Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kırmızı antika şamdan konuşmaya başlarsa ne olur? Sevginin en saf halini hayal etmek nasıl hissettirir? Bir ezgiyle aşkı bulmak sizi nasıl bir yolculuğa çıkarır?
Bir detayı izlemek aşkı karşımıza çıkarır mı? Bağlar, hiç bitmesin istenilen heyecanlar, rutinler, hayaller, yaşanmamış tatlı bir anıya dönüşenler... Aşka dair en başından beri bize ait olduğunu düşündüğümüz pek çok şeyi, aşkın türlü hallerini alegorik anlatımıyla farklı formlarda yeniden kurarak anlatan oyuncu Alper Saldıran, bu kez kırmızı odadan sesleniyor ve bizleri kendi iç odalarında aşkın peşinde bir yolculuğa çıkarıyor; 'Kırmızı Odadan Hikâyeler'...

Alper Saldıran, yazarlık kariyeri ve yeni kitabı 'Kırmızı Odadan Hikâyeler' ile ilgili olarak Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı. 

Sizi kitap yazmaya yönlendiren olay veya kişi nedir / kimdir? Ne oldu da kitap yazmaya karar verdiniz?
Hayat ilginç hep aslında tanıdıklarımıza tanımadıklarımıza vesile oluruz. Yazmak hep aklımdaydı, dönem dönem arkadaşlarım ettiğimiz sohbetlerin üzerine 'Sen yazmalısın' derlerdi. Ancak 2017'nin ortalarında kıymetli dostum Kutlukhan ettiğimiz muhabbetlerin üzerine benim yazmamı söyledi. Ben de ona eskiden bana böyle söyleyenlere verdiğim cevabı verdim; 'Benim ne haddime yazarlık, nasıl yazacağım?'... Bana 'Konuştuğun gibi' diye cevap verdi ve bunun peşine düştü. Yazmak üzerine birkaç kez toplantı yaptık, aklıma yatmaya başladı. 'Haydi artık eyleme geçelim' dedik ve ben ufak ufak yazmaya başladım. Baktım ki kalem durmuyor... Tamamen sezgisel bir şekilde sabahları çok erken yazmaya karar verdim sabah beş ve dokuz arası yazma vaktim. Oyunculuğun olmazsa olması hem içsel hem de dışsal gözlem. Yazarken fark ettim ki çok şey biriktirmişim. Yazmanın büyüsü beni çok hızlı içine çekti ve aynı sene ilk kitap çıktı. Çok güzel tepkiler aldım. Dostlarım hatta hiç tanımadığım insanlar beni daha da yazmaya teşvik etti. Bu bir paylaşıma dönüştü. Paylaşmak insana büyük huzur veriyor.

Yeni kitabınızda okuyucuların hangi duygularının şelale olmasını, onların nasıl bir yolculuğa çıkmasını umarsınız?
Üç kitap da insanın iç dünyasının dışa vurumu ile alakalı. Son kitap da aşkın, sevginin bir çok boyutunu ele almaya çalıştım. Sadece insana değil bazen bir mesleğe, bazen bir objeye. Sevmek yaşamı güzelleştiren bir olgu. İnsan içindeki sevgiyi açığa çıkardığında hem kendine hem çevresine yaşama isteği, coşku saçıyor. Küçük hesaplardan uzak duruyor. Huzurlu, başkalarına faydalı oluyor. Özellikle son dönem şartlar bizi fazlasıyla içimize yöneltti. Sevgi, aşk devreye girince güneş o gün başka doğuyor. Herkesin içindeki sevgiyi dışa vurması dileğiyle..

Kitap yazmak size hangi yeni pencereleri açtı?

Yazmak sadece yazarlığı geliştiren bir durum değil. Öncelikle yazmak üzere hayata baktığınızda daha da geniş ve olabildiğince tarafsız hayatı ve kendi içini gözlemlemeye başlıyor insan. Kendi adıma hayata başka bakmaya başladım. Özellikle bu bakış açısı oyunculuk yolculuğuma çok katkı sağladı. Genelde hayata eleştirmek üzerine bakıyoruz. Eleştirecek en ufak bir şey bulduğumuzda bakışlarımızı oradan uzaklaştırıyor ve hemen konuşmaya başlıyoruz. Kendi adıma artık daha derinlemesine anlamak üzerine bakıyorum hayata.

