Ege'de barış haritası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'i Ankara'da ağırladı. İki komşu ülke arasındaki meselelerin çözümü, yeni işbirliği ve ittifak arayışları kapsamında gerçekleşen bu görüşme Ege'de düşmanlık değil, zorunlu komşuluk ilişikleri ve yeni ittifak arayışları bakımından çok önemli bir zirve olarak değerlendiriliyor. Bülent Aydemir'in haberi...
Birçok kritik, tarihsel sorun ve başlığın gölgesinde gerçekleşen bu görüşme geleceğe dönük önemli niyetler, çabalar ve işbirliği fırsatları barındırıyor. Kıta sahanlığı, 12 mil, adaların silahlandırılması, Navtex ilanları ve askeri tatbikatlar konusunda görüş ayrılıkların ve gerginliklerin bir çırpıda çözülmesi beklenemez ancak Ege’nin iki yakasında komşu ülkeler ve halkları arasında günlük hayata dair birçok işbirliği fırsatı barındırıyor.
Bodrum’dan Kos’a, Ayvalık’tan Midilli’ye, Çeşme’den Sakız’a bakıp orada yaşayan insanları düşünebiliyor; bir feribot mesafesinde oradaki hayatı yerinde görebiliyorsunuz. Feribotlar, restoranlar ve oteller turistlerle dolu. Ege’nin tatlı ılık rüzgarı siyasetin sertliğine karşı çoğu zaman direniyor.
Halklar ve günlük ihtiyaçlar ve ticari kaygılar, yukarıdaki gerginlikleri umursamıyor. Devletler güvenlik tehditlerinden söz ederken, halklar ekonomiden ve geçimden bahsediyor. İşte halklar arasındaki bu ilişki, kalıcı barış için liderleri ve politikalarını zorluyor.
ELEKTRİK, SU, TEMEL GIDA VE STRATEJİK GERÇEKLİK
Çoğu zaman gündeme geliyor: “Türkiye Yunan adalarına elektrik veriyor mu? Verebilir mi? Su temininde işbirliği yapılabilir mi?” Teknik olarak bu mümkün ve coğrafi yakınlık da bunu sağlayabilir. Meselenin teknik olmaktan ziyade psikolojik ve siyasi boyutları bulunuyor. Atina, “bağımlı” olmaktan çekiniyor. Ankara ise bunu tarihi bir işbirliği fırsatı olarak görüyor. Enerji kabloları ve su hatları üzerinden önemli fırsat kapıları aralanabilir. Enerji bağlantıları gerilimi düşüren bağlayıcı ekonomik ağ yaratabilir.
Şu anda Türkiye’den Yunan adalarına sürekli ve resmi bir elektrik ihracatı yok ancak zaman zaman şu konu gündeme geliyor: “Yunanistan’ın bazı küçük adalarda pahalı dizelle elektrik üretimi yapması ülkeyi zorluyor. Deniz altı kabloyla Türkiye’den enerji ithalatı daha ekonomik.”Bu potansiyel kullanılmayı bekliyor. İki ülke arasında sürekli bir su temini sistemi de yok ancak geçmişte özellikle yaz aylarında su sıkıntısı yaşayan bazı adalara tankerle su satışı yapıldığı oldu. Türkiye kıyısına çok yakın bazı adalarda özel sektör aracılığıyla su ticareti gerçekleşti.Bu potansiyel de hayata geçirilebilir.
ADALARA ASKERİ YIĞINAK VE TEHDİT ALGISI
Türkiye Yunanistan’ı askeri yığınakla suçluyor. Yunanistan ise Türkiye’yi tehdit olarak görüyor.Klasik tehdit algılamalarıyla sürekli teyakkuzda olacak şekilde Ege’nin bir cephe hattı mı yoksa ortak bir deniz mi olacağına karar verilmesi gerekiyor. Her Navtex kararı karşılıklı gerilimi artırıyor. Ancak diğer yandan her feribot seferi halklar arasındaki işbirliğine dair güçlü mesajlar veriyor. Depremde, yangında, doğal afetlerde halklar güçlü dayanışma mesajları sergiliyor. Türkiye, adaların silahlandırılmasının; Lozan ve Paris anlaşmalarına aykırı olduğunu savunurken, Yunanistan Türkiye’den gelen tehdit mesajlarıyla savunma amaçlı bunları yaptığını öne sürüyor.
Bunun aşılabilmesi için karşılıklı askeri şeffaflık, tatbikatların sınırlandırılması ve güven artırıcı önlemler alınabilir. Geçmişte olduğu gibi kardeş şehirler, kültürel işbirliği, gençlik değişim programları, film sektörü, medya dilinin sertlikten arındırılması, vize ve ulaşımı kolaylaştırmaya dönük tedbirler alınabilir. Türkiye ile Yunanistan arasında, “büyük dostluk” geliştirmesi çok gerçekçi değil ancak “zorunlu istikrar ortaklığı” ve “zorunlu komşuluk işbirliği” sağlanabilir.
