Mart ayının son haftasında önce ABD’nin ardından da İngiltere’nin getirdiği uçak içi elektronik cihaz yasakları, bu ülkelere seyahat edenleri ciddi şekilde etkiledi. Yasak kapsamında Türkiye’nin yanı sıra Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri bulunuyor.

HANGİ CİHAZLAR YASAK?

İçerisinde akıllı telefondan büyük hacimli pili bulunan tüm cihazların kabin içine alınmasını engelleyen karar sonrasında, içlerinde taşınabilir pilden kablosuz kulaklığa, dizüstü bilgisayardan tablete kadar birçok elektronik cihaz bagaja verilmek durumunda kalacağından, ABD ve İngiltere’ye seyahat edenler isyan etti.

Daha sonra Türk Hava Yolları, yolcuları rahatlatacak uygulamalar başlatarak olumlu bir hamle yaptı. Business sınıfında uçan yolculara güvenli dizüstüler veriliyor. Ekonomi sınıfındakilerde ise elektronik cihazlar güvenli bir şekilde taşınıyor.

BUSINESS'A DİZÜSTÜ, EKONOMİYE İNTERNET

Ben de geçen hafta THY ile yaptığım San Fransisko aktarmalı Las Vegas yolculuğumda bu yasakları fiilen gördüm ve sizlere adım adım anlatayım:

Biletinizi almak için kontuara geldiğinizde, eskiye kıyasla biraz daha sıkı bir güvenlik prosedürü sizi bekliyor. Eskiden bir kişinin kontrol ettiği pasaport için olarca görevli sıraya dizilmiş, vizenizi kontrol ediyor. Daha sonra pasaport bilgileriniz sisteme giriliyor. Tüm bunlar yaklaşık beş dakika sürüyor.

Sonrasında standart bir yurt dışı uçuştan farklı bir işlem yok. Bagajınızı verip, biletinizi alabilirsiniz.

Pasaport kuyruğundan geçtikten sonra standart güvenlik taramasından geçiyor ve gümrüksüz bölgeye geçiyorsunuz. Burada da herhangi bir değişiklik yok.

Uçuştan önce belirtilen zamanda kapıya vardım. Burada yine bir kontrol var, ancak eskiden çantanıza yapılan basit patlayıcı kontrolü yerine, dizüstü bilgisayarınızı açmanız, çalıştırmanız gerekiyor. Diğer elektronik cihazlarınız ve çantanız da kontrolden geçiriliyor ve uçağa alamayacağınız şeylere normalde el konuyor.

İNİŞTE BEKLEME SIKINTI OLABİLİR

Ancak THY ile uçuyorsanız, dizüstü bilgisayarınız, tabletiniz ya da diğer elektronik cihazlarınız darbelere karşı koruyucu, baloncuklu bir plastik ile sarılarak barkod veriliyor. Daha sonra uçağa biniyorsunuz. Eğer bir cihazı verecekseniz, biraz bekleyeceksiniz. Ben dizüstü bilgisayarımı verdim ve zamanında kapıda olup, kuyrukta beklememle yaklaşık 15 dakika sürdü.

Bana bu bekleyişin karşılığında ücretsiz uçuş içi internet hediye ettiler. Eskiye göre uçuş içi internet bağlantısının kapsama alanı genişlemiş durumda. Eskiden birkaç kez, bazıları birkaç saat sürebilen kesintiler olurken, şimdi çok az kesintiyle yaklaşık 13 saatlik uçuşu tamamladım. Hız konusunda ise her havayoluyla aynı durumdalar; mesajlaşıp e-postalarınızı okuyabilirsiniz, uçaktan çektiğiniz fotoğrafı da sosyal ağlara gönderebilirsiniz ama internetten HD video izlemeyi unutun. Zaten bunun için uçak içi eğlence sistemini de kullanabilirsiniz.

Bilgisayar ve elektronik eşyalarınızı uçuş sonrasında ABD’ye indiğiniz noktada, yani ülkeye giriş yaptığınız noktada, bagaj kemerinin yanında kurulan bankolardan alabiliyorsunuz. Benim için bu süre bavulumun gelmesinden kısa sürdü. 5 dakika içinde tüm eşyalarıma kavuştum ve havaalanından çıktım. Ancak yasak başladıktan sonra Londra’ya giden Yayın Yönetmenimiz Barış Erkaya için durum daha farklı yaşandı. Benim uçuşumda barkod okuyucu olmadan 5-6 kişi elle kontrol ederek cihazımı buldular ve cihazı kontrol edip, zararsız olduğunu onaylayarak teslim aldım. Ancak Barış’ın örneğinde, bir barkod cihazı olmasına karşın uzun bir bekleyiş yaşanmış.

UÇAK ALTINA VERMEK RİSKLİ

Bu bekleyişten korkarak bilgisayarınızı bagaja vermenizi de tavsiye etmiyorum. Zira hasar görme ihtimali yüksek, hatta çevremdeki gazetecilerin tecrübelerinden, çalınabileceğine dahi şahit oldum. Elbette zararınızı tazmin yolları var, fakat bilgiyi geri getirmek ya da bilgisayarsız kaldığınız süre çekecekleriniz açısından, bence THY’nin uygulamasını tercih edin. Biraz beklemek zorunda kalsanız bile…

Gelelim yasağın kalkışıyla ilgili haberlere. Etihad’ın Abu Dabi Havalimanından ABD’ye yönelik uçuşlarında bu yasağın kalktığını bugün yazdık. Bunun arkasında yeni tarama cihazları yatıyor. Ancak Abu Dabi Havalimanı, ekstra güvenlik prosedürleri de uygulayarak, ABD’nin Pre-Clearance adını verdiği noktalardan birisi hâline geliyor.