Yazmadan önceki Alper ile kitapları yayımlandıktan sonraki Alper arasındaki farklar nelerdir?
Bir önceki cevabımda söylediğim üzere yazmak beni daha sakin bir insan haline getirdi. Yaşadığım ve bende iz bırakan olayları daha şeffaf görmemi sağladı. Kendi duygularımı daha iyi ifade etmeme yol açtı. Dolayısıyla kendimi biraz daha tanıyorum. Hayat her köşesinde bir güzellik saklıyor...

Aşk size ne ifade ediyor, aşkın en güzel halinin tanımını yapabilir misiniz?
Yaşama isteği, güzelleştirme isteği... Aşık Veysel'in sözü geliyor aklıma, 'Güzelliğin on par' etmez. Bu bendeki aşk olmasa.' İnsan kendini sevdiği zaman dünyanın her yerine çiçekler ekmek istiyor, herkesi seviyor birden. Bence bu manada aşk çok yapıcı, özgürleştirici bir duygu. Bunun diğer türlüsüne de aşk deniyor ama uzaktan yakından alakası yok. Aşkın olduğu yerde yıkıcılık olamaz. Aşk adı altında boğucu engelleyici ilişkiler yaşanmakta bu durumun hiçbir şekilde sevmek ile alakası yok. Bu sahip olmaya çalışmak sadece ve büyük bir yanılgı...

Beyaz oda, siyah oda ve kırmızı oda... Duygularınız açısından odalar arasındaki bariz farklar nelerdir?
Beyaz; en saf halimiz, bir nevi içimizdeki çocuk. Siyah; karamsar tarafımız. Kırmızı ise içgüdülerimiz. Her insanda mevcut üç temel renk gibi. Hepsini sentezleyince kendimizi daha iyi tanıyabiliriz.

Yazma sürecinde nasıl bir kişiliğe bürünüyorsunuz? Bu süreçteki Alper Saldıran'ı analiz edebilir misiniz?
Yazarken. Bir sandalyeden dünyaya açılıyorum gibi hissediyorum. Yazdığım anlara yerlere gidiyorum. Bir arkadaşım şahit olmuştu dışarıdan yüzümde hiçbir ifade olmuyormuş. Bana ilginç gelmişti. İçim çok sakin oluyor ama bazen bunu nasıl hatırladım diye kendime şaşırıyorum. Yazdığımla üzülüyorum, seviniyorum. Bir meditasyon hali gibi bir nevi. Bir çok duygu geçiyor içimden. Uzun saatler yazdığımda bazen beynim yanıyor. Dilim dönmüyor konuşamıyorum. Farklı gerçekliklere yolculuk yapıyorum.

Yazma adına edindiğiniz en önemli öğreti nedir?
Hiç kimse okumayacakmış gibi, kaygısızca yazmalı. İnsan kendine izin vermeli. Zorlamadan, kendiliğinden olmalı. İnsan o zaman akışı hissediyor, bazen saatler geçiyor fark etmiyor.

Sizi en çok etkileyen 5 yazar kimlerdir? Sizi hangi yönleriyle etkilediler?
Fyodor Dosteyevski... Olayları ve insanları anlatma biçimi, insan psikolojisini çok iyi aktarması.
William Shakespeare... Müthiş bir nakış gibi işlediği sahneler, karakterler.
Anton Çehov... Bir şey yokmuş gibi davranan insanların absürt halleri.
Sabahattin Ali... İnsan ruhunun en derinlerine inmesi. Toplum ve insan ilişkisine bakışı
Özdemir Asaf... Çok büyük olayları, insani halleri, insanın iç dünyasını olabilecek en kısa cümlelerle ile etkileyici anlatımı.