12 MİL SORUNU
Yunanistan’ın Ege’de kıta sahanlığını 12 mile çıkarması Türkiye açısından casus belli (savaş nedeni) sayılıyor. Yunanistan’ın bu kararı Ege’de Türkiye’nin açık denize çıkışını ciddi ölçüde sınırlar. Yunanistan Ege’de fiilen kıta sahanlığını 6 mil olarak uyguluyor ancak zaman zaman 12 mili zorluyor. 12 mil İyon Denizi’nde uygulanıyor. Yunanistan sürekli bunu bir baskı aracı olarak gündeme getiriyor. Türkiye askeri caydırıcılığını kullanarak bu statükonun bozulmasına izin vermiyor. Bu mesele dondurulmuş bir kriz olarak iki ülke arasında duruyor.
GÜVENLİK-ÜSLER VE SİLAHLANMA
ABD’nin Girit ve Dedeağaç’taki üsleri, Yunanistan’ın Fransa ve ABD ile savunma anlaşmaları, tatbikatlar, Türkiye’nin askeri kapasitesi, İHA ve SİHA varlığı, adalardaki füze sistemleri, iki ülke arasındaki güvenlik sorun alanları… İki ülke NATO üyesi olsa da bu farklı işbirlikleri gerginlik üretiyor. Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini, Libya ile münhasır ekonomik bölgeler anlaşması Yunanistan’ı zorluyor.
Bir tarafın savunma amaçlı önlemleri diğer ülke için tehdit olarak algılanıyor. Liderlerin önünde zorlayıcı bazı meseleler var: Deprem ve yangın gibi doğal afetlerde işbirliği ihtiyacı, ekonomik krizlerin yol açtığı maliyetler, NATO içinde uyumlu olma baskısı, ABD ve AB’nin Doğu Akdeniz’de istikrar beklentisi, enerji arz güvenliğinin gerginlikten zarar görmesi… Bu nedenle kontrollü bir normalleşmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu adımlar, iki ülke arasında turizm ve ticari işbirliklerinin artmasını sağladığı gibi dönemsel ani krizlerin büyümesini de önler. Siyasi ve hukuki meselelerin çözümü için yürütülen istikşafi görüşmelerden azami uzlaşı çıkarsa Lahey’e sınırlı başlıklarla gidilir.
NAVTEX İLANLARI
Ege ve Akdeniz’de yaşanan Navtex ilanları ve sondaj krizleri, hava sahası ihlalleri iç siyasette milliyetçi dalgaların yükselmesine yol açıyor. Türkiye, Ege’de statükonun tek taraflı değiştirilmesine müsaade etmiyor. AB üyesi yapılan Güney Kıbrıs’ın da bu noktada Yunanistan tarafından farklı ittifaklar ve işbirlikleri için kullanılması Türkiye’nin geleneksel çıkarları açısından büyük bir güvenlik riski barındırıyor.
Türkiye, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının korunması, NATO içinde dengenin sağlanması, ABD-Yunanistan askeri yakınlaşmasının sınırlandırılması için politikalar üretiyor. Ankara denizde ve havada askeri caydırıcılığını korurken, diplomatik kanalları da açık tutmaktan yana. Denizcilere yönelik bir seyir güvenliği ve faaliyet bildirimi sistemi olan Navtex; tatbikat, sondaj, sismik araştırma, askeri faaliyet gibi durumlarda ilan edilir.Ege ve Doğu Akdeniz’de NAVTEX, teknik duyurunun ötesinde bir egemenlik ve alan kontrol mesajı olarak kullanılıyor.
Türkiye NAVTEX ilan ederek şunu yapıyor:
- Bu alanda faaliyet yürütüyorum.
- Bu sahayı yetki alanım olarak görüyorum.
- Burada denizcilik güvenliğini ben sağlıyorum. Uluslararası hukukta fiili ve sürekli faaliyet, hak iddiasını güçlendiren unsurdur.
BÖLGESEL İSTİKRAR ÖNEMLİ
Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde istikrar iki ülke liderliklerinin de işine yarar. Tesis edilmeye çalışılan bu ilişki, tam manasıyla “dostluk” değil, “zorunlu istikrar ortaklığı” olarak görülebilir.
Yapısal anlaşmazlıklar, geleneksel sorunlar ortadan kalkmasa da gerginliklerin krize dönüşme ihtimali azalır. Gıda ürünleri, inşaat malzemeleri, denizcilik ekipmanları, liman hizmetleri, balıkçılık, doğal afetler, kültürel alanlar (mutfak, müzik, film, deniz kültürü, ortak göç hikâyeleri), belediyeler arasında işbirliği, kardeş şehirler, festivaller, spor etkinlikleri, gençlik değişim programları, medya ve akademi diyalogu, vize, seyahat ve ulaşımın kolaylaştırılması yeni işbirlikleri için zemin oluşturabilir.
Ege’de kalıcı barış ve istikrarı geçmişin acıları, hatıraları ve öfkeleri değil, günlük hayatın gerektirdiği ihtiyaçlar, kültürel yakınlık ve karşılıklı bağımlılık sağlayabilir. Tam manasıyla halkların kardeşliği!..Ege “cephe hattı” değil, “ortak deniz” olarak kurgulanabilir…