Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

21 SİNERJİSİ
SERDAR ALİ ÇELİKLER

G.Saray, 21. şampiyonluğa koşuyor. Bu sene yine başka camialarda şahit olamayacağımız bir biçimde 2 başkan ve 2 hoca değişikliği ile şampiyonluk için son 270 dakikasına çıkacak.

Bu koşunun en önemli etkeni bana göre taraftarının yarattığı müthiş enerji. Bu sezona Östersunds hezimeti ile başlayan; oyuncularına 4-5 ay para ödeyemeyen kulübü, bu zamana kadar taraftarı inanılmaz itti. Dün de dahil, 16 iç saha maçının 15’inin kazanılması büyük oranda bu sene herkesten çok 21’i isteyen ve inanılmaz destek veren taraftarı sayesindedir. Bu önemli etken bir yana dünkü maçta G.Saray’ı favori kılan bir başka etken de konsantresiydi. Beşiktaş ise konsantre değildi. Şenol Güneş hala maç öncesi ‘mesaj kaygısı’ndaydı.

Oysa maç başladığından çok net görüldü ki, Beşiktaş daha tok ve ne yaptığını bilen bir takım. Buna karşın 10 numarası olmayan, orta alanda yaratıcı ismi bulunmayan Fatih Terim, Başakşehir maçında olduğu gibi beklerine özel görev vermiş. 5. dakikada belli oldu ki Nagatomo’ya “Q7 nasılsa seni kovalamaz, bolca bindir” demiş Terim. Tıpkı Eboue’nin F.Bahçe maçında; Mariano’nun Başakşehir maçında yaptığı gibi Q7’nin kovalamayı bıraktığı bir anda sadece bir anda Nagatomo Pepe-Tosiç tandeminin de hatasıyla Fernando’ya golü attırdı.

Oysa sadece 1 dakika önce Negredo, bu sene neden hayal kırıklığı olduğunu kanıtlamıştı.

İlk devrede Gomis 2. yarı G.Saray oyununun sinyalini vermişti. Şenol Güneş 2. yarıda dahi kendine gelemedi. Lens hamlesi zaten aşırı yanlıştı ama 2. yarıda Cimbom’un kontra pozisyonlarını da hesap edemedi.

Babel 53’te Maicon’un büyük hatasından eşitliği sağlayamayınca bence maç orada kırıldı. Bahsettiğim sinerji işte bu; Negredo da belki ama Babel’in golü atamamasının temel sebebi o statta yaratılan atmosfer. Tıpkı penaltı kaçıran Gomis’e yağmur gibi gelen destek ile Fransız’ın hemen toparlanmasına yapılan etki gibi.

Aydınus’un Tosic’i atıp Beşiktaş’ı eksiltmesinin ardından bu kez Lens tarafından kovalanmayan sağ bek Linnes 2. golü attırdı ve maç bitti.

 

Fatih Terim’in adeta alamet-i farikalarından olan “bekleri kanat oyuncusu olarak kullanma” taktiği ile ilgili en ufak bir panzehir geliştirmeyen Şenol Güneş’in aklının da fikrinin de Beşiktaş’tan gittiği aşikar.

Bana göre tarihinin en zor şampiyonluklarından birine oynayan Terim ise takımını çok iyi yönetmenin karşılığını bir başka final maçında daha aldı.

Akhisar’dan 3 puanla dönerlerse yüzde 99 şampiyon olurlar.

Beşiktaş ise ligi 4. bitirir. Muhtemelen de Şenol Güneş ile de yollar ayrılır.

Fırat Aydınus fena maç yönetmedi. Belhanda’ya daha 4. dakikada sarı yerine kırmızı kart verilir miydi tartışılır. Ama bence sonrasını iyi yönetti.

NAGATOMO

Başakşehir maçını sağ bek Mariano almıştı, bu maçın da en verimli ismi Japon sol bek oldu.

LENS

Yılın kazığı. Evet, Pepe; Q7; Gönül de iyi oynamadı ama açık ara takımının en kötü ismiydi.

ŞAMPİYON ARTIK BELLİ
HALİL ÖZER

Şunu net olarak söylemeliyim.

Galatasaray buradan şampiyonluk vermez.

