Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Wesley Clark, ABD’nin en popüler 4 yıldızlı emekli generallerinden biri. Clark, ABD ordusuna 34 yıl hizmet verdikten sonra, 1997- 2000 yılları arasında NATO Müttefik Kuvvetler Komutanlığı yaptı. Kosova Savaşı sırasında NATO kuvvetlerine komuta etti. Sonra siyasete atıldı. 2004 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’den aday adayı oldu.

En büyük destekçilerinden biri, popstar Madonna’ydı. Madonna’nın Clark hayranlığı, ABD basınını hayli oyaladı. Ancak Clark, eski Dışişleri Bakanı John Kerry’ye yol açmak için yarıştan çekildi. Sonraki seçimde de adı başkan adayı olarak konuşuldu. Ancak emekli general siyaset sahnesine çıkmadı ve bir kitap yazdı. Şimdi de danışmanlık yapıyor. Biz de kendisini İstanbul’daki Atlantik Konseyi Zirvesi’nde yakaladık ve özellikle Suriye konusunda görüşlerini aldık.

- “Modern Savaşları Kazanmak” isimli bir kitap yazdınız. Kitapta 11 Eylül saldırılarının ardından üst düzey bir askeri yetkiliyle sohbetinizden bahsediyorsunuz. Yetkili, 7 Ortadoğu ülkesine operasyon düzenlenmesi planını anlatıyor. ABD Irak’ı işgal etti; Suriye’de, Libya’da iç savaş var. Tüm bunlar planın parçası mıydı, yoksa beklenmedik sonuçlar mıydı?

Bence beklenmedik sonuçlardı. Bu, o dönemde adeta bir Neo-Con rüyası haline gelmişti. Bu kişiler, Sovyetler’in çöküşünden sonra Körfez Savaşı’nda çok etkili olduğumuz kanaatindeydi. Daha sonra, ABD askeri gücünün tüm bölgeyi avucunun içine alabileceğini düşündüler. Sovyetler’in etkisi altındaki rejimlerin değiştirilebileceğini, yerlerine “demokratik”, yüzü Batı’ya dönük rejimler getirilebileceğini savundular. Tüm bunlar bir yandan da petrolle ilgiliydi. Bu ekip, 2000’deki seçimlerden sonra dışişleri ve Pentagon’da göreve geldi ve özellikle 11 Eylül saldırısından sonra ajandalarının peşine düştü. Ama pek çok nedenden ötürü çabaları hiçbir yere ulaşmadı. Birincisi: Irak’ın işgaline izin veren kararname, aynı izni Suriye’nin işgali için vermiyordu. İkincisi: Irak’ı işgale giden güçler, Bağdat’ı almanın pek de kolay olmadığını anladı. Hükümet devrildikten sonra, Irak ordusu dağıtıldıktan sonra kaos yaşandı. Ülkeyi yönetecek kimse kalmamıştı, ABD askerleri de Irak’ı terk edemedi. Yani “Haydi birkaç yüz kilometre daha gidelim, Şam’ı alalım, herkes bizi alkışlasın” gibi değildi durum. Bu nedenle gerçekten bir plan yoktu, bir fantezi vardı.

‘SADDAM’I DEVİREREK İRAN’A KAPI AÇTIK’

- Suriye vakasında yolunda gitmeyen neydi?

ABD hiçbir şeyi planlamamıştı. Hatta Arap Baharı’nda yaşananlar karşısında hayli şaşırmıştık. Tunus’ta, Mısır’da politikamızı belirlemekte zorlandık. Sonra Suriye’de iç savaş patlak verdi. Beşar Esad’ın komşuları fırsatları değerlendirmeye başladı. Esad’ın İran’a ne kadar bağımlı olduğunu gördüler. O dönemde ABD’nin Irak başarısızlığı herkes için çok açıktı: Saddam’ı devirerek kapıyı İran’a açtık. Tüm bunlar beklenmedik sonuçlardı. Suriye’nin komşuları ve diğer Sünni güçler, Suriye iç savaşını İran’ın gücünü kontrol altına almak için fırsat olarak gördüler.

‘SURİYE HÜKÜMETİ YOK EDİLMEMELİ’

- Şimdi baktığımızda Suriye’de de İran’ın gücü arttı. Sanırım bu da beklenmedik bir sonuç. Trump yönetimi ne yapmalı?

Bence yapılması gereken en önemli şey, mülteciler için güvenli bir bölge oluşturulması. Türkiye bunu çok istiyor biliyorsunuz... Bu alanı ABD hava gücü ve muhalifler koruyabilir. Bunların yanında muhalefet yarı-yönetim kurabilir, güvenli bölgedeki insanlara dış yardımın desteğiyle kamu hizmeti verilebilir. Yine bu yönetim eliyle askeri yardımlar dağıtılabilir. Ama tüm bunlar olmadı. Mesela askeri yardım verildi, yardımların bazıları teröristlerin eline geçti. Her şey karmaşaya dönüştü ve ABD Suriye’de geri adım attı. Hem de o dönem, Suriye konusunda ileri adım atmayı çok istememize rağmen... Daha sonra Rusların gelmesine izin verdik, şimdi durum bambaşka. Bence siyasi çözümün peşinden gitmeliyiz. Zamanı geldiğinde Esad ve ailesi ülkeyi terk etmeli, ama kesinlikle Suriye hükümeti yok edilmemeli.

