Fenerbahçe - Gençlerbirliği maçı yazar yorumları
Fenerbahçe, Süper Lig'in 30. haftasında Gençlerbirliği'ne evinde 2-1 mağlup olarak Kadıköy'de üst üste dördüncü puan kaybını yaşadı. Spor yazarları, Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçını kaleme aldı
İBRAHİM YILDIZ: KADROYU EROL BULUT MU YAPIYOR?
Fenerbahçe şampiyonluk yolunda büyük bir çelme yedi. Ligin son sırasında bulunan, uzun süredir maç kazanamayan Gençlerbirliği’ne yenilerek sürpriz yaptı. Sarı-Lacivertliler bu sezon yaşadığı iç saha sorununu yine sürdürdü. Beşiktaş maçı öncesi mutlak bir galibiyet alması bekleniyordu. İşler istenildiği gibi gitmedi. Liderle arasında 5 puan fark oldu. Aslında ilginç bir maç izledik. İlk yarı rakibini kendi sahasına hapseden, Fenerbahçe güzel de bir gol buldu. Novak’ın attığı gol sonrası işlerin daha iyi olacağı tahmin edilirken, iki hata sonrası yenilen gol her şeyi altüst etti. Gençlerbirliği bir kez ileri çıktı. Ve golü buldu. Önce Gökhan’ın kaçırdığı top, ardında Altay ile Serdar Aziz anlaşmazlığı ve Serdar’ın eline çarpan top ağlara gitti. İlk yarı 1-1 bitince, doğal olarak Ankara ekibi umutlandı.
"İlk yarını özeti, Fenerbahçe konuk takımın sahasında oynadı. Bir gol buldu. Hata sonrası bir gol de kendi kalesine attı. Oyunun ilk 45 dakikasını izleyenler Fenerbahçe’nin çok rahat kazanacağı konusunda hemfikirdi. Ancak, ikinci yarı çok farklı biri oyun izledik. Öncelikle Gençlerbirliği savunmayı iyi kapattı. Kontra toplarla gol aradı. Bu taktikleri oyunu kazanmaları adına başarılıydı. Hatta biraz dikkatli olsalar, son pasları ve vuruşları iyi yapabilseler tarihi bir skor alabilirlerdi. Peki, Fenerbahçe neden ikinci yarı rakibinin bu taktiği karşısında pes etti? İşte bu sorunu yanıtı bulmak için Erol Bulut’un yaptığı değişiklere ve oyun planına iyi bakmak gerekiyor. Sezon başında bu yana dile getiriler hatta eleştirilen konu, Fenerbahçe’nin bir oyun planı yok şeklinde. Organizasyon ve takım kurmada bir belirsizlik var. Elinde bu kadar iyi malzeme olmasına rağmen doğru dürüst bir oyun oynamayan takımın hocası sınıfta kaldı. İkinci yarı yaptığı değişikler sonuçtan da görüldüğü gibi işe yaramadı"
"Bu oyun anlayışı ile, kim olursa olsun her takım Kadıköy’de puan ya da puanlar alabilir. İşte Erol Bulut’un hatası olarak ortaya çıkan sorunu görmek gerekiyor. Bunu anlamak için çok üst düzey futbol bilgisine sahip olmanıza gerek yok. Kara bulutların bir türlü dağılmadığı Kadıköy’ü kabusa çeviren birinci isim herhalde Erol Bulut’tan başkası değil. En önemli yanlışa gelince, Pelkas iyi bir 10 numara. Bunu tartışmaya bile gerek yok. Erol hoca ne yaptı Pelkas’ı sol kanada mahkum etti. Pelkas’da çizgide vasatın üzerine çıkamadı. Performans olarak sıfırı çekti. İkinci yanlış ise, Novak çıktıktan sonra Caner’i oyuna almadı. İkinci gol ve diğer ataklar bu kanattan geldi. Novak’ın olmadığı hattı kapatmak mümkün olmadı. Durdurulamayan tren gibi Gençlerbirliği buradan atak üstüne atak geliştirdi. İkinci yarı yapılan değişikliklerin amacı herkesi oynatarak sonucu değiştirmeyi istemişti Erol Bulut. Çift santrafor denemesi, elde ki tüm oyuncuları rakip ceza sahasına yığmak sorunu daha da çıkmaz hale getirdi. Kalabalık savunmayı daha fazla kalabalıştırmak rakibin işine geldi. Fenerbahçe forveti bu alanda kayboldu. Etkileri yoktu. İyice eriyip gittiler"
