Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

CHP'nin Ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı. Böke "Neden 'Hayır' diyeceksiniz?" sorusuna "Hayır demediğimiz takdirde bugünki fiili duruma ve hukuksuzluğa bir hukuk kılıfı eklenmiş olacak. Ve bugün yaşıyor olduğumuz fiili durum yeni fiili durumlara ve belirsiz durumların ortaya çıkmasına neden olacak." şeklinde yanıt verdi. İşte Selin Sayek Böke'nin açıklamalardan satırbaşları:

NEDEN HAYIR DİYORLAR?

"Her şeyden önce bir fiili durum yaratıp sonra buna anayasa yazmak bu bir demokrasi yoksunluğunun göstergesi. İtirazımız bu yaratılmış olan fiilin durumun kalıcı hale getirilmesi. Zaten teklifi getiren iktidar ve MHP şunu söylemişti bu fiili durumu biz hukuklaştıracağız demişti. Bu anayasa değişikliğinin bize ne yaşatacağı son iki yılda yaşananlar ortaya koyuyor. Demokrasinin tamamen yok ediliyor olması, hukukun yerle bir edilerek ülkeye dayatılıyor olması. Bütün gücü tek elde toplayan bir yapı ile bir kişinin keyfi ile karar verilecek bir düzen vaadediyor. Bu fiilin durum vatandaşın hayatını nasıl yansıyor diye bakınca anlamı var. Son iki buçuk yılda fakirleştik. Fiili başkanlık hukuksuz olduğu için bir fakirleşme ortaya çıkıyor. Çünkü belirsizlik ve istikrarsızlık yaratıyor. Türkiye ekonomisi küçüldü." 

"Tek başlılığı tarif edince yasama, yürütme ve yargıyı bir kişiye toplayınca mal güvenliği ortadan kaldırılıyor. Bir gece KHK ile kimsenin malına el konamayacağını bilemiyoruz. Kararnamelerle yargıyı teslim etmiş oluyoruz. Bu kararnameleri yazacak olan cumhurbaşkanı ile o mecliste ki milletvekilleri aynı partiden olacaklar muhtemelen. Burada karşı çıkılmasını beklemek gerçekçi değil. Güçlendirilmiş parlamenter teklifi verdik meclise. 5 kanunda değişiklik vardı.Tek adamlıktan kurtulacak bir demokrasi kuracaksak bunu partiler içerisinde de kurmalıyız. Bir yasal düzenleme yapıyorsunuz ve ön seçimi uyguluyorsunuz. Fiili yaşadığımız durum Türkiye'ye vaadedileni ortaya koyuyor. Bugünki düzen devam etsin mi diye soruyorlar."

HAYIR DENSE NE DEĞİŞECEK?

"Hayır demediğimiz takdirde bugünki fiili duruma ve hukuksuzluğa bir hukuk kılıfı eklenmiş olacak. Ve bugün yaşıyor olduğumuz fiili durum yeni fiili durumlara ve belirsiz durumların ortaya çıkmasına neden olacak. Hayır çıkarsa biz fiilin durumun hukuka uymasını talep ediyoruz. Ve bu önerilerin demokrasiyi yıkıyor olmasına itiraz ediyoruz."

"20 Ağustos'ta Varlık Fonu kuruldu. OHAL ile Bakanlar Kuruluna istedikleri kamu kurumuna el konuldu. Ziraate, PTT'ye el koydu. Ve bunu Varlık Fonuna devretti. Artık özel şirket aslında. Devlet memurları mevzuatına tabi değil. Kamu kurumlarına tabi değil. Adına Varlık Fonu ile bir kararname ile bir kamu kurumuna el konulmuşsa yarın özel bir şirkete el koyabilir. Bu Ziraat Bankası bir kamu kurumunu ötesinde bir kurum. Bugün kararnamelerler iş yapanlar bunu kalıcı hale koymayı öneriyorlar. Yeni bir alan çıkıyor ve giri bir alan çıkıyor. Fiilen cumhurbaşkanı bir partini genel bakanı olacak, millet meclisi de aynı anda seçilecek. Cumhurbaşkanı ile mecliste çoğunluk olan partinin farklı olması ihtimali çok düşük."