‘TÜRKİYE SINIRINDA GÜVENLİ BÖLGE ZOR’

- Irak hatasına düşülmemeli yani...

Kesinlikle, oradan çok zor bir ders çıkardık. Bu dediklerimi yapabilmek için güvenli bölge planına dönmek lazım. Hâlâ bunu yapabiliriz. Gerçi Türkiye sınırında bölge oluşturmak artık zor, nedeni Kürtlerle gerilim. Ama bence Ürdün ve İsrail sınırı boyunca bir bölge oluşturulabilir.

‘TRUMP İÇİN ÖNCELİK SURİYE DEĞİL KUZEY KORE’

- Suriye’deki kimyasal saldırının ardından Trump yönetimi hava saldırısı düzenledi, operasyon çok tartışıldı. Başka operasyon bekliyor musunuz?

Bence şu anda Beyaz Saray, Kuzey Kore konusunda bir strateji belirlemekle meşgul. Suriye ikinci sırada, bir süre bu meselenin bekleyeceğini düşünüyorum. Kanaatimce Trump yönetimi, önceliklerini böyle sıralayacaktır.

- Gelişmeleri biliyoruz ama söylediğinize şaşırdım. Çünkü Beyaz Saray, Rakka konusunda aceleyle strateji belirlemeye çalışıyordu. Yaz geliyor, çölde operasyonun zor olacağını hesaplıyorlar. Ne düşünüyorsunuz?

Yönetimin yaklaşımı hep “DEAŞ’ı çıkaralım, sonra Esad meselesine bakarız” oldu. Bence her ikisine aynı anda odaklanılmalı.

‘YPG’YE OPERASYON İŞLERİ ZORLAŞTIRIR’

- Türkiye ve ABD arasındaki YPG gerilimini biliyorsunuz. TSK, Suriye ve Irak’ta PKK’ya hava operasyonu düzenledi. ABD bundan pek de memnun olmadığını belli etti. Sizce Türkiye bu operasyonlara devam ederse, ne gibi sonuçlar ortaya çıkar?

Bence böylesine operasyonlar yapılması gereken işleri zorlaştırır. Türkiye’nin NATO müttefikleriyle daha yakın çalışmasını, Suriye’nin dış meseleleriyle ilgilenmesini umuyorum. Kürtlerden ziyade mesela mültecilere ve DEAŞ’a ne olacak?

- ABD için bir yanda DEAŞ’la mücadelede işbirliği yaptığı YPG var. Diğer yanda müttefiki Türkiye... Washington taraf seçer mi? Yoksa orta yol mu arar?

Ben olsaydım iki taraf arasında orta bir yol bulurdum. Bu çözülebilecek bir sorun. YPG meselesi artık Irak meselesinin bir parçasına dönüşüyor. Ve Irak meselesi de artık Bağdat’ın İran’dan ne kadar bağımsızlığını ilan edebildiğine bağlı. Eğer bu olursa Kürtler; İran, Irak ve Türkiye arasındaki mücadelenin arasında kalmaz.

‘LİDERLERİN GÖRÜŞMESİNDE UMUT VAR, GARANTİ YOK’

- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump önümüzdeki ay bir araya gelecek. Görüşmede, ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılır mı?

Liderler arasında yüz yüze diplomasi hep meselelere yeni bir bakış açısı sağlayabilir. Ama meseleleri yine de sahadaki durum şekillendirir. Bu nedenle umutlu olmak için neden var ancak garanti yok.

‘ATATÜRK GİBİ LİDER BİR KERE GELİR’

- Son sorum, hayranı olduğunuzu bildiğim Atatürk’le ilgili olacak. Austin Bay’in kitabına Atatürk’le ilgili bir önsöz yazmıştınız. Sizce, bu zor zamanlarda Ortadoğu’nun Atatürk’ün deneyiminden öğrenmesi gereken şeyler neler?

Bir asker olarak Atatürk’ün çok büyük bir hayranıyım. O inanılmaz bir liderdi, düşünce insanıydı, entelektüeldi, strateji uzmanıydı ve güçlü iradeye sahip bir komutandı. Gelibolu’da bizzat tepedeydi. Atatürk, Churchill’in 1914’te devreye soktuğu işgal planını durduran isimdi. Bu planı bir kişinin liderliği durdurdu... Askerlerine savaşmaları, ölme emrini verdi ve onlarla beraber kaldı. Tüm bunlar büyük cesaret ister. Böyle liderler bir ya da iki kez gelir, belki de hiç gelmez. Bence Atatürk 20. yüzyılın en büyük insanlarından biri.

Wesley Clark ve hayranı olduğu Madonna’yla ilgili birçok ‘caps’ yapılmıştı.