Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ESRA BOĞAZLIYAN - GAZETE HABERTÜRK 

İstanbul’un orta yerinde, Avcılar Yeşilkent Mahallesi’nde yaşanan mahrumiyeti yıllardır bu sütunlara taşıyorum. İmarı olmayan bu koca mahallede yaşayanların çektiği perişanlığı hep gündemde tutuyorum.

Adı yeşil ama bahtı kapkara olan bu mahalleyle ilgili kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse... Yüzlerce bina, binlerce nüfusu var ama imar planı yok. Bu nedenle de ciddi altyapı sıkıntıları yaşanıyor. Örneğin mahallenin tam ortasından, evlerin hemen yanından bir dere akıyor. Yıllar yılı mahallenin kanalizasyonu bu dereye aktı. Kötü kokudan kapı pencere açılamadı.

Çoluk çocuk bu mikrop yuvasının yanından geçmek zorunda kaldı. Gerçi şimdilerde bazı çalışmalar yapıldı ve mahalleliyi çileden çıkaran koku azaldı, bazı bölümlerine de korkuluk yapıldı ne var ki sorunlar bitmedi. Hâlâ derenin önemli bir bölümünün etrafında korkuluk yok. Tabii bu da özellikle çocuklar için büyük tehlike...

Dedim ya Yeşilkent’in sorunlarını yıllardır dile getiriyorum. Her defasında da yetkililerden ‘En kısa sürede problemler çözülecek’ yanıtı geliyor. Gelgelelim değişen pek de bir şey olmuyor. Geçen hafta, Yeşilkent Mahallesi’nin sıkıntıları İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de yansımıştı. İsmail Algül adlı bir meclis üyesi ‘Yeşilkent Mahallesi halkı insanca yaşamak istiyor, imar istiyor’ yazılı pankartlar açmıştı. Bu protestonun ardından Yeşilkent’te neler olup bittiğini görmek için bir kez daha mahalleye gittik.

Şikâyet Hattı ekibinden Can Mete, Yeşilkent’te vatandaşla konuşup dertlerini dinledi. Mahalleli sorunlarını, isteklerini bakın nasıl anlattı: “Yıllarca derenin kokusunu çektik. Artık eskisi gibi koku yok en azından fakat etraftaki korkuluklar tamamlanmış değil. Çocuklar derenin yanından yürüyor. Birisi düşse büyük felaket yaşanır ki geçmişte dereye düşenler olmuştu. Şimdi bir çalışma var. Derenin etrafına yürüyüş yolu yapılacakmış. Kırık korkulukların da tamir edileceği söyleniyor. Fakat kayda değer bir ilerleme yok. Bizim isteğimiz, derenin üstünün tamamen kapatılması. İstanbul gibi bir megakente bu görüntüler hiç yakışmıyor.”