Prostat kanserinin tedavisinde “Trifekta adı verilen 3 sonuç çok önemli görülüyor. İlki kanserin onkolojik yönden kontrol altına alınması anlamına gelirken, ikincisi hastanın tedavi sonrası ereksiyon sağlayabilmesi, üçüncüsü ise yaşamına idrarını kaçırmadan devam edebilmesi olarak sıralanıyor.

Erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer alan prostat kanseri, üzerinde en çok araştırma yapılan kanserlerden biri. Tanı ve tarama programlarındaki yenilikler prostat kanseri tanısı alan hasta sayısına da yansıyor. Günümüzde tüm dünyada kanser tanısı alan her 4 erkekten 1’nin prostat kanseri olduğuna dikkat çeken Prostat Kanseri Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Faruk Yencilek, “Bu noktada iyi haber, prostat kanserli hasta sayısının artmasına karşın, erken tanı ve tedavideki yenilikler sayesinde prostat kanserine bağlı ölüm oranları yaklaşık yüzde 60 oranında azalmasıdır” diyor.

EREKSİYON SORUNU VE İDRAR KAÇIRMAYA SON

Prof. Dr. Faruk Yencilek, dün gerçekleşen 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü nedeniyle önemli açıklamalarda bulundu. Yencilek, “Erken dönemde (prostata sınırlı ilken) yakalanmış prostat kanserinin tedavisinde, başarı, sadece onkolojik sonuçlarla sınırlı değildir” diyor ve devam ediyor; “Tedavinin başarısında, ‘Trifekta’ adı verilen 3 sonuç çok önemlidir. İlki, onkolojik olarak kanserin kontrol altına alınması. İkincisi, hastanın tedavi sonrasında da ereksiyon sağlayabilmesi, üçüncüsü ise yaşamına idrarını kaçırmadan devam edebilmesi.”

KANSER TARAMASI YETERLİ DÜZEYDE DEĞİL

Türkiye’de her yıl yaklaşık 25 bin erkeğin prostat kanserine yakalandığı tahmin ediliyor. Ancak yeterli düzeyde prostat kanser taraması yapılmadığı için az sayıda hastaya kanser tanısı konuluyor. Tüm dünyada her yıl kanser teşhisi konulan dört erkekten birinin prostat kanseri olduğuna dikkat çekiliyor. Ülkemizde ise ortalama her 12 erkekten biri prostat kanseri tanısı alıyor. ABD’de her yıl yaklaşık 700 bin, AB ülkelerinde ise 350 bin erkeğe prostat kanseri tanısı konuyor. Konuyla ilgili farkındalığın artmasına bağlı olarak, tarama testlerinin daha yaygın olarak yapılması, tanı alan kişi sayısının artmasında çok önemli görülüyor.

ERKEN TANIDA TAM KÜR MÜMKÜN

Prostat kanserini tümör henüz organla sınırlıyken (prostatın dışına çıkmadan) tespit etmek büyük önem taşıyor. Bu aşamada tespit edildiğinde güncel tedavi yöntemleriyle hastalığın tamamen devre dışı bırakılması mümkün olabiliyor. Prostat kanserinin sinsi ilerleyen bir kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Yencilek, “PSA ve düzenli ürolojik kontroller, prostat kanserinin tespit edilme oranını artırdı. Hastalığa bağlı yaşam kayıpları ise bu sayede tüm dünyada yaklaşık yüzde 60 oranında azaldı” diyor.

KANSERİ ERKEN EVREDE YAKALAMANIN YOLU

Günümüzde prostat kanserinin büyük bölümü organa sınırlı iken tespit ediliyor. Organa sınırlı prostat kanseri, organ dışına yayılma potansiyeline göre; düşük, orta ve yüksek riskli olarak üç gruba ayrılıyor. Bu ayrım tedavi yaklaşımını belirliyor. 2010’lu yılların başında, “Multi-parametrik Prostat MR” adı verilen tanı yönteminin kullanılmaya başlanmasıyla, gereksiz prostat biyopsi oranının azaldığı belirtiliyor. Çünkü “Multi-parametrik Prostat MR” sayesinde klinik önemli tümörü görme oranı yüzde 90’a kadar çıkıyor. Böylelikle klinik önemli kanseri erken evrede yakalamak mümkün olabiliyor.