Artık ikincilik önemli.

25 yıl Galatasaray’ı takip ettim. Hayatımın büyük bir çoğunluğu bu kulüple geçti.

Ben daha Galatasaray’ın buralardan şampiyonluk verdiğini görmedim.

O yüzden bu kadar iddialı yazıyorum.

Dün maçı sonuna kadar hak ettiler. İnanılmaz mücadele ettiler. Hatta ölümüne futbol kavgası yaptılar. Kötü oynayanlar bile hiç sırıtmadı. Herkes birbirine yardım etti. Seyircinin olağanüstü itmesiyle Beşiktaş’a özellikle oyunun son 25 dakikasında beyaz bayrak çıkarttılar.

 

Tabii ki maçın müthiş kırılma anları yaşandı. Örneğin ilk yarıda Negredo’nun, ikinci yarıda Babel’in pozisyonları maçın kaderini belirledi.

Ben kaçan bu golleri konsantrasyon eksikliğine bağlıyorum. Ve bu yenilginin tek suçlusu Beşiktaş yönetimi ile Şenol Güneş’tir. Güneş’in tüm negatif enerjisi takıma yansıdı.

10 gündür Fenerbahçe maçı ile uğraşıyorlar. 10 gündür rakiplerine laf yetiştirmeye çalışıyorlar. Önlerinde sezonun en önemli maçı olduğunu unuttular. 3 milyon dolarlık Türkiye Kupası’nda yaşananlar için 40 milyonluk Şampiyonlar Ligi’ni feda ettiler. Kader maçını ‘F.Bahçe’ diye diye kaybettiler.

 

Galatasaray belli ki dersini çok iyi çalışmış. Rakibin aklı başka yerdeyken Galatasaray maça huzurlu bir şekilde hazırlanmış. Beşiktaş’ı ezberlemiş. Her şey koordinasyonlu, kontrollü ve planlıydı. Ve bence Terim ustalık döneminin en önemli maçını sergiledi. Açıkçası Şenol Güneş’i köşeye sıkıştırdı ve şah mat etti. Beşiktaş hiçbir varlık gösteremedi.

Aslına bakarsanız kalite bakımından Beşiktaş rakibine oranla daha önde bir takımdı. Ama tabi ne kadar kaliteli olsa da hırs, heyecan, istek olmayınca bir işe yaramıyor. Galatasaray bütün açıklarını üst düzey mücadele ile kapatmaya çalıştı. Yardımlaşma olağanüstüydü. Maçın en kötü gittiği anlarda bile heyecanlarını yitirmediler. Muslera yine mükemmeldi. Rodrigues yıpratıcı, Mariano’nun yerine giren Linnes’in müthiş performansı şaşkınlık vericiydi. Fernando bu takım için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Beşiktaş’ta ise ilk yarı biraz Talisca, biraz Queresma ve biraz da Medel vardı. Hepsi o kadar.

Sonuç olarak G.Saray’ın şampiyonluğu hayırlı olsun dostlar.

MUSLERA

Bu adama bu sezon neler söylendiğine hala inanamıyorum. Böyle bir kaleci bulduklarına dua edeceklerine bir iki hatalı gole söylenmedik söz bırakmadılar. İki maç boy gösterdi, neredeyse şampiyonluğu getirdi. Büyük oyuncu Muslera gibi olur.

ŞENOL GÜNEŞ

Fenerbahçe maçında yaşananları fazla kafaya takmış. Bu net olarak belliydi. Keyifsiz ve isteksizliği futbolcularına da yansımış. Böyle özel bir hocanın bunları yapmaya hakkı yoktu. Koca bir sezonu tek başına heba etti.

BİRİNDE GOMIS VAR, BİRİNDE GOMEZ YOK
UMUR TALU

Yazının başlığı maçlık değil, gol yağdırdığı tam sezonluk.

Galatasaray hırsıyla, Nagatamo, Rodrigues ve Linnes’in hızıyla hak etti. Beşiktaş dağınıklığıyla, Negredo, Lens gibi hayal kırıklıklarıyla boyun eğdi. 10 günde 2 derbide 2 kupadan da oldu! Herhalde Şampiyonlar Ligi’nden de!

