Tuhaf batıl inanç ve gelenekler!
Farklı ülkeler ve kültürler hangi batıl inançlara sahip biliyor musunuz?
Nüfus oranlarını arttırmak ve tarlalarda çalışacak bireyler yetiştirmek isteylen bu toplum böyle bir karar almış.
Böyle evliliklere 'polyandry' deniliyor. Bir erkek ve bir kadın arasındaki evlilik, tarihten günümüze kadar bilinen standart evliliktir.
BURAYA ERKEKLERİN GİRMESİ YASAK! - Kenya'nın kuzeyinde bulunan Samburu'da bulunan Umoja adlı köyde sadece kadınlar yaşıyor. Cinsel taciz kurbanı kadınlar tarından kurulan köyde erkeklerin yaşamasına izin verilmiyor.
Yerel İngiliz askerlerinin tecavüzüne uğrayan 15 kadın Umoja'yı 1990 yılında kurdu. Umoja'nın nüfusu, kurulmasının üstünden geçen 25 yıl boyunca çocuk yaşta evlenmekten, kadın sünnetinden, aile içi şiddetten ve tecavüzden kaçan kadınların gelmesiyle genişledi.
Köyün kabile reisi ve kurucusu Rebecca Lolosoli, sadece kadınlardan oluşan bir topluluk fikrini bulduğunda kadın hakları konusunda konuşmaya cesaret ettiği için bir grup erkek tarafından dövülerek hastanelik edildi.
Samburu'daki köylerin 5-10 aileden oluşan nüfusunda sadece erkekler köyün önemli sorunlarını tartışır, kadınlara nadiren konuşma hakkı verilir. Umoja'nın ilk sakinleri de izole edildikleri bu Samburu köylerinden gelmiş. O zamandan beri gelen kadınlar, köyde erkek şiddeti ve korkusu olmadan nasıl ticaret yapacaklarını, çocuk büyüteceklerini öğreniyor.
Şu anda Umoja'nın nüfusu 47 kadın ve 200 çocuktan oluşmakta. Köy çok fakir olsa da, kadınlar ve kızlar yemek, giyecek ve barınma ihtiyaçlarını karşıladıkları düzenli bir gelir kazanıyorlar. Gelirlerini, grup liderlerinin yönettiği ve safari turistlerinin ziyaret ettiği bir kamp sitesinden elde eden kadınlar, aynı zamanda köylerini ziyaret eden turistlerden de makul bir giriş ücreti alıyor ve yaptıkları el işi takıları satıyorlar.
Köyün kurucusu Lolosoli yerel erkekler tarafından birçok tehdit alsa ve saldırıya uğrasa da hala kararlı duruyor. Guardian gazetesinden Julie Bindel'e konuşan Lolosoli, köyün kurulmasından beri geçen 25 yılda yaptıkları ve başardıkları işlerden gurur duyduğunu söyledi. Umoja'daki kadın topluluğu aynı zamanda Samburu'nun çevre köylerindeki kadınları da erken evlilik ve kadın sünneti gibi konularda eğitiyorlar.
Köyün resmi karşılayıcısı Memusi, 1998 yılında evliliğinden bir gün sonra kaçtığını belirterek "Babam tarafından 11 yaşında ineklerle takas edildim. Kocam 57 yaşındaydı" derken, 6 yıl önce satılmamak için evden kaçan 19 yaşındaki Judia ise "Hergün uyanıyorum ve kendi kendime gülümsüyorum çünkü etrafım yardım ve destekle çevrili" diye konuşuyor.
Umoja'ya sığınan kadınlardan bir diğeri 3 erkeğin tecavüzüne uğrayan 38 yaşındaki Jane "Çok utandım ve kimseye bunu söyleyemedim. Kocamın annesine söylediğimde ise tecavüzü öğrenen kocam beni sopayla dövdü. Ben de kaçıp buraya geldim" dedi.
Yeniden evlenmek gibi bir planı olmayan Jane "Ben çocuklarımın özgür olmasını ve kimi isterlerse evlenmesini istiyorum" diye ekledi. Jane, destek görmek ve çocuklarını okutmak için köyde kalmayı umuyor.
Umoja'daki birçok kadın artık bir erkekle yaşamayı hayal bile edemediklerini söylüyor. 16 yaşında 80 inekle takas edilen Mary akşam yemeği için pişireceği bir avuç kuru fasulyeyi göstererek "Bu yardımcı kadın topluluğunu asla bırakmak istemiyorum. Fazla bir şeyimiz yok ama ihtiyacım olan her şey Umoja'da" diyor.