"Açıkçası, Erol Bulut kimi ne için oynattığını kendisi de bilmiyor. Yorulan Sosa’yı oyunda tutması, İrfan Can hamlesinin çok geç olması kendi adına eksi yazdı. Bu kader emeğe, mücadeleye ve maliyete yazık. Sezon bitiyor, ne ideal kadro var. Ne de oyun planı. Deplasmana gelenin sevindiği bir Fenerbahçe hiçbir sezon bu duruma düşmemişti. Şampiyonluğa oynayan bir takımın kendi sahasında 6 yenilgi alması kabul edilecek gibi değil. Bir kez daha söylemek de yarar var. Takımda yer alan forvet oyuncularının hiç biri bu formayı hak etmiyor. Sıradan bir takım oyuncu olabilirler ancak. Erol Bulut’un yanında Volkan, Selçuk, Mehmet gibi eski oyuncular var. Tribünde ise Emre. Merak ettiğimiz bir soruyu sormak da fayda var. Gerçekten bu takımı sahaya kim çıkarıyor?" - HABERTÜRK
ERCAN GÜVEN: REZALET!..
Futbol kitabında “olumsuzluğun” tanımı haline gelmiş ve 52 yıllık “maç kazanamama rekorunu” egale etmek üzere olan Gençlerbirliği karşısında Fenerbahçe’den beklenen, oyun ve skor olarak “kocaman” bir adımdı. Şöyle ses getirecek, rakiplere korku salacak dev bir adım… Hadi canım… Emekleyerek başladı ev sahibi. Sürünerek devam etti. Maç “rezalet” diye tanımlanması gereken bir skorla bitti. “Faili” Erol Bulut’tur; Kadıköy’ün bir suçu yok! 1-0 öndeyken Kadıköy’de 2-1 mağlup duruma düşecek kadar çaresiz ve şaşkındı Fenerbahçe. Durgundu. Hocası da çözüm geliştiremiyordu. Gençlerbirliği’nin galibiyeti ile Kadıköy “fobi”den “kabus”a terfi etti ve muhtemelen şampiyonluk gitti! Oysa, fırsatın katmerlisiydi F.Bahçe’nin önündeki… Kazanırsa ligin zirvesini sıraya dizeceği Beşiktaş derbisinden önce kurguyu/sistemi/taktiği deneyeceği son kostümlü provaydı. Gustavo’su da dönmüş Fenerbahçe öne doğru ve baskılı başladı aslında maça… Ama kısa süreli “sanal” bir baskı! Çünkü Konya’da onu alkışlatan, skor yaptıran temposu yoktu en başta. Bireysel hatalar çoktu.
"Erol Bulut’un her maçta değişen futbolcu tercihleri bu kez “sorun çözemeyen” bir frekanstaydı. Beş futbolcu değişimiyle bile çevrilemeyecek kadar bozuk bir frekans… İlk sorun savunmaya çekilmiş, zaman zaman etten duvar haline gelen Gençlerbirliği’nin “tipik” Kadıköy tavrıydı. Daha büyük sorun ise Fenerbahçe’nin tutukluğu, kontratakta çok kolay avlanır oluşuydu… Savunmasını santra çizgisine kadar çıkarmış ve aile boyu hücum etmeye çalışan Fenerbahçe 35’teki duran toptan Novak’ın attığı kafaya kadar boşuna dolaştı durdu rakip ceza alanı etrafında. Çünkü, zaten iyi gününde olmayan Pelkas sol çizgiye yapıştırılmıştı maç başladığında ve atıl durumdaydı. Hatta içeri girmesi yasaklanmış olmalıydı ki, Novak’ın önünü boşaltamıyor, sol bekin çıkmasına engel oluyordu. 25 dakika Mert Hakan ile yer değiştirene kadar böyle sürdü. Mert Hakan ikinci santrfor gibiydi, görevinde başarısızdı. Osayi’ye açık alan gerekiyordu ki, asla yoktu önünde. Thiam kalabalık Gençlerbirliği savunması arasında çaresizdi."
