Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Otomobil Gelecek hidrojen yakıt hücresinde mi?

        İçten yanmalı otomobillerin tam hakimiyetinde geçen 1 yüzyıldan uzun süre sonra hava kirliliği, iklim değişikliği gibi çevresel faktörlerin baskısıyla elektrikli otomobil teknolojisi yapılan yatırımlarla hızla gelişti ve gelişmeye de devam ediyor. 2000’li yılların başlarında Çin ve ABD’de yapılan yatırımlar, meyvelerini 2010’lu yıllardan itibaren vermeye başladı. Önce kendi ülkelerinde varlık göstermeye başlayan elektrikli otomobiller, ki hafif ve ağır ticari araçlarda da artık elektrikli devrim konuşuluyor, Avrupa ve Türkiye gibi pazarlarda da hatırı sayılır seviyelere geldi. Avrupa’da elektrikli otomobillerin payı yüzde 20’yi aşarken Türkiye’de de ilk 8 ayda yüzde 19 seviyesine yaklaştı. Görünen o ki, elektrikli otomobillerin payı her geçen daha da artacak.

        REKLAM

        Tesla’nın verimlilik ve yazılım tarafındaki gücü, Çinli markaların ürün çeşitliliği, özellikle batarya tarafındaki baskın rolleri, başta Avrupalı ve Japon markaların yanı sıra ABD’li markaları da zor durumda bıraktı. Özellikle Çin pazarında önemli satış adetlerine sahip markalar ciddi oranda pazar kaybı ve dolayısıyla kar kaybı yaşadı. Şimdi tüm bu markalar dönüşüme ayak uydurabilmek için kaynaklarını elektrikli otomobil geliştirme yönünde harcamaya çalışırken farklı seviyelerde ortaklıklar kuruluyor. Teknoloji açısından ilerleme özellikle bazı markalarda hızlı olsa da üretim maliyetini düşürerek Tesla ve Çinli markalarla rekabet edebilmek işin daha zor kısmı gibi görünüyor. Avrupa Birliği zaman kazanabilmek ve markalarını koruyabilmek için Çinli markalara karşı Made in Europe gibi farklı yöntemler üzerinde çalışıyor. Ya da Stellantis Grubu gibi, Çinli markalarla iş birliklerini geliştirip ortak firmalar kurarak geçmişte Çinlilerin yaptığını yapmak da çözüm olarak görülebiliyor.

        REKLAM

        Diğer yandan alternatif yakıt arayışları da devam ediyor. Üzerinde bolca tartışmalar süren, bir kesim tarafından mantıksız ve boşa çaba olarak görülen hidrojen yakıt hücresi (hydrogen fuell cell-FCEV) bazı markalar açısından geleceğin hareket sağlayıcısı olarak kabul ediliyor. Bu teknolojiyi basitçe anlatmak gerekirse hidrojen ve oksijenin bir elektrokimyasal reaksiyona girerek elektrik enerjisi üretmesi ve egzozdan su buharı çıkmasıyla tamamlanan bir süreç diyebiliriz. Belli başlı bazı otomobil markaları bu teknoloji üzerinde yılardır çalışıyor.

        REKLAM

        İlk seri üretim tam hibrit otomobil olan Prius’u 1987’de satışa sunan Toyota, hidrojen yakıt hücresi teknoloji üzerinde çalışmaya 1992 yılında başlamış. 2002 yılında ise Highlander modelinin baz alan FCHV sınırlı adetle de olsa üretilmiş. 2010’de FCEV teknolojili otobüs de geliştiren Toyota 2014’te tanıttığı Mirai’yle seri üretim FCEV modeline de imza atmış oldu. 2020’de altyapısına kadar tamamen yenilenen Mirai, Japonya, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde satıldı. Toyota dışında bazı markalarda bu teknoloji üzerinde çalışmalar yürüttü. Örneğin Hyundai, iX35 modelinin FCEV versiyonunu geliştirdi ve kısıtlı sayıda satarak ilkler tarihine adını yazdırdı. Honda ve Mercedes-Benz gibi bazı markalar da bu teknolojiye sahip otomobil ya da ağır ticari araçlar geliştirdi.

        REKLAM

        Peki, hidrojen yakıt hücresi teknolojisi niye elektrikli otomobiller kadar yaygın değil? Burada birkaç sorun söz konusu. Öncelikle hidrojen yakıt hücresinin maliyeti yüksek. Bu da rekabet gücünü çok sınırlıyor. Diğer yandan hidrojen dolum tesisi sayısı çok az. Halen tüm dünyada yaklaşık 1300 dolum tesisi bulunuyor, ki bu da çok yetersiz bir sayı. Yani altyapıda ciddi eksiklik söz konusu. Üstelik hidrojen çok yüksek basınç altında taşınmak ve depolanmak zorunda. Bu da ayrı bir zorluk. Burada 350 bar ve 700 bar gibi çok yüksek basınçlardan bahsediyoruz. Tabii araçların depolarına da bu basınçlarla dolum yapılıyor. Yaygın görülerden bir hidrojen yakıt hücresinin ağır ticari araçlar için daha uygun bir çözüm olduğu yönünde. Zaten Avrupa Birliği’nde alınan bir kararla TIR’ların yoğun kullandığı güzergahlarda 200 km’de bir dolum tesisi kurulması kararı alındı. Böylece altyapı açısından önemli bir adım da atılmış oldu. Bunun bir yansıması olarak Toyota ve Scania bu teknolojide iş birliğine gitme kararı aldıklarını açıkladı. Toyota ve BMW’nin de otomobil tarafında benzer bir iş birliği var ve BMW 2028’de seri üretim hidrojen yakıt hücreli bir modeli satışa sunacağını açıkladı.

        REKLAM

        Toyota ve Scania’nın iş birliği pilot bir uygulama. Scania’nın belirli müşterileriyle yürüttüğü Pilot Partner programının bir parçası olan bu iş birliği için 40 çekici gerçek koşullarda müşteriler tarafından test edilecek. Araçlarda Toyota’nın 300 kW yani yaklaşık 308 HP güç üreten üçüncü nesil hidrojen yakıt hücresi kullanılacak. İlk hidrojen yakıt hücreli Scania çekicilerin 2027 yılının ilk çeyreğinde yollara çıkması planlanıyor. Bu iş birliklerinin artmasıyla ve altyapının gelişmesiyle en azından ağır ticari araç tarafında elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli ticari araçların kıyasıya rekabetine şahit olabiliriz.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