Bu iklimde, bir şeylere itiraz adına Beşiktaş’ın sahaya çıkmama kararını duygusallıkla “haklı” bulmuştum. Ancak haksızlığa isyanın tam olması için, Federasyonun “çevir kazı” kararının o parçasına da itiraz olmalıydı: Sus payı niyetine cezası 1 maça indirilen Pepe’yi de oynatmazdım! Zaten golde yoktu! Zaten erken bıraktı!

Osmanlı’yı fetheden İstanbul (Başakşehir) saat farkıyla lider başlamıştı derbiye. İlk dakika Galatasaray’ın hırslı baskı, hızlı atakla çullanacağını gösterdi zaten. Fernando’nun Adriano’ya tabanı radara yakalanmadı. Belhanda’nın dirseği kaçamadı.

Galatasaray çok canlı, bir o kadar heyecanlı; Beşiktaş sakin, bir o kadar donuktu. Donk, Talisca’nın gölgesi, Rodrigues matkap bölgesiydi. Quaresma’nın o sıra Gönül’e gönülden desteği takdire şayandı. Yorulacaktı tabii.

Talisca nöbetçi santrfor olduğu için Atiba’sız orta saha bir eksikti. “En golcü” için katlanılan risk ve lüks işte. Tolgay sık sık kayboluyordu. Etti 2 eksik. 12’den sonra Beşiktaş sağ kanat şişirmeleri gelmeye başladı. O sıra bile Galatasaray 2 kat fazla top yapmıştı.

20’de Negredo müthiş aldı, müthiş heba etti. Gol baskınında Muslera- Gomis-Rodrigues-Nagatamo’nun hepsine birden asist yazmak gerekti. Beşiktaş orta saha ve defansına da! Belli ki Terim Beşiktaş sağ kanadını gözüne kestirmişti.

Beşiktaş zaten santrforsuzdu; olmayan kişi çıktı, 3 kanatlı kontra forveti oluştu. Gomez, Cenk Tosun, Demba Ba maalesef yoktu! Beşiktaş o an (10 günde) iki kupadan olacaktı. Arkadaşlarını topla buluşturamayan Talisca yine topla iyi buluşturdu kafasını. Kale randevuya gelmedi. Üzülmekte haklıydı!

2. yarı Beşiktaş Galatasaray gibi başlamak istedi. Tolgay iyi kaptı, Quaresma soldan çok iyi vurdu, Muslera çok çok iyi kurtardı.

Babel’in yüzde 100 kaçırdığını inanın Negredo kaçırmazdı!

Donk ısrarla kırmızı istedi; hakem kulak asmadı! Sonra Babel, sonra Feghouli (esasen Medel) kaçtı da kaçtı. Top maçın hızına yetişemedi.

Penaltı öyle geldi; gol kaçıra kaçıra, bağıra bağıra. Beşiktaş yine 10 kişiye mahkumken “Direk” kaleye geçti! Az sonra “Matkap” açacaktı kaleyi. Beşiktaş şampiyon olacak ruhtan bu yıl sık sık uzak kalmış, Galatasaray’da ise ruh geri gelmişti!

GALATASARAY

Bilhassa Nagatomo, Rodrigues, sonra Linnes.

BEŞİKTAŞ

Bilhassa Negredo, Tolgay, Pepe, Babel ve ille de Lens. Olmayan Love’u da ekle!

İNANMAMIŞLAR
KARTAL YİĞİT

Beşiktaş ve Galatasaray’ın dışında Başakşehir ile Fenerbahçe’nin de dört gözle sonucunu beklediği sezonun final maçı hakikaten nefesleri kesti. Gollerin, kaçanların, kartların konuşulduğu derbi adına yakıştı. Kazanın son 3 haftada büyük bir avantaj elde edeceği bu önemli doksan dakikada Beşiktaş’ın bu kadar isteksiz, ne yaptığını bilmeyen bir oyun ortaya koyacağını kimse beklemiyordu. Maça beklenildiği gibi Galatasaray, baskı ile başladı. Golü de erken bulunca özgüveni tavan yapan Galatasaray’ın bu baskısını kırmada Beşiktaş başarılı olamadı. Buna rağmen ilk yarıda Negredo’nun boş pozisyonda atamaması dengelerin yerine gelmesine engel olan andı. İspanyol sakatlanınca yerine Lens girince Şenol Güneş, ileriye Babel’i çekip Talisca-Lens ikilisiyle Hollandalı’yı destekledi.

