'Altın ve gümüşte yeni rekorlar gelecek'
Geçen yılı tarihi rekor seviyelerde kapatan altın ve gümüş fiyatlarının 2026 yılında da yeni rekorlar kırması bekleniyor. Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. tarafından hazırlanan "Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri" raporunda, son yıllarda ekonomik göstergelerden daha çok artan politik ve jeopolitik risklerin kıymetli maden fiyatları üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekildi. Raporda, 2026 yılında altının ons bazında 5.500 doları, gümüşün ise ons bazında 110 doları görmesinin beklendiği ifade edildi.
ABONE OLKıymetli maden ticaretinde Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş., “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunu açıkladı. Raporda, küresel politik söylem ve eylemlerin sertleştiği, jeopolitik risklerin arttığı, ticaret ve güvenlik başlıklarının yeniden ön plana çıktığı bir ortamda, kıymetli madenlerin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yatırımcıların gözdesi olmaya devam edeceği vurgulandı. Kıymetli madenlere ilişkin fiyat beklentilerinin yer alması nedeniyle yatırımcılar tarafından da merakla beklenen Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler Beklentileri” raporunda, geçen yılı yüzde 64 artışla 4.313 dolar/ons seviyesinde kapatan altının, 2026 yılında 5.500 dolar/ons seviyelerini test etmesinin beklendiği belirtildi. Raporda, geçen yılı yüzde 146 artışla 71,08 dolar/ons seviyesinde kapatan gümüşün ise 2026 yılında 110 dolar/ons seviyelerine kadar yükselebileceği öngörüsüne yer verildi.
Troy Kıymetli Maden Ticaret A.Ş. “Kıymetli Madenler 2026 Yılı Beklentileri” raporunda, 2025’te küresel anlamda politik risklerdeki artışın, küresel ticarette oluşan yeni dengelerin ve başta ABD olmak üzere para politikalarındaki belirsizlikler nedeniyle yatırımcıların güvenli limanlara yöneldiği ve kıymetli metallerin diğer finansal varlıklardan belirgin biçimde ayrıştığı bir yıl olduğu ifade edildi. Son yıllarda varlık fiyatlamalarında ekonomik göstergelerden ziyade jeopolitik ve politik risklerin belirleyici olduğuna dikkat çekilen raporda, bu eğilimin 2026 yılında daha da güçleneceği vurgulandı. Raporda, “Ticaret savaşları, yaptırım tehditleri, enerji ve hammadde erişimindeki stratejik hamleler, merkez bankalarına yönelik artan siyasi baskılar ve küresel bloklaşmanın tetiklediği mevcut ve olası çatışmalar risk algısını hızla yükseltiyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamleleri ve enerji arzına ilişkin doğrudan yönlendirici söylemleri ise jeopolitiğin artık yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı kalmadığını; emtia ve enerji fiyatlamalarının da yapısal bir belirleyicisi hâline geldiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde, ABD’nin Grönland üzerinden yeniden gündeme taşıdığı stratejik coğrafya tartışmaları da müttefiklik ilişkilerinin egemenlik ve kaynak güvenliği ekseninde daha sert bir zemine kayabileceğine işaret ediyor” ifadelerine yer verildi.