Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Ayşegül Ekinci, Ferzan Özpetek, Mine Söğüt ve Gaad Saad'ın kitapları raflardaki yerini aldı;

Gazeteci Ayşegül Ekinci, doktor olan ağabeyinin zamansız ölümüyle çıktığı hayatı, varoluşu ve ölümü sorgulama yolculuğunda, sorularına yanıt bulmak için üç yıl bir keşiş gibi ülke ülke dolaştı.

Üç yıldır dünyanın birçok bölgesinde doğum ve ölüm ekseninde araştırmalar yaparak bu yas sürecini dünyanın birçok yüzünün bir araya geldiği, 'Sana Söyleyeceğim Çok Şey Var' başlıklı bir projeye dönüştüren gazetecinin ilk kitabı 'Son Yok', okura sunuldu.

Ayşegül Ekinci, bir haberci ve bir savaş muhabiri olarak küçük bir bavulla hep yollarda, hep haber peşindeydi. Bir şubat günü, doktor olan ağabeyinin iki hastasını ameliyat ettikten sonra ameliyathanede geçirdiği anevrizma sonucu hayatını kaybetmesi onun için hâlâ devam eden, bambaşka bir yolculuğun başlangıcı oldu. Bu ani gidiş, komadaki ağabeyinin hayata tutunması için onunla düşünce yoluyla iletişim kuran haberciyi derinden sarstı. Hem genç yaşta vefat eden ağabeyinin hayatını onurlandırmak hem de yaşamın önemine dikkat çekmek isteyen Ekinci, çıktığı bu uzun yolda deneyimlediklerini habercilikle buluşturarak insanlara ilham kaynağı olacak bir belgesele dönüştürmeye karar verdi.

Ayşegül Ekinci: Türkiye'yi yurt dışında temsil eden bir dış haberci olarak yıllarca haber peşinde koştum. Çok hareketli bir yaşamım oldu. Savaş muhabiri olarak sayısız bölgeden bildirdim. Ama ağabeyimin ani gidişi hayatımdaki tüm dinamikleri değiştirdi. Hayatı erteleyerek yaşıyoruz, hep yarın var diye söyleyeceklerimizi söylemiyoruz. Bizde de böyle oldu. İki kardeş çok meşguldük. Birbirimize söyleyeceklerimizi, nasılsa yarın var diye erteliyorduk. Pek çoğumuz böyle yaşıyoruz zaten. Ağabeyimin komaya girmesiyle dünya başıma yıkılmıştı. Ona söyleyeceğim bir sürü şey vardı ve ben de her şeyi düşünce gücüyle anlatmaya başladım. Beni duyduğunu hissediyordum. Amacım, yaşadığım bu deneyimi insanların hayatında farkındalık yaratacak bir araca dönüştürmek. Ağabeyimin de bunu istediğini biliyorum.

Ağabeyinin komada kaldığı hastane günleri sırasında yaşadıklarını satırlara döken Ayşegül Ekinci, bu kitap dizisinde dünyaca ünlü isimleri de bir araya getirdi. Michael Douglas, Sylvester Stallone, Barack Obama, Julia Roberts, Tiger Woods gibi dünyaca ünlü isimlerin mentoru olan ünlü davranış bilimci Dr. John Demartini de Ekinci'nin projesinde yer alan isimlerden biri oldu. Heykeltıraş Lorenzo Quinn ve ünlü mistik ve vizyoner Sadhguru başta olmak üzere birçok isim bu dizide buluştu.

"Ayşegül Ekinci, acısını milyonlara ilham verecek müthiş bir diziye dönüştürdü. Üç yıldır tıpkı bir keşiş gibi yollarda. Onun bu misyonundan ilham almamak mümkün değil. 'Sana Söyleyeceğim Çok Şey Var' tanık olduğum en etkili insan bilincini uyandırma projesi. Secret gibi dünyayı etkileme potansiyeline sahip."
Dr. John Demartini

"Hem yazarlıkta hem şifacılıkta gerçek bir usta olan Ayşegül'ün kitap dizisi geleceğe yön veren türden. Bu diziyi başucunuzdan ayıramayacaksınız."
Vianna Stibal

"Ayşegül, bana ağabeyinin ölümüyle insanlara ışık olmak istediğini söyleyince çok etkilendim. Herkesin yapabileceği bir şey değil. Müthiş bir iş başardı."
Sadhguru

Ferzan Özpetek (Bir Nefes Gibi)
Ferzan Özpetek'in yeni romanı 'Bir Nefes Gibi', okuyucularıyla buluştu. Özpetek, okurlarını Roma ile İstanbul, şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Et ve tırnak gibiyken yıllar önce meydana gelen bir olayla yollarını ayıran iki kız kardeşin karanlık sırları etrafında örülen Bir Nefes Gibi, tutkularına esir düşenleri, kadere meydan okuyanları, sevgiyi, ihaneti ve her şeye rağmen yılların tüketemediği umudu anlatıyor.

"... hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıkların farkındalığı kalıyor.
Sergio ile Giovanna, güneşli bir pazar günü evlerinde bir dostlar sofrası kurma hazırlığındayken ansızın karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar: Kapılarını çalan yorgun görünümlü yaşlı kadın Elsa Corti'dir ve uzaklardan, İstanbul'dan gelmiştir. Yaklaşık yarım asrı bulan sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen Elsa Corti'nin evinin yeni sahiplerine anlatacakları, ama daha önemlisi, yıllardır görmediği ablasına, hayatının aşkıyla ilgili söyleyecekleri vardır..."

Mine Söğüt (Gergedan)
Mine Söğüt 'Gergedan' ile unutulmaz 'Deli Kadın Hikâyeleri'nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

"Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.
Bir Zümrüdüanka eziyorsun.
Geçiyorsun.
Bir gergedan eziyorsun.
Geçiyorsun."

Gad Saad (Toksik Zihin)
Akıl ve düşünce özgürlüğünü savunmak için kışkırtıcı bir kılavuz ve temel hakların korunması için bir savaş narası olarak 'Toksik Zihin', yılın en tartışılan ve konuşulan kitabı olacak!
Gerçeğe karşı açılmış bir savaşın ortasındayız ve bu savaşı kazanamazsak düşünce özgürlüğünü kaybedeceğiz. Batı'nın özgürlüğe, mantığa ve hakiki liberalizme bağlılığının politik doğruculuğun baskılayıcı güçleri tarafından tehdit altına alındığını ifade eden Dr. Gad Saad, Erkam Evlice'nin kıvrak çevirisiyle toplumsal adaletin haksızlığından postmodernizmin çöküşüne, İslamofobiden özgürlük ve hakikat arayışına kadar pek çok konuda adeta kafamızı açıyor.

Gad Saad, "düşünce patojenleri" olarak adlandırdığı, sağduyuyu ve rasyonel düşünceyi katleden kötü düşünceleri ortaya çıkarırken, sosyal adalet cengaverlerine sesleniyor: "Hiçbir şey fikir ve vicdan özgürlüğü için savaşmaktan; dinimsi dogmalara karşı bilime, akla ve mantığa sadık kalmaktan daha önemli değildir. Büyük resmi görmekten aciz olanlar çağımızın bu cinnetinde suç ortağıdır. Aklın düşmanlarına karşı verilen bu savaşta zaman zaman hicve, istihzaya ve mizaha başvurmam sizi bu savaşın ciddiyeti hakkında yanıltmamalı."