"Kilidi açamayan Fenerbahçe uzaktan şutları da deneyemiyordu bir türlü. Denese Gençlerbirliği futbolcularının bedenlerinden dönüyordu. Topa sahipti ama çok pas hatasıyla oynuyordu Fenerbahçe… Bu hatalar pozisyonun sonlanmasına en büyük engeldi. Ligin en az gol atıp en çok gol yiyen takımı karşısında galibiyeti dört dakika koruyabildi Fenerbahçe ve soldan koridor bulup sıfıra inen Halil İbrahim’in ortasında Serdar golü kendi kalesine attı. Hem de bir stoper için hayli ilginç ve ancak bir balete yakışacak tuhaf hareketle. Bu kadar zor gol atıp bu kadar kolay gol yemek, tıpkı maçın skoru gibi skandal olsa gerek. Beraberlik Gençlerbirliği’ni iştahlandırınca az daha ikinci golü yiyecekti Fenerbahçe; neyse ki, Lima’yı Altay karşıladı. İlk yarıyı sakatlanan Gökhan-Sangare değişikliği ile bitiren Fenerbahçe Novak ile Thiam yerine İrfan Can ve Samatta’yı monte ettikten beş dakika sonra ikinci golü yedi lig sonuncusu rakibinden. Oysa rakibin ne yapmak istediği ve nasıl önleneceği belliydi. Oysa her pas hatasında Fenerbahçe’den daha üstün oynayan daha rahat çıkan bir Gençlerbirliği vardı sahada"
"Fenerbahçe’de ise işler de düzen de format da akıllar da karışıktı. Sol bek Gustavo mu oldu, yoksa Fenerbahçe üçlü savunmaya mı döndü belli değildi mesela. Erol Bulut maçı Ferdi’nin kurtaracağına hükmetti ve Osayi ile değiştirdi. Süper(!) fikirdi ama Fenerbahçe gol aradıkça boş bıraktığı geride rakibine gol fırsatı yaratıyordu ve maçın sonları “Rus Ruleti’ne” dönmüştü. Maç bittiğinde “Kadıköy şoklarında” bardağı taşıran son damla da düştü, geriye bir maçı eksik liderin altı puan gerisinde “şampiyon adayı Fenerbahçe kaldı! Emeğe de paraya da kadroya da bunca sevgiye de yazık." - MİLLİYET
GÜNTEKİN ONAY: SORGULANMASI GEREKEN ÇOK ŞEY VAR
Son sıradaki Gençlerbirliği’ne yenilen sarı lacivertlilerde anlamsız bir tutukluk ve durgunluk vardı. Fenerbahçe ilk 45 dakika hiç tempo yapmadan Gençlerbirliği’ni hiç sıkıntıya sokmadan adeta yürüyerek futbol oynadı. Sakatlıktan çıkan Luiz Gustavo’nun yanı sıra orta sahanın merkezinde Mert Hakan ve Sosa ile maça başlayan Erol Bulut, Pelkas’ı ise solda görevlendirdi. İlk yarıda topun sahibi olan sarı lacivertliler akan oyunda sadece Osayi-Samuel ile pozisyon buldu. Sosa’nın mükemmel ortasında Novak ile gelen üstünlük sayısı ise bir duran top sonrasında geldi.
