Trump'ın İran anlaşması kendi masasında kriz çıkardı
CIA raporları, İran'la imzalanan mutabakatın ardından Washington'da yeni bir tartışmayı tetikledi. Trump anlaşmaya sahip çıkarken, yönetim içindeki bazı isimler Tahran'ın zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyor. Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin'in haberi...
Beyaz Saray'da İran Çatlağı
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptı, uluslararası arenada diplomatik bir başarı olarak sunulurken, Washington kulislerinden gelen bilgiler Trump yönetimi içinde ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu ortaya koydu. Diplomatik kaynaklara göre, anlaşmanın ilan edilmesinden önce ve sonra yapılan değerlendirmelerde özellikle İran’ın nükleer programı konusunda farklı yaklaşımlar öne çıktı.
ABD istihbarat kurumlarının hazırladığı son değerlendirmeler, İran’ın müzakere sürecinde verdiği mesajlarla kendi iç toplantılarında yaptığı değerlendirmeler arasında dikkat çekici farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu. Bu durum, anlaşmanın geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
CIA’dan Trump’a Uyarı
Konuya yakın kaynakların aktardığı bilgilere göre CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Donald Trump ve üst düzey ulusal güvenlik yetkililerine sunduğu değerlendirmelerde İran’ın nihai anlaşma aşamasında Washington’un talep ettiği nükleer tavizleri vermeye hazır olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler bulunduğunu ifade etti.
Ratcliffe’in değerlendirmelerinde özellikle İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesi, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları ve gelecekteki denetim mekanizmaları konusunda netlik bulunmadığına dikkat çekildiği belirtiliyor. İngiliz ve Amerikan analiz merkezlerinde son dönemde yayımlanan raporlar da İran’ın “müzakere ederken kapasiteyi koruma” stratejisi izlediğine işaret ediyor.
Rubio ve Hegseth Aynı Cephede
İtirazlar yalnızca CIA ile sınırlı kalmadı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de iç toplantılarda benzer kaygıları dile getirdiği öğrenildi. Her iki isim de İran’ın diplomatik kazanımlar elde ederken nükleer dosyada temel tavizleri erteleyebileceği görüşünü savundu.
Özellikle Fransız ve Körfez merkezli stratejik analizlerde son aylarda sıkça dile getirilen “önce ekonomik rahatlama, sonra zor müzakere” yaklaşımının Washington’daki şüpheleri artırdığı değerlendiriliyor. Yönetim içindeki şahin kanat, İran’ın mevcut süreçten önemli kazanımlar elde ederek müzakereleri uzatabileceği görüşünde.
Anlaşmanın Savunucuları da Var
Buna karşılık Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in anlaşmanın sürdürülmesini desteklediği belirtiliyor. Bu isimler, mutabakatın savaş riskini azaltan ve tarafları diplomasi masasında tutan bir çerçeve oluşturduğunu savunuyor.
Destekleyici kanada göre mevcut anlaşma nihai bir uzlaşı değil, daha kapsamlı bir pazarlığın başlangıç noktası niteliğinde. Bu nedenle İran’ın nihai tavrı ancak önümüzdeki iki aylık süreçte netleşebilecek.
İstihbaratın Dikkat Çektiği Çelişki
Kaynaklara göre Trump’ın başkanlığında gerçekleştirilen üst düzey toplantılarda en fazla tartışılan konu, İranlı yetkililerin iç görüşmelerde kullandıkları söylemler ile arabulucular üzerinden ilettikleri mesajlar arasındaki fark oldu.
Amerikan istihbarat raporlarında, İran yönetiminin kamuoyuna ve müzakere ortaklarına verdiği bazı güvencelerin, ülke içindeki stratejik değerlendirmelerle tam olarak örtüşmediği yönünde tespitlerin yer aldığı ifade ediliyor.
Beyaz Saray Kararının Arkasında Duruyor
Tüm itirazlara rağmen Beyaz Saray, mutabakatın arkasında durmayı sürdürüyor. Yönetim yetkilileri, Trump’ın farklı görüşleri dinledikten sonra nihai kararı verdiğini ve anlaşmanın Washington’un uzun yıllardır savunduğu temel ilkeleri koruduğunu belirtiyor.
