Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç Cuma saati 29 Kasım 2019 - Diyanet İstanbul, Ankara, İzmir cuma namazı saati! İstanbul Cuma namazı vakti

        İstanbul Cuma namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı haftalık ezan ve namaz saatleri tablosunda yer aldı. Bugünkü cuma namazı için ise hazırlıklar tamamlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tüm camilerde okunması için yayımladığı Cuma Hutbesi teması ise " Vatan bize emanettir" oldu. İşte 29 Kasım Diyanet Cuma Hutbesi ve il il Cuma namazı saati ile İstanbul Cuma saati...

        İSTANBUL CUMA SAATİ - 29 KASIM 2019

        Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre İstanbul'da Cuma namazı bugün saati 12.57'de okunan öğle ezanıyla birlikte kılınacak. İşte İstanbul'un haftalık ezan ve namaz saatleri takvimi şöyle;

        Miladi Tarih İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
        29 Kasım 2019 Cuma 06:29 08:00 12:57 15:23 17:45 19:09
        30 Kasım 2019 Cumartesi 06:30 08:01 12:57 15:22 17:44 19:09
        01 Aralık 2019 Pazar 06:31 08:02 12:58 15:22 17:44 19:09
        02 Aralık 2019 Pazartesi 06:32 08:03 12:58 15:22 17:44 19:09
        03 Aralık 2019 Salı 06:33 08:04 12:59 15:22 17:43 19:09
        04 Aralık 2019 Çarşamba 06:34 08:05 12:59 15:22 17:43 19:09
        05 Aralık 2019 Perşembe 06:35 08:06 12:59 15:22 17:43 19:09

        CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA BİTİYOR?

        Cuma namazı ortalama 45 dakika ile 1 saat arası sürebilmektedir. Yukarıdaki cuma namazı saatlerine bakıp cuma namazı bitiş süresini hesaplayabilirsiniz.

        REKLAM
        İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

        CUMA HUTBESİ 29 KASIM 2019

        " VATAN BİZE EMANETTİR "

        Muhterem Müslümanlar!

        Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.”[1]

        Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) “Hangi amel daha hayırlıdır!” sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Allah’a inanıp O’nun yolunda cihad etmek.”[2]

        Aziz Müminler!

        Üzerinde yaşadığımız vatan bizim için bir toprak parçasından çok daha fazla anlam ifade eder. Vatan, hür yaşadığımız ve hür yaşamak için her türlü hayâsızca akına göğsümüzü siper ettiğimiz yerdir. Bütün dünyalar verilse dahi bir karışından bile vazgeçemeyeceğimiz cennet yurdumuzdur. Vatan, uğruna canını, cananını, bütün varını feda edip şehadet şerbeti içenlerin, varlığından vazgeçip gazi olanların bize miras bıraktığı mukaddes bir emanettir.

        Değerli Müslümanlar!

        Bizler, vatan müdafaasını sadece bir toprak parçasını korumaktan ibaret görmeyiz. Bu toprakları vatan yapan yüce değerlerimizi muhafaza etmek için her türlü gayreti gösteririz. Bu vatanda yaşayan her ferdin canını, dinini, malını, neslini, şeref ve haysiyetini koruruz. Din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın mazlumların ve mağdurların yanında yer alır; bize bel bağlayanların ümitlerini boşa çıkarmayız. İstiklal ve istikbalimizin sembolü olan şanlı bayrağımızın gönderden inmemesi için mücadele ederiz. Şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımızın dinmemesi için her türlü fedakârlığı göğüsleriz.

        Kıymetli Müminler!

        Vatanı sevmek ve korumak her Müslüman için kutsal bir vazifedir. Düşman karşısında psikolojik, teknolojik ve ekonomik her türlü savaşa hazırlıklı olmak dinimizin emridir. Nitekim Cenâb-ı Hak bu hususta şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Sabredin; düşman karşısında sebat gösterin; cihad için hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”[3] Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise hak ve hakikat yolundaki bu kutsal mücadele hakkında şöyle buyurur: “Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad edin.”[4]

        REKLAM

        Aziz Müslümanlar!

        İçinde bulunduğumuz ay, ecdadımızın vatanını ve mukaddesatını koruma uğruna eşsiz kahramanlıklar gösterdiği nadide bir aydır. Şanlı ecdadımız, iman dolu göğsüyle, cesaret ve kararlılığıyla nice Ağustos ayına damga vuran eşsiz zaferler kazanmıştır. Malazgirt’ten Kosova’ya, Mohaç’tan Büyük Taarruz’a kadar kazanılan zaferler bunun en büyük şahididir.

        Bu zaferler bize göstermiştir ki, Allah’ın yardımı daima müminlerle beraberdir. İnananlar مَتٰى نَصْرُ اللّٰهِۜ “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyazda bulunduklarında, Yüce Rabbimiz, اَلَٓا اِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ “Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.”[5] müjdesiyle müminleri daima desteklemiştir.

        Muhterem Müminler!

        REKLAM

        Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak sönmeden vatanımıza namahrem eli asla değmeyecektir. Birlik ve beraberliğini her türlü menfaatin üstünde tutan, cesaret ve azimle çalışan aziz milletimiz, hiçbir zilletin boyunduruğu altına girmeyecektir. Kardeşliğimizi, muhabbetimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenler dün olduğu gibi bugün de kaybetmeye mahkûmdur. Zira Hakk’ın yanında yer alanlar, adalet ve samimiyetle çalışanlar muhakkak zafere ulaşacaktır. Batılın destekçisi olanlar, zulmün, korkaklığın ve karanlığın pençesine düşenler ise bir gün mutlaka yok olacaktır. Nitekim Kur’an’ın beyanıyla “Hak geldi, bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.”[6]

        Kıymetli Müslümanlar!

        Geçmişten geleceğe onurlu yürüyüşünü sürdüren aziz milletimizin varlığı bu dünya için umuttur. Zalimlere karşı ayakta durmamız, mazlumlara kol kanat germemiz ancak vatanımızı, milletimizi ve mukaddes değerlerimizi topyekûn savunmakla, madden ve manen güçlü olmakla mümkündür.

        O halde genciyle yaşlısıyla ecdadımızı örnek alıp aynı imanı, aynı gayeyi, aynı azmi, aynı sadakat ve teslimiyeti bizler de kuşanalım. Ülkemizi baskı altına almak, birlik ve beraberliğimizi bozmak, fitne ve fesatla bu aziz vatanı karıştırmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Doğruluktan, iyilikten, hak ve hakikatten asla ayrılmayalım.

        Hutbemi bitirirken, tarih boyunca İslam’ın bayraktarlığını yapan, bu cennet vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.

        REKLAM

        1 Âl-i İmrân, 3/160.

        2 Buhârî, Itk, 2.

        3 Âl-i İmrân, 3/200.

        4 Nesâî, Cihâd, 48.

        5 Bakara, 2/214.

        6 İsrâ, 17/81.

        Haberi Hazırlayan: Fatih Berktaş
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