"Gidin hayatımdan, özür filan istemiyorum"
Gazeteci Ahmet Şık'la "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" adlı yeni kitabından hareketle AKP hükümeti ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki savaş üzerine konuştuk
ABONE OLCemaat’in tüm bu hareketlerinde ortak bir özellik var: Samimiyetsizlik. Üçünde de samimi değillerdi. Bana yönelik suçlamalarda bir samimiyet aramıyorum tabii ki çünkü benimle ilgili süreci planlayanların Cemaat unsurları olduğunu düşünüyorum. Tabii AKP’nin verdiği siyasi destekle birlikte. Son operasyonda da, tutuklanmadan önce de, benim tüm siyasal geçmişim boyunca durduğum yer hep aynı. Arkadaşların durduğu yerde ise bir fark var ama o fark samimiyetten kaynaklanmıyor. Şimdi Washington Post’ta Ekrem Dumanlı’nın yazıları yayımlanıyor. Başta Zaman olmak üzere bütün Cemaat medyasında uzun zamandır basın özgürlüğünün nasıl yüce bir değer olduğu üzerine değerlendirmeler yapılıyor. Hepsinin altına imzamı atarım. Ama Cemaat’in bu demokratik değerleri benimsediği için savunduğunu düşünmüyorum. Çünkü geçmişinle yüzleşmeden bunu yapıyorsan ortada bir problem var demektir. Herkes eteğindeki taşı döksün, sorumluluğu paylaşsın ve itiraf etsinler. İtirafçı olmaktan bahsetmiyorum, özeleştiriden bahsediyorum. Eğer bunu yaparlarsa samimiyetten bahsedebiliriz. Şimdi Ahmet’ten, Nedim’den özür dileme furyası var. Son yıllarda yaşanan süreçteki haksızlıkları biz temsil etmiyoruz ki! Gidin hayatımdan, özür istemiyorum. Çok ahlaksız ve samimiyetsiz buluyorum. Yok “Kullanılmışım”, yok “Aptalmışım” sözlerini bıraksınlar. Aklımla alay etmesinler. Cemaat’in de, AKP’nin de ne olduğunu biliyorum. Beni kandırmak mümkün değil. Kananın da aklından şüphe ederim.