Tabii bir golcünün çıkıp Love’un girmemesi akıllara Şenol Güneş’in artık onu düşünmediğini bizlere gösterdi. Beraberliğin dahi çok yetmeyeceği Beşiktaş ikinci 45’e doğal olarak daha çok ofansı düşünerek başladı. Hemen hemen bütün ataklar Quaresma ile geldi ama bu yerinde değildi. Ancak buna rağmen Babel’in 54. dakikada Muslera ile burun buruna geldiği an belki de Siyah-Beyazlılar adına kırılma anıydı. Babel’in pozisyonu sonrası Galatasaray yeniden silkinip Beşiktaş’ın üzerine sağdan soldan inanılmaz bir şekilde geldi. Gomis’in düşürülmesiyle kazanılan penaltı sonrası Tosic atılınca, ipler tamamen Galatasaray’ın eline geçti.

Pepe sakatlanıp çıktığı için Beşiktaş geriden oyun kurmakta zorlandı. Belki de ilk kez bir derbide bu kadar karakterini ortaya koyamayan, pısırık bir Beşiktaş’ı izledik. Sahada futbolu sanki bilmeyenlerin oluşturduğu bir 11 vardı. Derbide kilit olacak Talisca hayalet gibi dolaşınca göbekten hiçbir atak oluşmadı. En iyisi 2 gol yemesine rağmen Fabri’ydi, anlayın siz artık. Beşiktaş beraberlikte bile son ana kadar şampiyonluğu kovalayacağı derbiden hiçbir şey yapmadan yenik ayrıldı. Bunda da temel sorun oyun anlayışı falan değildi. Beşiktaşlı futbolcular kazanacaklarına inanmamıştı. Bundan sonra Beşiktaş’ı iyi günler beklemiyor. Şampiyonluk derken finişte 4. bile olabilirler, işte en büyük tehlike de bu.

FABRİ

Beşiktaş adına olumlu hiçbir şey yoktu. Kazanmaya inanmadıkları için bu sonuç ortaya çıktı. Fabri kalesinde goller görmesine rağmen farkı önleyen isimdi.

BEŞİKTAŞ

Bu tablodan sonra Beşiktaş’ın artık şampiyonluk için işi çok zor. Bu saatten sonra Galatasaray’ın yanı sıra Başakşehir’in de yarışı bırakacağına inanmıyorum. En büyük tehlike Kartal’ın sezonu 4. bitirmesi.

PENALTI VE KIRMIZI DOĞRU
BÜLENT YAVUZ

Fırat Aydınus sınıfı geçti. Maçın başında Belhanda’nın, Medel’in yüzüne gelen kol müdahalesi, dirseğin sivri yeri olmadığı için maksimum sarı karttır. 64. dakikada Gomis ceza alanına girip Fabri ile karşı karşıya kalmışken Tosic, arkadan iki eliyle omuzlarından çekerek düşürmeye çalışıyor. Kaleci de bir müdahalede bulunuyor. Hakem, top boşta kalınca Rodrigues’in gol atacağı düşüncesiyle devamdan yana yorum yaptı. Ancak netice alınmayınca penaltıya döndü. Tabii penaltıyı verince, Tosic’e de kırmızı kart çıkardı.

Burada Gomis’in bariz gol şansını engellediği için Tosic’e kırmızıyı doğru buluyorum. Ancak atak öncesi Gomis ofsaytta mı, değil mi, çok kritik. Yardımcı hakemin kararına saygı duymaktan başka yapılacak bir şey yok. Zaten yayıncı kuruluş da pierodan belli ki çözemedi. Pozisyonda gol olsa Tosic kırmızıdan kurtulurdu. Hakemin penaltı ve kırmızı kart kararlarını doğru buluyorum. 69’da Lens, Nagatomo’nun ayağına basıyor. Lens sarı almalıydı. Talisca’nın sarısı sınırları zorlasa da hakemin yorumuna katılıyorum.