"Fenerbahçeli oyuncular 1-0’dan sonra maçı kazandıklarını düşündüler. Gençlerbirliği’nin, şansının yardımıyla ve Serdar Aziz’in kendi kalesine attığı gol ile yakaladığı beraberlik sonrası başkent ekibi Kadıköy’den puan alabileceğine ciddi şekilde inandı. Lima’yla karşı karşıya bir pozisyondan da sonuç alamayan Gençlerbirliği, ikinci yarıda daha cesaretli çıkışlarla Fenerbahçe kalesinde tehlikeler yarattı. Hücumda pozisyon üretemeyen ve çok top kaybeden sarı lacivertli ekip kendi yarı sahasında da çok geniş alanlar bıraktı. Nitekim 63’de Ayite ile 2-1’lik üstünlüğü yakalayan Gençlerbirliği, 3’üncü golü kendisine getirecek fırsatlarda da final işlerini yapamadı."
"Erol Bulut, elinde avucunda ne kadar ofansif oyuncu varsa sahaya sürdü. Cisse-Samatta-İrfan ve Ferdi gibi hücumcuların girmesi de beklenen etkiyi yaratmadı. Son bölümde kalesinde inanılmaz tehlikeler yaşayan sarı lacivertli ekip başkent ekibinin beceriksizliği yüzünden son dakikalara 1 puan umuduyla girdi. Dün 11 maçtır galip gelemeyen, son sıradaki Gençlerbirliği karşısında Fenerbahçe’de anlamsız bir tutukluk ve durgunluk vardı. Gençlerbirliği farklı galibiyeti kaçırırken sarı lacivertli ekibin iç saha kabusu sürdü. Öne geçtiği bir maçta lig sonuncusuna kaybediyorsa F.Bahçe’nin sorgulaması gereken çok şeyi var" - HÜRRİYET
GÜRCAN BİLGİÇ: SERDAR AZİZ İPİ ÇEKTİ
Olayların gelişimi son senelerde bir tekrar dalgası. Golü önlemesi gereken stoperlerin, aslında rakibin asistçisi haline gelmesiyle, "kolayı zora çevirme becerisine" sahip Fenerbahçe. Ligde artık rahat maç olmadığının dersini alırken, problemi çözecek golü de buldular. "Bundan sonra yol açık" diye düşünülürken, kaleye şutu olmayan Gençlerbirliği beraberliği sağladı. Kendi kalene gol atarsın ama böylesine ilk defa tanık oluyorum. Sağında-solunda oyuncu yok, bıraksan top yine sende. Tisserand'ın hatalarını konuşurken, Serdar Aziz'in sakarlığı bu düzeyde affedilemez. Böylesine zorlanırken, üstelik merkezi kapatıp size "çile çektiren" bir rakip varken, bütün takım; yeni baştan maça konsantre olacaktı. Olamadılar.
"Çünkü oyun temposunun düşmemesi için, pasın hızını yükseltmeleri gerekiyordu. Yapamadılar. Bire birlerde şahsi oynamaları vardı. Halbuki boş alana koşularla, topu istemeleri de gerekiyordu. Bir hafta önceki oyun gücüne güvendiler ama neden hep iç sahada kaybettiklerini iyi analiz etmemişlerdi. Her rakip, Kadıköy'e defans otobüsü ile geldi. Bu oyun profili onları hep zorladı, rakipler hep kontradan geldi. Göztepe'de Caner, Antalya'da Tisserand, dün de Serdar Aziz... Rakibe bile fırsat vermiyor Fenerbahçe defansı, iplerini direkt kendileri çekiyor. Bu yenilgi kalan maçlara rağmen umutları tüketen bir darbe. Beşiktaş derbisi öncesinde ellerindeki iddiayı rakiplerine ikram ettiler. Kalan maçlar elbette kimse için kolay değil. Ama kazanmanız gerekenlerde berabere bile kalamıyorsanız, yarışın ilk aktörü de olamazsınız" - SABAH