Ahmet Kıvanç

ABD’de işçilerin günde 14-15 saat çalıştırıldığı, insanlık dışı çalışma koşullarının dayatıldığı dönemdi. 1881 yılında yüz binlerce işçinin katılımıyla kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu, çalışma süresinin günlük 8 saate indirilmesi için Chikago’da 1 Mayıs 1886 tarihinde genel grev gerçekleştirdi. Polisin silahla ateş açması üzerine çok sayıda işçi öldü. İşçi önderlerinden dört kişi de idam edildi.

1889 yılında toplanan II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı bütün dünyada işçilerin birlik ve mücadele günü olarak ilan etti. Türkiye’de de 1 Mayıs 1906 yılından itibaren kutlanmaya başladı. 1977 yılında İstanbul Taksim'de 500 bin kişinin katılımıyla düzenlenen 1 Mayıs mitinginde işçilerin üzerine ateş açılması üzerine 37 kişi hayatını kaybetti. Bu olay Türk tarihine kanlı 1 Mayıs olarak geçti. 2008 yılında Emek ve Dayanışma Günü olarak kabul edilen 1 Mayıs, 2009 yılında da resmi tatil ilan edildi.

SANAL MEYDANLARDA KUTLANACAK

Bu yıl 1 Mayıs, Kovid-19 pandemisi dolayısıyla meydanlarda kutlanamayacak. Türkiye’de ve tüm dünyada emekçiler internet üzerinden gün boyu etkinlikler gerçekleştirerek 1 Mayıs’ı kutlayacaklar. TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ 81 ildeki temsilcilikleriyle sosyal medya üzerinden paylaşımlarla kutlama gerçekleştirecek. DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği üyeleri sosyal medyanın yanı sıra işyeri ve evlerde pankart ve dövizlerle seslerini duyuracak.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) dünya çapındaki tüm üyelerine güvenceli istihdam, asgari bir yaşam ücreti ve herkes için sosyal güvence amacıyla dayanışma çağrısında bulundu. ITUC’un çağrısıyla 1 Mayıs dolayısıyla bugün Facebook, Twitter, Instagram’da #MayDay #VirtualMayDay etiketleri kullanılarak fotoğraf, video ve hikayeler paylaşılacak.

 EMEKÇİNİN GÜNDEMİ DEĞİŞTİ

Geçen yılki 1 Mayıs kutlamaları sırasında emekçilerin gündeminde esnek çalışmanın yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi, emeklilikte yaşa takılanlar yasasının çıkartılması, öğretmen, polis, hemşire gibi bazı kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge düzenlemesinin hayata geçirilmesi gibi konular yer alıyordu.

Kıdem tazminatı fonu tartışmaları, seçimlerin de etkisiyle geçen yıl rafa kaldırıldı, bu yıl gündeme gelmesine de fırsat olmadı.

İş güvencesini ortadan kaldıracağı gerekçesiyle emekçilerin sıcak bakmadığı esnek çalışma ise koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla en avantajlı çalışma şekli olarak ortaya çıktı. İşveren tarafından evden çalışması kararlaştırılanlar pandemi döneminde ücret kaybına uğramayan ender kesim arasında yer aldılar. Ancak, evden çalışma yöntemi daha çok memurlar ve özel sektördeki ofis çalışanları ile sınırlı kaldı.

Geçen yıl boyunca önemini koruyan işsizliğin bu yıl can yakıcı boyutlara ulaşmasından endişe ediliyor. Pandemi dolayısıyla işsizliğin daha fazla tırmanmaması için peş peşe önlemler devreye sokuldu. 17 Nisan tarihinden geçerli olmak üzere işten çıkarmalar üç ay süreyle yasaklandı. Faaliyetine kısmen veya tamamen ara vermek zorunda kalan işletmelerde çalışanların işsiz kalmaması için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları esnetildi. Son üç yılda 600 gün prim koşulu 450 güne, son 120 gün hizmet akdi koşulu da 60 güne çekildi.

Kısa çalışmadan yararlanamayanlar ile işten çıkartılan ve işsizlik maaşı almaya hak kazanamayanlar için 17 Nisan – 17 Temmuz tarihleri arasında uygulanmak üzere günlük 39.27 TL’lik (aylık net 1.168 TL) nakdi ücret desteği devreye alındı.

Sigortasız çalışanlar, mevsimlik çalışanlar, yevmiyeli çalışanlar için de bin liralık sosyal destek programı devreye alındı.

Dünyada yüz milyonlarca emekçi pandemi dolayısıyla şu an çalışamıyor. Karantina sonrası normalleşmeye ilişkin birbirinden çok farklı senaryolar ortaya atılırken, emekçiler karantina sonrasında bir işlerinin olup olmayacağını bilemiyor.