Beyaz Saray’a göre anlaşmanın en kritik hedefi İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını sınırlandırmak ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik deniz yollarının siyasi baskı unsuru olarak kullanılmasının önüne geçmek.
Gözler Cuma Günkü Kritik Toplantıda
Diplomatik kaynaklar, Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Steve Witkoff ve Jared Kushner’in cuma günü İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir araya gelmesinin beklendiğini aktarıyor.
Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleşmesi planlanan görüşmelerde, 60 günlük müzakere sürecinin yol haritası ve nihai anlaşmaya giden süreç ele alınacak.
60 Günlük Pazarlık Dönemi
Mutabakatın en dikkat çekici unsurlarından biri, taraflara tanınan 60 günlük müzakere süresi oldu. Bu süreç içerisinde tarafların nükleer program, yaptırımlar, bölgesel güvenlik ve ekonomik başlıklar üzerinde ayrıntılı müzakereler yürütmesi öngörülüyor.
Anlaşmanın mimarları bu süreyi güven inşası dönemi olarak tanımlarken, eleştirmenler bunun İran’a zaman kazandırabileceğini savunuyor.
Yaptırımlar Şimdilik Yerinde Kalıyor
Mutabakat kapsamında İran’ın nükleer faaliyetlerinde mevcut durum korunurken, Washington da yeni yaptırımlar uygulamama ve bölgeye ek askeri güç göndermeme taahhüdünde bulunuyor.
Bu yaklaşım, diplomatik kaynaklar tarafından “kontrollü dondurma modeli” olarak tanımlanıyor. Taraflar nihai anlaşmaya ulaşana kadar mevcut dengeyi muhafaza etmeyi hedefliyor.
Dondurulan Milyarlarca Doların Geleceği
Müzakerelerin en hassas başlıklarından biri İran’ın yurt dışındaki dondurulmuş varlıkları olmaya devam ediyor. Mutabakat, bu fonların nihai anlaşmanın uygulanması halinde kullanılabilmesinin önünü açıyor.
Ancak Amerikan yönetimi, herhangi bir mali serbestleşmenin “adım karşılığı ödül” ilkesi çerçevesinde gerçekleşeceğini vurguluyor. Başka bir ifadeyle İran’ın elde edeceği ekonomik faydalar, sahadaki uygulamalarına bağlı olacak.
Hürmüz Boğazı Yeniden Açılıyor
Belgede yer alan maddelerden biri de Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle uluslararası ticarete açılması. Buna göre İran, ticari gemilere yönelik güvenli geçiş garantisi verecek ve ilk 60 gün boyunca herhangi bir ücret talep etmeyecek.
Buna karşılık ABD’nin de deniz taşımacılığı üzerindeki bazı kısıtlamaları aşamalı olarak hafifletmesi öngörülüyor. Enerji piyasaları açısından bu madde, anlaşmanın en önemli ekonomik boyutlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Asıl Tartışma Şimdi Başlıyor
Trump yönetimi içerisindeki eleştirmenlere göre mevcut mutabakat, İran’a kısa vadede önemli ekonomik ve diplomatik avantajlar sağlıyor. Buna karşın Tahran’ın ilerleyen aşamalarda Washington’un talep ettiği nükleer tavizleri vermemesinin önünde somut bir engel bulunmuyor.
Anlaşmayı savunanlar ise tam tersine, İran’ın elde edeceği her kazanımın doğrulanabilir adımlara bağlı olduğunu ve sürecin sıkı şekilde denetleneceğini ifade ediyor.
60 Gün Sonra Kimin Haklı Olduğu Ortaya Çıkacak
Washington’daki tartışmalar, İran dosyasının Trump yönetimi içinde bile tam anlamıyla uzlaşıya kavuşmadığını gösteriyor. Mutabakat savaş riskini azaltmış olabilir, ancak İran’ın gerçek niyetleri konusundaki soru işaretleri ortadan kalkmış değil.
Önümüzdeki 60 gün, yalnızca İran ile ABD arasındaki müzakerelerin değil, aynı zamanda Trump’ın kendi ekibi içindeki görüş ayrılıklarının da kaderini belirleyecek. Washington’da herkes aynı sorunun cevabını arıyor: İran gerçekten taviz vermeye mi hazırlanıyor, yoksa yalnızca zaman mı kazanıyor?