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN DAHA ÇOK İSTİKRAR GETİRECEĞİ İDDİASI

"Koalisyonların istikrarsızlık getirdiği iddiası doğru değil. Türkiye'nin kalkınma değerlerine baktığınızda Türkiye'nin büyümesi koalisyon dönemlerinde artmış. Bu dönemler şeffaf katılımcı bir dönemdir. Kalkınma için katılımcılık ile ortak bir akıl üretilmesi gerekiyor. Korkmamız gereken tek kişinin keyfi ile belirlenen kuralsızlık bana sorarsınız. İstikrarın tarifi öngörülebilir olmaktır. Koalisyonlar bu tereddütü doğurmazlar. Yüzde 50+1 gerçek bir temsiliyet değil yüzde yüzü temsil eden bir kişi olmalı. Meclisten yüzde yüz temsiliyet için barajı kaldırmamız gerekiyor. Yürütme meclisten çıkmış oluyor. Bakanlar Kurulunu istediğin gibi atayabilirsin diyor, sayısını bilmediğimiz cumhurbaşkanı yardımcılarını atayabiliyor. 1 mi,100 mü, 3 mü benim bir fikrim yok oysa bilmem gerekir. Yasama da meclisin yasama faaliyetleri daraltıyor, kararnameler ile yasama yetkisinin önemli bir kısmı cumhurbaşkanına veriliyor. Gri alanda yapılan kanunlar cumhurbaşkanı tarfından yapılacak."

"GÜÇLÜ PARLAMENTER SİSTEM VARSA İNSANİ GELİŞMİŞLİK DAHA YÜKSEK OLUYOR" 

"İki ayrı veriden bakmak gerek. İnsani gelişmişliğe baktığımızda yaşam koşullarına bakınca en gelişmiş 20 ülke arasından 18'i parlamento sistemi ile yönetiliyor. En kötü 20 ülkeye bakınca neredeyse hepsi başkanlık ile yönetiliyor. Neredeyse bize teklif edilen bir sistemle yönetilen ülkeler. Güçlü parlamenter sistem varsa insani gelişmişlik daha yüksek oluyor."

"Yarına dair bir fiili durum tartışması yapıyorsak bugün Türkiye'de en büyük istikrarsızlık darbelerin yaşanması ile ilgili. 2010 referandum sonucunda ortaya çıkan gerçek 15 Temmuz'da yaşadığımız şey oldu. İstikrarsızlığı yaratan şey demokrasi içerisinde koalisyonlar kurmayıp gizli şeffaf olmayan kendi siyasi ihtirasları gizli koalisyonlar kuranlar olması. Biz Türkiye'de demokratik koalisyonlar istiyoruz."

"Teklif edilen sistemde ne var? Yargıyı,yürütmeyi, yasamayı tek bir kişinin elinde topluyor. Bütün kural koyma, kurumları tasarlama yetkisini tek bir kişiye veriyor. İnsanoğlu hata yapabilir. Hata yapmasını denetleyen mekanizmalara ihtiyaç var."

"Bugün yetkiler esasında vekillerde ve vekiller bugün iktidarda olanları denetleyebiliyor. Bu denetim siyasi ve adli denetim. Meclis içerisinde gensoru verme yetkisine sahibiz. Ve gensoru tamamen kaldırılıyor. Polisin elinde silah var caydırı olarak kullanıyor her seferinde o silahı kullanıyor mu ? Gensorunun varlığı da caydırıcı bir niteliği var. Başka bir parça güvenoyu. Hükümeti meclisten çıakrınca güvenoyu da kalkmış oluyor. İsterse cemaate isterse akrabalara görev verebilir."