KAYIT DIŞI ÇALIŞANLARIN GELİRLERİ YÜZDE 60 AZALDI

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Kovid-19’un çalışma yaşamına etkilerine ilişkin peş peşe hazırladığı raporlar, giderek daha karamsar bir tabloyu ortaya koyuyor. Yılın ikinci çeyreğinde çalışma sürelerindeki düşüşün 2019’un dördüncü çeyreğine göre yüzde 10.5 oranında azalacağı kaydedilen raporda, bunun da 305 milyon tam süreli iş kaybı anlamına geldiği belirtildi. Önceki raporda çalışma sürelerindeki düşüşün yüzde 6.7 olacağı ve bunun 195 milyon tam süreli iş kaybına eşdeğer olduğu tahmin edilmişti.

Raporda, küresel salgının yarattığı ekonomik kriz dolayısıyla dünya çapında 3.3 milyar olan küresel işgücünün içinde en kırılgan kesimi oluşturan 2 milyar dolayındaki kayıt dışı işçinin yaklaşık 1.6 milyarının geçim imkanlarının büyük zarar gördüğüne dikkat çekildi. Krizin ilk ayında, dünya genelinde kayıt dışı işçilerin gelirinde yüzde 60’lık düşüş olduğu tahminine yer verilen raporda, dünyada 436 milyonu aşkın işletmenin, işlerin durması tehlikesiyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

TÜRKİYE’DE PANDEMİ ÖNCESİ İŞSİZ SAYISI 4.4 MİLYON

Kovid-19’un Türkiye’deki net etkilerini önümüzdeki aylarda görebileceğiz. İşten çıkarma yasağının başladığı 17 Nisan’a kadar kaç kişinin işsiz kaldığını henüz bilmiyoruz. Yaklaşık 300 bin firmanın başvuru yaptığı kısa çalışma ödeneği kapsamındaki işçi sayısı 3.2 milyon kişiye ulaşıyor. İşsizlik ödeneği için başvuranların sayısı önümüzdeki günlerde belli olacak. Faz 1 ve Faz 2 kapsamında bin lira sosyal destek alan 4.4 milyon kişinin arasında kayıt dışı çalışanlar da bulunuyor. Faz 3 kapsamındaki başvurular ile pandemiden etkilenenlerin sayısı daha da artacak.

Kovid-19 pandemisi öncesinde Türkiye’de işsizlik oranına ilişkin son veri ocak ayına ait bulunuyor. 15 yaş ve üzerindeki nüfusta işsizlik oranı yüzde 13.8, işsiz sayısı da 4 milyon 362 bin kişi düzeyindeydi. Ocak ayı itibarıyla son bir yılda çalışma çağındaki nüfus 998 bin kişi artarken, çalışmak için iş arayanları da kapsayan işgücü sayısı 196 bin kişi azaldı. İşgücüne dahil olmayanların sayısı son bir yılda 1 milyon 194 bin kişi artarak 30.4 milyon kişi oldu. Buna rağmen işsiz sayısı sadece 306 bin kişi azaldı

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yıla göre 2.2 puan azalmasına karşın yüzde 24.5 seviyesinde yer alıyor. Genç nüfustaki işsizlik oranının düşmesinde de işgücüne katılmada yaşanan yüzde 1.5 azalmanın etkisi oldu.

Ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı ise 0.2 puan artarak yüzde 25.7 düzeyinde gerçekleşti.

İşsizlerin 1 milyon 126 bini bir yıl ve daha uzun süredir iş arayanlardan oluşuyor. 1-2 aydır iş arayanların sayısı 1 milyon 398 bin, 3-5 aydır iş arayanların sayısı da 1 milyon 134 bin kişi dolayında.

İŞSİZLİK FONU’NDA 132 MİLYAR LİRA BULUNUYOR

İşsizlik Sigortası Fonu, pandemi döneminde işini kaybeden, kısa çalışma yapan, ücretsiz izne çıkartılan işçilerin yararlanabildiği en önemli kaynak durumunda. Fonun toplam varlıkları geçen yılın nisan ayından beri yerinde sayıyor. Bu nedenle fonun varlıklarındaki artış geçen yıl 4 milyar lirada kaldı. Mart ayı itibarıyla fonun toplam varlıkları 132 milyar liradan oluşuyor.

Pandemi dolayısıyla işsizlik maaşı ve kısa çalışma ödeneğinin yanı sıra nakdi ücret desteği de fondan karşılanacak. 2002 yılından beri her yıl düzenli olarak artan fonun varlıklarının bu yılın sonunda 2019’a göre azalması bekleniyor.

SENDİKALI İŞÇİ ORANI YERİNDE SAYDI

Kovid-19 pandemisi sonrasının çalışanlar açısından zor bir dönem olacağı gerçek. Bu durum sendikal örgütlenme konusunda bir artış yaratır mı bilinmez ama ocak ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde Türkiye’de sendikalı işçi sayısı 58 bin kişi artarak 1 milyon 859 binden 1 milyon 917 bin kişiye yükseldi. Toplam işçi sayısı daha fazla artarak 13 milyon 412 binden13 milyon 857 bine çıktığı için sendikalaşma oranı 0.2 puan azalarak yüzde 13.84 oldu.