"Esma'ya 'Çocuklarını al gel' derdim"
Arakan bölgesindeki Müslümanları ziyaret ederek onlara yardım ulaştıran Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Myanmar'dan dönerken Suriye'yle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı
ABONE OLDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Emine Erdoğan; bazı milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensuplarıyla birlikte son günlerin olaylı ülkesi Myanmar’ı ziyaret ettiler. Türkiye’nin yaklaşık dokuz ay kadar önce büyükelçilik açtığı Myanmar, son günlerde ülkenin Arakan adlı bölgesinde Müslümanlara karşı gerçekleştirilen bir dizi kanlı olayla gündeme gelmişti. Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, hem Myanmar Devlet Başkanı’nın eşiyle temas kurdu hem de Arakan bölgesine giderek orada binbir güçlük içinde hayatta kalmaya çalışan, vatandaş sayılmayan ve yaşam güvencesi olmayan Müslüman nüfusun dertlerini dinledi.
Dönüş yolunda “uzun bir süreden sonra ilk kez” diyebileceğimiz bir olay oldu, Emine Erdoğan seyahate eşlik eden köşe yazarlarıyla konuştu. Kayıt cihazlarımız açıkken kendisini rahat hissetmediğini söylese de konuşma sırasında tuttuğumuz notları yayınlamamıza onay verdi. Böylece epeydir tuttuğu medya orucunu bozmuş oldu, sevindirici bir karardı.
‘İNSANLIĞIMDAN UTANDIM’
Myanmar’dan nasıl bir duyguyla dönüyorsunuz?
Myanmar hakkında gitmeden önce de bir ön bilgimiz vardı, neler olduğunu az çok bilerek gittik. Mağduriyet yaşanan başka bölgelere de gittiğimiz gibi gittik. Ama burası başka oldu. Parçalandık adeta, acılarla boğuştuk. Ben Somali’de de bulundum, Pakistan’a da gittim, oralarda da acı, mahrumiyet vardı, ama burası başka, yüreğim parçalandı. Kelimeler tükendi. Mağduriyet var, güvenlik sorunu ayrı, kimliklerinin tanınmaması ayrı, vatandaşlık sorunu ayrı. Korku içindeler. Suyun, çamurun içinde yaşıyorlar. Nasıl söyleyeyim, ben o manzara karşısında insanlığımdan utandım. Böyle bir duruma nasıl seyirci kalınabilir, hiç anlamadım.
Öte yandan durumumuz zordu. İki tarafı da dinledik. Devlet Başkanı Thein Sein’in eşiyle görüşmemiz bir ilk oldu mesela ve oldukça da iyi geçti. İyi ilişkiler kurmamız gerektiğini biliyorduk ve öyle davrandık, serzenişte bulunmadık. Taleplerimizi konuştuk, görüşme de iyi geçti. Kızım Sümeyye’nin sivil toplum ve kalkınma üzerine yüksek lisans yaptığını söylediğimizde çok ilgilendi, davranışları samimi görünüyordu. Orada da Somali’de anlattığım şeyi söyledim; biz insanlara nihai olarak balık vermeyi değil, balık tutmayı öğretmeyi hedefliyoruz, bunu ifade ettim. Türkiye’ye davet ettik, “Geliriz” dediler hatta.