Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Nevzat ÇİÇEK/GAZETE HABERTÜRK

Tunus’ta geçen cuma günü başlayan ve dün sabah sona eren Nahda Hareketi Partisi’nin 10’uncu kongresinde genel başkanlığa hareketin lideri Raşid el Gannuşi yeniden seçildi. Kongrede divan başkanlığı yapan Ali el Arid genel başkanlık için yapılan oylama sonrası yaptığı konuşmada, “Gannuşi rakipleri karşısında büyük bir farkla yeniden genel başkan seçildi” dedi. Arid, “Delegelerden Gannuşi 800, rakipleri Fethi el İyadi 229, Muhammed el-Akrut 29 oy aldı” ifadelerini kullandı.

Zeynel Abidin Bin Ali’nin iktidarı bıraktığı 14 Ocak 2011 devrimi sonrasında Tunus’ta siyasi alana resmi olarak giren Nahda Hareketi, Raşid el Gannuşi ve hukukçu Abdülfettah Moro tarafından 1972’de gizli bir hareket olarak kurulmuştu. Şu ansa 69 milletvekiliyle mecliste çoğunluğu elinde bulunduran Nahda Hareketi Partisi, hükümette kısmi olarak temsiliyetini sürdürüyor.



LAİK KESİM SUÇLUYOR


Kendisini ‘Müslüman Demokrat’ olarak tanımlayan Nahda Hareketi, ilk anayasa taslağının 28. maddesinde “Devlet, kadın haklarını korumayı güvence altına alır. Kadını kendi kazanımlarında destekler, ulusun inşasında erkekle gerçek anlamda eşit oldu- ğunu kabul eder. Kadın-erkek her ikisini aile içi rollerde birbirinin tamamlayıcısı olarak tanımlar” diye kadın-erkek eşitliğini düzenlemiştir. Fakat Nahda, maddede belirtilen “Devlet, aile içi rollerde kadın ve erkeği birbirinin tamamlayıcısı olarak tanımlar” düzenlemesi nedeniyle laik kesimin tepkilerinin hedefi olmuş ve daha önceki söylemlerinden vazgeçmiş olmakla suçlanmıştır.

MISIR İHVANI DA NAHDA’NIN YOLUNDAN GİDECEK Mİ?

Nahda modeliyle yakın dönemde İhvan’a yakın hareketlerin bu ayrıma gidecekleri ifade ediliyor ve Mısır’ın da bunu başlattığı söyleniyor. Nahda’nın ayrışması ile Batı’da Hıristiyan demokratlarda olduğu gibi artık Müslüman demokrat partilerin de olabileceği ve bunun demokrasi ile çelişmeyeceği gösteriliyor.

Bu ayrışma ile birlikte cevabı aranan soruların başında ‘Nahda’nın Tunus modelinin mi İhvan’a örneklilik teşkil ettiği yoksa İhvan’ın sıkışmışlık içerisinde bu modeli mi hayata geçirdiği’ geliyor. Kişisel izlenimlerimi ifade edecek olursam Tunus’ta Nahda’nın geçiş sürecini kazasız belasız atlatması ve tehlikeleri görmesi sonrasında ortaya koyduğu tavır İhvan’a da örnek olmuş durumda.

‘FAALİYETLERİN AYRILMASINA İLKESEL KARŞI ÇIKMIYORUZ’ 

İhvan Sözcüsü Talat Fehmi, “Siyasi ve İslami faaliyetlerin birbirinden ayrılması hakkında” başlığıyla yayımlanan yazılı açıklamasında, İhvan Şûra Meclisi üyesi Cemal Haşmet’in dün yaptığı ve “Teşkilat yakın bir zamanda siyasi ve İslami faaliyetlerini birbirinden ayıracağını duyuracak” şeklindeki sözlerine açıklık getirdi. Fehmi, “İhvan, siyasi ve İslami faaliyetlerin birbirinden ayrılması konusunda ortaya atılan görüşlerin tartışılmasına ilkesel olarak karşı çıkmadığını ancak bunun yetkili kurumlar içerisinde ve uzmanların görüşü alınarak yapılması gerektiğini her zaman vurgulamıştır” ifadesini kullandı.

Ayrılma konusunda nihai bir karara varıldığında bunun gerektiği şekilde duyurulacağını, ancak böyle bir şeyin henüz gerçekleşmediğini belirten Fehmi, İhvan’ın daha önce Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) adı altında Mısır’ın siyaset sahnesinde etkin rol oynayacak ve teşkilatın siyasi görüşünü temsil edecek bir parti kurduğunu aktardı.

GANNUŞİ: ARAPLAR İÇİN MODEL

Arap ülkeleri için demokrasi modelinin uygun olduğunu belirten Nahda lideri Gannuşi, bununla diktatörlüklerden, yolsuzluklardan ve haksızlıklardan kurtulma adına bu modelin kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Demokratik Müslüman Tunus Partisi olarak her türlü diktatörlüğe karşı çıktıklarını, Anayasa’ya saygılı olduklarını ve ruhunu İslam’dan aldıklarını söyleyen Gannuşi, siyasi amaçlar için dinin kullanılmasına karşı olduklarını bu nedenle özellikle camilerin siyasetten uzak durmasını ve orta yolu bulmuş bir ulema sınıfının aşırıcılığa karşı mücadele etmeleri gerektiğini ifade etti. Gannuşi Tunus’taki modelin Arap dünyası için de bir model olabileceğini dile getirdi.