KOLLARIYLA BALIK TUTUYORLAR! - Amerika'da her yıl düzenli olarak yapılan 'Oklahoma Okie Noodling Turnuva'sı, balıkçılık meraklıları için özel bir anlam taşıyor.
Amerika'nın bütün eyaletlerinde bu turnuvaya akın eden katılımcılar, girdikleri nehirlerde sadece ellerini kullanarak dev balıkları avlıyor.
Son 11 yıldır dünyanın da en popüler balık avı yarışması haline gelen bu turnuvada yarışmacılar, 3 gün boyunca nehirlerdeki en iri yayın balığını yakalamaya çalışıyor.
AFRİKA'DA BÖYLE AVLANIYORLAR! - Burası Afrika'nın Bandiagara bölgesi, aşırı sıcaklık suları buharlaştırmış, toprakları kuru bırakmış...
Yerliler, bu dönemde çekilen suların içinde kalan balıkları yakalamak için özel bir festival düzenlemişler. Bu güne kadar bu gölden balık avlamak yasak. Göle kutsallık atfedip göldeki balıkları yokluk zamanına kadar korumuş oluyorlar.
Silah sesi ile yarış başlıyor ve herkes göle doluyor, yerliler balık tutma telaşında.
Kalabalık bir insan topluluğunun akın ettiği gölün yüzeyini görmek neredeyse imkansız bir hale geliyor.
'Antogo' isimli bu geleneğe göre bu çamurlu bölgede, sadece 15 dakika içinde bütün balıklar yakalandığı için olay da sona eriyor.
Çamurun içerisinde bulunan balıkları tek tek avlayan balıkçıların bir kısmı balıkları çiğ çiğ yiyor.
HER GÜN AYNI YERDE TOPLANIP... - Birçok kültürde değişik şekillerde var olan güreş Hindistan'da 'Kushti' adıyla anılan geleneksel bir spor türü...
Hindistan'da 'Kushti' adıyla anılan bu geleneksel güreş türü, ağır antrenman ve çeşitli yasaklarla dolu...
Hint güreşçileri, 'Guru' adı verilen bir usta tarafından eğitiliyor.Çoğunlukla kendilerinin hazırladığı bir ekmek türü olan 'chapatti' ile birlikte, süt, badem, yumurta ve hayvansal yağdan oluşan bir yemek listesine sadık kalıyorlar.
Akhara' olarak bilinen güreş alanını oluşturan çamur da içeriği bakımından özel içinde antiseptik olduğuna inanılan yağlar ve baharatlar bulunuyor.
EN TUHAF BATIL İNANÇLAR! - Güney Kore Güney Kore'de yeni eve taşınan ahbaplara ev ziyaretine giderken ne hediye alınacağı konusunda kimse endişe yaşamıyor. İnanması güç ama Güney Kore'de bu ziyaretlerde en popüler hediyeler tuvalet kağıtları ve deterjan...
Zamanında büyük lüks sayılan bu ürünler hediye olarak verildiğinde çok makbule geçiyordu, şimdiyse bu hediyelerin iyi şans ve eve bereket taşıdığına inanılıyor.
ABD'nin bazı bölgelerineki evlerde cadı pencereleri denen pencereler var. Cadıların bu pencereyi kullanıp kocalarını çalamayacaklarına inanılıyor.
Litvanya'da kimse geceleri ıslık çalmıyor. Bunun şeytanları ve cinleri çağıracağına inanılıyor. Bizde de benzer bir inanç var.
Arjantin'de eski başkan Carlos Menem'in adını yüksek sesle söylemenin kötü şans getirdiğine inanılıyor. İnsanlar bu ismi duyunca tıpkı bizdeki gibi tahtaya vuruyorlar.
Kore'de geceleri vantilatör açmanın insanı öldürüleceğine inanılıyor. Kore'de satılan tüm vantilatörlerin zamanlayıcıları var.
Katar'da insanlar evlerindeki örümcekleri asla öldürmüyor çünkü olası yangınları söndürme güçleri olduğuna inanılıyor.
Haiti'de tek ayakkabı giyerseniz, gece vakti yerleri süpürürseniz, karpuzun en uç kısmını yerseniz annenizin öleceğine inanılıyor.
Çin'de 4 rakamı ve sonu 4 ile biten sayıların uğursuz olduğuna inanılıyor. Çünkü, 4 kelimesinin söylenişi Çince'de ölüm kelimesiyle aynı.
Türkiye'de Geceleri Sakız Çiğnemek Hoş Karşılanmıyor. Bunun ölü insanların etlerini çiğnemekle aynı şey olduğuna inanılıyor.
Hindistanlılar perşembe ve cumartesi günleri tırnak kesmenin uğursuzluk getireceğine inanıyorlar.