ABU DABİ'YE ADETA GÜMRÜK KURULDU

Dünyada toplam 6 ülkede 15 noktada bu noktalardan bulunuyor. Bu noktalardaki kontrollerden geçen kişiler, kabin içinde telefon, tablet, bilgisayar vb. elektronik cihazları, yani normalde taşınması serbest olan cihazları taşıyabildikleri gibi, bagajlarını da ABD’deki son varış noktasına kadar sorunsuz gönderebiliyor. Yani yolcuya ABD’ye girmiş gibi davranılıyor. Bunun sebebi, bu noktalarda ABD’nin gümrük memurlarının da pasaport ve ülkeye alış işlemlerini yapması.

Atatürk Havalimanı için de bu tarama cihazlarını alındı. Ancak bizim hedefimiz bir Pre-Clearance noktası olmak değil, uçuştaki bu yasaklardan kurtulmak. Yasaklar ilk başladığında New York Times’a konuşan konuyla ilgili bir kişi, birçok havalimanının düşük ABD yolcu kapasitesi sebebiyle bu cihazları almayacağını, tabir cazise bu cihazların az yolcu trafiğiyle kendi masrafını çıkartamayacağını söylemişti. Ben de cihazların modelini, özelliklerini ve fiyatlarını araştırdım.

TÜRKİYE EN MODERN CİHAZI ALDI

Teslimat fotoğraflarından anlaşılacağı üzere L3 ClearScan adlı ürün kullanılıyor. Bu son teknolojili bir cihaz ve kabine alan bagajları taramakta kullanılıyor. Bu cihaz sayesinde uçağa sadece elektronik cihazlar değil, sıvılar da alınabilecek. Ancak hemen heyecanlanmayın, bu, TSA ve havacılık idarelerinin alacağı bir karar. Cihazın saatte 500 bagaja kadar hızlı tarama özelliği bulunmasının ise kuyrukları ve bekleme sürelerini azaltacağı kesin.

Tarama özellikleri ise sabit bir görüntü veren standart tarayıcılardan önde. Üç boyutlu görüntüyü aldıktan sonra dokunmatik ekran ile çevirme, döndürme, zum yapma, nesnelerin içine bakabilme özellikleri bulunuyor. Belirli maddelere karşı alarm verebildiğini ise söylemeye gerek yok.

MALİYETLERİ HERKES KALDIRAMAYABİLİR

Ancak ABD bile bu cihazları tüm havalimanlarında kullanmıyor ve tüm cihazların yerine koyma gibi bir planı da şimdilik yok. Zira bunlar mâliyetli cihazlar. Standart bir tarama cihazına göre yaklaşık dört kat pahalılar. Yani Atatürk Havalimanı’na alınan 2 yeni ClearScan’in, havalimanındaki 8 adet X ışınlı tarayıcı cihazla aynı fiyata geldiği belirtiliyor.

Şu an kullanımdaki cihazlar ve yasak hakkında, bu konularda ilk haberleri yapan ve Haberturk.com Canlı Yayını'nda yasağın ilk günü kamuoyunu detaylı bilgilendiren Habertürk gazetesi yazarı ve Airport Programı Yapımcısı Güntay Şimşek’e ulaştım. Kendisi, ABD’nin yasağı neden koyduğunu bir türlü izah edemediğini, bunun da yasağın sadece belirli noktalara konmasından anlaşıldığını söyledi.

GÜNTAY ŞİMŞEK: YASAK SİYASÎ, KALKACAKTIR

Şimşek, aynı yasağın Avrupa’ya da konulacağı konusundaki söylentileri ise önemsemiyor, zira AB’nin bu konuda toplanarak yasakla ilgili argümanları yetersiz bulduğunu ve kendi bünyesinde uygulatmadığını belirtiyor. Cihazların üç boyutlu röntgen çekebildiği için varolanlardan yetenekli olduğunu söylerken, sektör kaynağım da varolan cihazların metal taraması yaptığını, yenilerin ise plastik patlayıcılara kadar her şeyi tespit ettiğini kaydediyor. Yeni cihazlar şu anda kullanımdalar, ancak bu bir test süreci.

Şimşek, kararın siyasi oluşunun altını çizerken, yasağın kaldırılması için bir bahane de arandığını, ülkemize gelerek kontrol yapacak olan TSA (ABD Ulaştırma Güvenlik İdaresi) yetkililerinin yasağı kaldıracağını düşündüğünü ekledi. Cihazlar da aranan bahane olacak.

Sektör kaynağım da aynı şekilde düşünüyor. Üstelik ona göre ABD yasağının kalkması, İngiltere’yi de etkileyecek. Ancak gelecek hafta gelmesi beklenen yetkililerin kararının ne zaman uygulamada olacağı konusunda maalesef bir bilgi yok.