LOKAL HASTALIĞA FOKAL TEDAVİ

Multi-parametrik Prostat MR sonucuna göre sadece hedeften biyopsi yapılarak kanser tanısı koymak mümkün olabiliyor. Eğer kanser organa sınırlıysa ve düşük- orta risk grubundaysa fokal tedavi uygulanıyor. Prof. Dr. Faruk Yencilek, “Lokal hastalığı, fokal tedaviyle iyileştiriyoruz. Son yıllarda yaygın olarak kullanılan fokal tedavide, sadece kanserli dokunun yakılması sayesinde prostata zarar verilmiyor ve olası komplikasyonların önüne geçiliyor. Böylece hastanın hızlı iyileşmesi sağlanabiliyor. Yüksek risk grubunda yer alan hastalarda ise cerrahi tedavi öncelik kazanıyor”diyor.

İMMÜNOTERAPİNİN YERİ SAĞLAMLAŞIYOR

Prostat kanseri, üzerinde en fazla araştırma yapılan kanser türlerinden biri olarak biliniyor. Prof. Dr. Faruk Yencilek, “Düşük- orta risk lokalize kanserde, fokal tedaviler ve sinir koruyucu prostat cerrahisi sayesinde günümüzde hasta, tedavi sonrasında ereksiyon sağlayıp idrarını tutabiliyor” diyor. Prostat kanserinde immünoterapi konusunda da son derece umut verici gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yencilek, “Normalde vücut sistemimiz kanserli hücreyi yenmeye çalışır. Ancak kanserli hücre taktik geliştirir ve kendini, sanki vücudun normal hücresi gibi tanıtacak şekilde bir madde salgılar. Vücudun immün sistemi o maddeyi gördüğünde aldanır ve tümör hücresini normal hücre gibi algılar. Son dönemde yapılan çalışmalarda, immün sistemi kandırmak için salgılanan o madde tespit ediliyor ve hastanın immün sistemi tümöre karşı yeniden eğitiliyor. Kısaca immün sisteme tümörün dost değil düşman olduğu öğretiliyor. Çalışmalar önümüzdeki yıllarda prostat kanserinin tedavisinde immünoterapinin önemli bir yeri olacağına işaret ediyor” diyor.

KORUNMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Prostat kanserini tek başına başlatacak veya engelleyecek bir diyet bulunmuyor. Bu durum prostat kanserinin çoklu nedenleri olmasından kaynaklanıyor. Genetik yatkınlık, ileri yaş ve etnik köken en önemli belirleyiciler arasında sayılıyor. Buna karşın  hem prostat kanserinden korunmada hem de kanser tedavisinde yardımcı olabilecek beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ilgili bazı önemli kurallar bulunuyor. Prof. Dr. Faruk Yencilek, düzenli spor, sağlıklı beslenme gibi genel sağlık için yapılması gereken her şeyin prostat sağlığı için de gerekli olduğuna dikkat çekiyor.

KIRMIZI ETE DİKKAT!

Kırmızı etin içinde bulunan linoleik asidin, başlamış bir prostat kanserinin yayılma hızını artırdığı belirtiliyor. Bu nedenle kırmızı et tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. İkinci önemli noktanın aşırı kilo olduğu belirtiliyor. Yağ dokusu içinde bulunan ‘leptin’ adı verilen protein ve insülin benzeri büyüme faktörü, prostat kanseri gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle aşırı kiloya karşı mutlaka önlem alınması gerekiyor. Ayrıca yağdan zengin ve yüksek kalorili besinlerden de uzak durulması gerekiyor. Diğer taraftan içindeki likopenden dolayı; domates, yeşil çay ve soya grubunun, prostat kanser hücresinin büyümesini azaltan besinler arasında bulunduğunun unutulmaması öneriliyor.