ABD Başkanı Donald Trump, yavaşlayan ABD ekonomisini canlandırmak i çin doların değerini düşürme çabalarında somut adımlara hazırlanıyor.

2020 yılında yapılacak başkan seçimlerinde yeniden seçilme şansını artırmak isteyen Trump, doların rakip para birimleri karşısında çok güçlü olduğunu defalarca yinelemişti.

Analistler ise Trump'ın gerekçelerinin haklı olabileceğini ancak ABD hanehalklarının alım gücünü zayıflatması, ithalat maliyetlerini artırması ve diğer ülkelerden gelebilecek karşı hamleler nedeniyle ters tepebileceğini belirtiyor.

Bank of America, müşterilerine yolladığı bilgi notunda Trump yönetiminin doları zayıflatabilecek pek çok yola başvurabileceğini belirtti. Banka, ABD'nin Bill Clinton döneminden bu yana, 20 yılı aşkın bir süredir devam ettirdiği "güçlü dolar politikası"nı açık bir şekilde terk edebileceğini ya da Trump'ın ABD Hazinesi'ne dolar satması emrini verebileceğini belirtiyor fakat 1995'ten beri Hazine'nin böyle bir müdahalede bulunmadığına da parantez açıldı.

Trump yönetiminin güçlü dolar politikasını terk etmesi durumunda ise Bank of America dolarda yüzde 5 ila 10 arasında bir düşüş yaşanarak dengelenme sürecine girilebileceğini söylüyor.  

Ancak diğer ülkelerin de bu hamleye benzer şekilde karşılık vermesi ve kur savaşları riski de ihtimal dahilinde. Goldman Sachs böyle bir müdahale durumunda Japon Yeni cephesinde artış ve yabancı borsalarda düşüş öngörerek piyasalardaki tepkinin bununla sınırlı kalmayacağını ve pek çok komplikasyona neden olabileceğini vurguladı. 

FED DESTEĞİ OLMAZSA OLMAZ

Öte yandan, müdahale için ABD'nin kur politikasında söz sahibi olan Hazine'nin doları düşürmek için satabileceği varlığın görece küçük olduğu da bir başka argüman. ABD basınında, ülkenin Kur Dengeleme Fonu'nda sadece 22 milyar dolarlık varlık bulunduğu iddia edildi.

Capital Economics Başekonomisti Paul Ashworth pek çok hedge fonunun bundan çok daha fazla müdahale gücü olduğu görüşünde. Ashworth, Fed desteği olmadan yapılacak doğrudan müdahalenin başarısız olacağından emin, hatta Fed desteği gelse bile ABD pay piyasalarında günde 5 trilyon doların el değiştirdiğini ve bunun 1995'te yapılan son müdahaledeki seviyenin beş misli olduğunun altını çiziyor.

Goldman Sachs stratejisti Michael Cahill ise "kur müdahalesi düşük ama yükselen bir risk" derken, Trump'ın öngörülemez kararlarının her şeyin mümkün olabileceğine dair bir algı yarattığına dikkat çekildi. 

Donald Trump, temmuz başındaki Twitter mesajında "Çin ve Avrupa büyük bir kur manipülasyonu oyunu oynuyor. Ya konu mankeni gibi oturup kibarca izleriz ya da karşılık veririz." demişti. 

Trump, Avrupa Merkez Bankası'nın para politikasını daha da gevşetme kararına da atıfta bulunarak zayıflayan euro sayesinde AB'nin ABD ile haksız bir şekilde kolay rekabet edebildiğine dikkat çekmişti. FED Başkanı Powell'ı eleştiren Trump, ECB Başkanı Draghi'nin Fed'in başında olması gerektiğini de söylemişti. ABD Hazine Bakanı Mnuchin de zayıf dolar istediklerini doğrudan söylemese de doların makul bir değerde olması gerektiğini belirtmişti.

ABD HANEHALKI VE ŞİRKETLERİNİN ALIM GÜCÜNÜ AZALTIR...

Fed sıkılaşmadan vazgeçerek yeniden muslukları açmaya başlasa ve temmuz sonunda faiz indirimi öngörülse de euro, yen, sterlin, İsviçre Frangı, Kanada Doları ve İsveç Kronası sepetiyle ölçülen dolar endeksi yıl başından bu yana yüzde 1'in üzerinde primli. Ekonomist Dergisi'nin Big Mac endeksi de neredeyse tüm para birimlerinin dolar karşısında değer kaybettiğini belirtiyor. 

Bununla birlikte, Avrupalı analistler dolardaki yükselişin Trump politikalarıyla doğrudan alakalı olduğu görüşünde. Rezerv para birimi olduğu için zaten piramidin tepesinde yer alan doların, ABD ekonomisinin canlılığını artırmak için yürürlüğe konan vergi indirimleri ve yapılan deregülasyonlarla birlikte hepten yukarı itildiği ifade ediliyor.

Uzmanlar, kura yapılacak müdahalenin orta vadede ABD ihracatçılarının rekabetçiliğini pozitif etkilese de ithalat fiyatlarını artıracak bu hamlenin ABD hanehalkı ve şirketlerinin alım gücünü azaltmakla sonuçlanabileceği görüşünde.