Brezilya'da çanta ya da cüzdanı yere düşürmek uğursuzluk sayılıyor. İnanışa göre bu durum para kaybedeceğiniz anlamına geliyor.
Vietnam'da öğrenciler muz yemiyor. Çünkü, muz kelimesi ve başarısızlık kelimesi Vietnam dilinde eş sesli.
Japonya'da çocukların geceleri göbeklerini açmamaları gerekiyor. Özellikle yağmurlu geceler fırtına tanrısı Raijin'in gelip göbeği açık çocukları yiyeceği düşünülüyor.
Yemen'de hamile kadınlar bebeklerinin cinsiyetlerini öğrenmek için yılan kullanıyor. Yılan ters düşerse bebeğin kız düz düşerse erkek olacağına inanılıyor.
Danimarka'da kırılmış tabak çanaklar bir yıl boyunca saklanıyor. Özellikle yeni yılda bu parçalar arkadaşların ve komşularının evlerine fırlatılıyor. Böylece eşyaların fırlatıldığı evlere yeni eşyaların alınacağı, ellerine para geçeceğine inanılıyor.
Mısır'da insanlar ellerine makas aldıklarında mutlaka bir şeyleri kesmek zorunda. Ayrıca, bıçağın açık olarak bırakılmasının da kötü şans olduğu düşünülüyor. Kabus gören insanlarsa yastıklarının altına makas koyuyorlar.
Fransa'da yollardaki köpek kakalarına sol ayakla basarsanız iyi şans, sağ ayakla basarsanız kötü şans getirdiğine inanılıyor.
Malezya'da yastık üstüne oturmanın popoda yaralar çıkaracağına ve haşlayacağına inanılıyor.
İspanya İspanya'da "Ne zaman evleniyorsun" sorusu tam bir muamma. İspanyolların inanışına göre, yer süpürülürken süpürge birinin ayakkabısına ya da...
...ayağına değerse, o kişi hiçbir zaman evlenemiyor. İspanya'da ayaklara dikkat etmekte fayda var...
Rusya Rus kültürüne göre, eğer bir şey unutulduğu için eve geri dönülürse evden çıkmadan önce mutlaka aynada kendine bakılmalı. Yoksa dışarıda bütün işleriniz ters gider.
Hindistan Bilgi dünyadaki en değerli şey ve buna Hindistanlılardan daha fazla kimse inanamaz.
İsrailEğer ilk kez bir İsrailli ailenin evine gidiyorsanız alacağınız şey mutlaka ekmek ve tuz olmalı.
Ekmek en temel karın doyuran besin, tuz ise asla bozulmayan çürümeyen ve mikrop barındırmayan bir madde olduğundan çok değerli görülüyor.
Hindistan'da eğer ayağınızda bir kitap, sayfa değer ya da üzerine basarsanız, bu hareket Hinduizm'deki üç büyük tanrıdan biri sayılan Bilgi, Müzik ve Sanat Tanrıçası olan Saraswati'ye hakaret olarak sayılır.
Meksikaİspanyol yünü olan lana, aynı zamanda halk dilinde para için de kullanılan bir kelime.
Çünkü hediye edilen haneye para getireceğine inanılıyor. Daha çok para yani lana istiyorsanız, en güzeli figürü kapının üzerine asmak.
İsveçTahtakurusunu andıran herhangi bir böcek gördüğümüz zaman korkudan sıçrarız. Ama bu böcekler sadece toz akarıysa, görünen o ki onları kollarımızı açıp kucaklamalıyız.
İsveç'te bu böcekler iyi şans anlamına geliyor. Hatta bu böcekleri evinizde bulmanız teşvik ediliyor - bunlardan bir tanesi bile size servet getirmek için yeterli.
İtalyaCorno, efsaneye göre nazara karşı koruma gücü olan, eski bir İtalyan tılsımıdır.
İnsanlar bu muskaları duvarlara veya kapıların üzerine asıldığında iyi şans getirmesi için birbirlerine verirler.
İşin komiği bu sivri boynuzlar, Pompeililerin doğurganlığı artırmak için duvarlarına astıkları penislerden geliyor.
Nazar boncuğu takmak. Bu boncuğu takmanın hiçbir faydası yoktur. Nazar boncuğu takmak günahtır. Bunun nazarı gidereceğine inanmak ise 'a ortak koşmaktır.
Perşembe çamaşır yıkanırsa zengin olunur.Cumartesi çamaşır yıkamak uğursuzluk getirir.
Arife günü dikiş dikmek günahtır ve dikiş diken kadının ölmüş çocuğu varsa onun derilerini diker.
