COVID-19 salgını Asya ülkelerinin ardından Avrupa'da da yükseliş eğilimini yitirince piyasalar umutlandı. Başta Avrupa borsaları olmak üzere yüzde 4 ile 7 arasında değer kazançları oldu. Borsa İstanbul da bu trende uydu ve yüzde 2.6 değer kazandı. Ancak dolar TL'de tam da bunun tersine bir süreç yaşandı. Dolar/TL cuma günü 6.63'tayken haftayı 6.74'te kapadı, dün ise 6.80'e kadar yükseldi. Peki dolar/TL'nin piyasanın tersine ve mart ayı başında 6.15'ten başlayan yukarı yönlü hareketini soluksuz sürdürmesini ne sağladı? Tabii ki öncelikle Türkiye'nin başta vergi ötelemeleri ve vatandaşlara yardım paketlerini içeren politikasının bütçeye etkisi önemli ancak en önemli neden Merkez Bankası'nın tavrı ve hareketi. Merkez Bankası 7 gün önce sistemde artan TL ihtiyacına karşı parasal gevşeme adımlarını devreye soktuğunu açıklamıştı. Merkez, söz konusu tedbirlerin devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) piyasası likiditesinin desteklenmesi yoluyla parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi, bankaların TL ve döviz likidite yönetimlerinde esnekliğin artırılması, reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamı ve salgın nedeniyle etkilenen mal ve hizmet ihracatçısı firmaların KOBİ odaklı yaklaşımla desteklenmesine yönelik olarak hazırlandığını belirtmişti. 

YAPACAĞINI AÇIKLAMIŞTI

Bunun için de 5 temel hareket tarzını benimseyeceğini açıklamıştı. Onları şimdi burada saymayalım ama içlerinde en önemlisi geçici bir süre için, Piyasa Yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini banka tarafından belirlenen koşullar ve tutarlar dâhilinde TCMB’ye satma veya Piyasa Yapıcılığı sistemi kapsamında APİ çerçevesinde tanınan likidite imkânını belirli oranlar dâhilinde artırma olanaklarının sağlanmasıydı. Böylelikle, İşsizlik Sigorta Fonu’nun likidite ihtiyacının piyasa işleyişi üzerindeki olası etkilerini sınırlandırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amaçlanmıştı.

CUMA GÜNÜ GERÇEKLEŞTİRDİ

İşte Merkez açıkladığı bu alımı geçen haftanın son günü yani cuma günü ağırlıklı bir şekilde yaptı ve 10 milyar liralık bir menkul kıymet geri alımına imza attı. Önceleri 300,400 milyon liralık yapılan geri alımlar bir günde 10 milyar liraya çıkınca da özellikle yabancı yatırımcılar Türk Lirası'nın bollaşmasının para birimine değer kaybettireceğinden oyla çıkarak Türk varlıklarını satarak döviz aldı. Doların soluksuz yükselişini de bu hareket sağladı. Her ne kadar gün sonuna doğru kur yeniden 6.75'e gerilese de Merkez'in bu parasal genişlemesi Türk Lirası önünde bir engel olarak duruyor. 

Diğer yandan zayıf ABD verilerine karşın risklerin yüksek olması nedeniyle ABD dolarına talep de sürüyor. Dolar endeksi 100 tabanını koruyor ve hem dolardaki güçlü seyir hem de Euro'nun kan kaybetmesi ile Euro/dolar paritesi 1,08 üzerinde tutunmakta zorlanıyor. Paritede bu hafta 20 Şubat’ta görülen ve 19 Mart’ta kırılan 1,0775 seviyesini en yakın destek seviyesinde. Euro tarafında virüsün etkisi ve zayıf verilerin yanında AB ülkelerinde başlayan ve büyümesi beklenen siyasi kriz de baskı yaratmaya başladı. Birliğin dağılabileceğinin konuşulmaya başlanması elbette ki Euro'ya negatif etkiye neden oluyor. Mart ayı itibariyle oldukça düşüş yaşayan gelişen ülke paraları, geçen hafta G. Afrika kredi notunun düşürülmesi ve randın tarihi düşüş yaşamasının da etkisiyle kan kaybını hızlandırdı.