye (Zilhiccenin sekizinci) gününün orucu, bir seneye, Arefe gününün orucu ise, iki seneye keffârettir.”(Ebû’ş-Şeyh, İbn-i Neccar, Nebhanî, el-Fethu’l-Kebîr, No:7294, 2/24)

Âişe (Radıyallâhu Anhâ)’dan gelen bir rivayete göre; “Terviye günü orucuna karşı, bin köle azadı, bin deve kurbanı ve Allâh yolunda cihada bin at bağışı sevabı vardır.” (Geylânî, el-Ğunye 2/39)

AREFE GÜNÜ ORUCU

Arefe günü Zilhicce’nin dokuzuncu günüdür. Bu günde oruç müstehabtır.

“Ebû Katâde (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir: Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in: “Arefe günü orucu geçen seneyle, gelecek seneye keffârettir.” buyurduğunu işittim. (Müslim, Sıyam:36, No:2747)

Arefe günü orucunun müstehab olduğunu beyan eden bu ve birçok hadis vârid olmuştur. Ayrıca bu günün diğer günlerden üstünlüğü vardır.

Âişe (Radıyallâhu Anhâ)’dan gelen bir rivayete göre; “Arefe gününün orucuna karşı, ikibin köle azadı, ikibin deve kurbanı ve Allâh yolunda cihada ikibin at bağışı sevabıyla, bir öncesi ve bir sonrası senenin ecri vardır.” (Geylânî, el-Ğunye 2/39)

Önemli: Bu anlatılanlar hac vazifesinde olmayanlar içindir. Hac vazifesini yapanlar, eğer Arefe günü oruç tutarlarsa, Arafat’ta vakfe ve dua gibi işlerden zayıf düşerlerse oruç tutmazlar, tutarlarsa mekruh olur. Ancak zayıf düşmezlerse iki ibadet arasını cem etmek gibi bir fazilete nail olacakları için, oruç tutabilirler.

Zilhicce Ayının Perşembe Cuma Cumartesi günlerinde üç gün oruç tutmak:

Enes İbn-i Mâlik (Radıyallâhu Anh)’dan rivâyete göre Rasulullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: ‘’Her kim herhangi bir haram aydan Perşembe, Cuma, Cumartesi, olmak üzere üç günü oruçlu geçirirse, kendisine (tuttuğu her güne karşılık) iki sene, (başka bir rivayette) yedi yüz sene, (diğer bir rivayette ise) dokuz yüz sene ibadet (sevabı) yazılır.’’ (Taberânî, el-Evsât, No. 1810, 2/468)

Enes (Radıyallâhu Ahn)’ın bu hadîs-i şerîf hakkında: ‘’Ben bunu Rasulullâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’den işitmemişsem, kulaklarım sağır olsun’’ dediği rivâyet edilmiştir. (Ahmed İbn-i Hicâzî Tuhfetu’l-İhvân, s.10)