Cenaze çıkan odada 40 gün ışık yakılırsa, ölünün ruhu geldiği zaman karanlıkta kalmaz evini ve odasını daha çabuk bulurmuş.
Cuma günü ezan okuyan müezzine kızın baş örtüsü veya mendili sallatılırsa nasibi çıkar.
Zifaf gecesi gelin ve damat sabunla yıkanırsa sabun acı olduğundan aralarına acı ve ayrılık girer.
Çocuğu yaşamayan kadın yeniden doğum yaptığında 40 evden topladığı parçalarla gömlek dikip çocuğuna giydirirse çocuğu yaşar ve ömrü uzun olur.
Çocuğun göbeği cami duvarına veya avlusuna gömülürse dindar, ahıra gömülürse malcı olurmuş.Ayrıca suya atılırsa huyu temiz, evin içinde bir yere gömülürse gözü dışarda olmazmış.
Bir evden ölü çıkarsa o evdeki su kapları boşaltılır. Eğer boşaltılmazsa Azrail suları ellediği için biri gene ölebilir.
Kısmetin açılması için yeni kesilmiş söğüt dallarıyla yoldan geçenlerin kafalarına vurmak.
Taşı başka bir şey üzerinde gezdirip eğer taş bu şeye yapışırsa dilediğim şey olacak diye inanmak.
Birinin başına bir iş geldiği zaman bu işin kendine gelmemesi için kulağını çekip masaya veya başka bir şeyin üzerine vurmak.
13. CUMA NEDEN UĞURSUZ? - 13. Cuma'nın neden uğursuzluk getirdiği düşünüldüğünden biraz daha karışık. Kimilerine göre 12 sayısı kronolojik bütünlüğün sembolü.
İsa'nın 12 havarisi olması, bir yılda 12 ay bulunması, gündüz ve gecenin 12 saatlik dilimlerle birbirinden ayrılması gibi örnekler bu inancı destekliyor. 13 sayısı bu nedenle düzensiz, tamamlanmamış ve eksik olarak nitelendiriliyor.
Kimilerine göreyse uğursuzluk inancının geldiği hikaye daha farklı. Bu inancın kaynağı Son Akşam Yemeği (Last Supper). İskandinav mitodolojisine göre bu yemek İsa'nın çarmıha gerilmeden önce Havarileriyle yediği son yemek. Efsaneye inanlar o gün masada 13 kişi olmasının kötü şansına inanıyor.
Sadece Cuma gününün uğursuzluğuna inanlar da azınlıkta değil. İsa'nın Paskalya'dan önceki Cuma çarmıha gerilişi, Adem ile Havva'nın yasak meyveyle Cuma günü cezbedilmesi nedenleriyle bugün uğursuz bulunuyor.
Hollanda Sigorta İstatistikleri Merkezi 'nin 2008'deki araştırması diğer cumalar ile kıyaslandığında 13. Cuma'da daha az kaza, hırsızlık ve yangın olduğunu gösterdi. Nedeniyse Hristiyan toplumlarındaki insanların bugünün uğursuzluğuna inanarak daha dikkatli davranması.
İstatistik olarak bugünün kötü etkisinin az olduğu gözlemlense de efsaneye olan inanç hala önemli bir yere sahip. Kuzey Caroline Asheville Stres Yönetimi ve Fobi Enstitüsü, Amerika'da 17'yle 21 milyon arası insanın 13. Cuma korkusu olduğunu belirledi. Fobi'nin Amerika'ya 800-900 milyon dolara mal olduğu belirlendi. Nedeni, bugünde insanların seyahat etmemesi.
13. Cuma ile ilgili filmler de çekildi. İşte 13. Cuma konulu filmler... - Friday the 13th (3+1 bölüm), Friday the 13th: A New Beginning / Friday the 13th Part V (1985), Jason Lives: Friday the 13th Part VI (1986), Friday the 13th Part VII: The New Blood (1988), Friday the 13th Part VIII: Manhattan (1989), Jason Goes to Hell: The Final Friday (1993), Jason X (2001), Freddy vs. Jason (2003), Friday the 13th (2009)
En önemli korku filmi yönetmenlerinden Alfred Hitchcock da 13. cuma doğumlu. Ünlü yönetmen 13 Ağustos 1899 Cuma doğdu.
İtalyanlar için 17. Cuma kötü şans getiriyor. Yunanlar ise 13. Salı kötü şansa işaret ediyor.
Finlandiya 1995'ten beri 13. cumalar Ulusal Kaza Günü olarak kabul ediliyor. 13. cumalarda ülke çapında kazalara karşı farkındalık kazandırılması amaçlanıyor.
REKLAM advertisement1